Vakıf-d3


TRUMP ÖLDÜ, YAŞASIN TRUMPİZM!

DR. FURKAN KAYA 12 Oca 2021

Hiç şüphe yok ki, ABD'nin 45. Başkanı Donald Trump kişisel ve siyasi özellikleriyle başkanlık tarihinin en şahsına münhasır karakteri olarak anılacak.

1812-1814 yılları arasında İngilizler ile yapılan savaşta Washington’daki kongre binası, Beyaz Saray ve birçok önemli yapı işgal edilip ateşe verilmişti. Elbette bu savaş ortamında gerçekleşen bir olaydı. Fakat 6 Ocak’ta seçilmiş başkan Jeo Biden’ın Kongre’de başkanlığının tescilleneceği esnada, Başkan Trump taraftarlarının Kongre binasının önünde toplanıp sonrasında binanın içine girmesi, Amerikan tarihine, hatta dünya siyasi tarihinde yaşanan önemli olaylar arasında üst sıralarda yerini aldı.

Saddam’ın sarayında Amerikan askerinin verdiği poz, Pelosi’nin odasında

Kongre binasını basan protestocuların senatörlerin odasına girmesi, hatta ABD’nin Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin odasında bir protestocunun ayaklarını masaya uzatarak poz vermesi tarihi bir görüntüydü. Neticede bu tip olaylar en son Gül Devrimi esnasında Gürcistan’da, Karabağ hezimeti sonrası Ermenistan meclisinin basılması veya üçüncü dünya ülkelerinde görülürdü. Hatta en benzer görüntü Saddam’ın sarayını basan Amerikalı askerler vermişti. Fakat kaderin bir cilvesi ABD’nin demokrasi ve insan hakları üzerine ahkam kestiği ülkelerden kendisine itidal çağrısı yapılıyor.

Sıra dışı başkan, Donald Trump

Hiç şüphe yok ki, ABD’nin 45. Başkanı Donald Trump kişisel ve siyasi özellikleriyle başkanlık tarihinin en şahsına münhasır karakteri olarak anılacak. Başkanlığı boyunca iç ve dış siyasetteki sıra dışı tavırları, sosyal medyadan ülkesini idare etmesi, Müslüman ülkelere vize yasağı koyması, Meksika duvarını öreceğini söylemesi, İran’la nükleer anlaşmadan çekilmesi ve yaptırım uygulamaya başlaması ile İsrail’e verdiği koşulsuz destek gibi konu başlıkları oldukça büyük yankı bulmuştu. Türk-Amerikan ilişkileri de bu dönemde zorlu süreçlerden geçti fakat Trump, Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan’a olan kişisel beğenisini de zaman zaman ifade etmekten geri durmadı.

Trump nerede?

20 Ocak’ta seçilmiş başkan Biden’ın başkanlık yemini edip ABD’nin 46. Başkanı olarak göreve başlaması bekleniyor. Elbette bu normal şartlar içinde gerçekleşecek. Trump her ne kadar sosyal medyası kapatılmadan attığı son mesajlarında Kongre baskınını kınadığını ve başkanlığı sorunsuz şekilde devredeceğini yazmış olsa da, şu kısa süreç büyük olaylara gebe gibi görünüyor. Örneğin, Trump’ın Washington dışında Teksas da olduğu ve ABD ordusundan bir bölüm tarafından korunduğu iddia ediliyor. Ayrıca Trump, seçim sonuçlarının kendisinin mahkemede yargılanarak kesinleşme isteğini sürekli yineliyor. Çünkü Trump, Biden’ın oyları çaldığını, dijital ve mektup oy pusulalarında hile yaptığını, 1800’lerde doğmuş ölülere oy kullandırdığını iddia ediyor. Bunların bütün delillerinin elinde olduğunu ve mahkemede hepsini ispat edeceğini ifade ediyor.

Artık ne bedeni, ne de ruhu Trump’a ait değil

Joe Biden son TV konuşmasında oldukça gergindi. Kongre baskını sonrası yaptığı konuşmada protestocuları “yerel terörist” olarak nitelendirmesi, kendisinin seçim sonrası yaptığı “bana oy veren vermeyen herkesin başkanı olacağım” mesajını oldukça ters düştü. Çünkü ABD artık önü alınamaz şekilde kutuplaştı ve derin kültürel bölünmenin artık tam da ortasında. Elbette bu mücadelenin ana başlığı küreselciler ve ulusalcıların amansız savaşıdır ama artık ABD’nin fukara, ezilmiş ve Amerikan rüyası dışına itilmiş çoğunluk kabuğunu kırdı ve “Trumpizm” ideolojisi doğdu. Amerikan milliyetçiliğin temsilcisi Trump belki bunu kendi inşa etmedi ama göreve gelirken dindar ve milliyetçi kesimin artık toprak altından fışkıracağını ve kitle kitle büyüyeceğini biliyordu. Artık ne bedeni, ne de ruhu Trump’a ait değil.

Tam da ABD’de seçim sürecine denk gelen pandeminin başladığı günden itibaren Trump, özellikle basın ve sosyal medya tarafından hedef tahtasına oturtuldu. Birçok kez dalga geçildi. Dünya Sağlık Örgütüne maddi desteği keseceğim demesi ve Anthony Fauci ile ters düşmesi, küreselcilerin saldırılarını arttırdı.

Trump’ın değerli yalnızlığı

ABD’deki vaka ve ölüm sayılarının tek sorumlusu ilan edilen Trump tüm itibarsızlaştırma operasyonlarına rağmen seçimlerde 74 milyon gibi rekor bir oyla kaybeden başkan olarak tarihe geçti. Şurası kesin olarak söylenebilir ki, eğer salgın olmasaydı Trump ikinci dönemine çok rahat geçiş yapabilecekti. Bu süreçte yaklaşık 40 milyon ABD’li işini kaybetti ve evsizlerin oranı yüzde 50 oranında arttı. Fakat bütün bunların sorumlusu olarak Trump’ı göstererek imha etme planı geri tepecek gibi görünüyor. Çünkü Trump’ı özellikle siyaseten yalnızlaştırma stratejileri onu sessiz çoğunluğun kahramanı, “değerli yalnızlığa” doğru itmektedir. Trump ister azledilsin, ister hapse atılsın veya ortadan kaldırılsın, “Trumpizm” ve başkanın giymiş olduğu takım elbise artık yoksul Amerikan halkının ulusal sembolü haline gelmek üzere.

Son olarak Beyaz Saray önüne kurulan darağacının yağlı ilmeğinin tamda kubbesine denk gelen fotoğraf oldukça manidardı. Sanki 27 Mayıs 1960 darbesi sonrası demokrasi şehitlerimiz Menderes, Zorlu ve Polatkan’a kurulan darağacı ABD’nin kalbine getirilmişti. Fazla söze gerek kalmadan o fotoğraf gerçekten çok büyük mesaj içeriyor.

Kongre baskını, ABD’nin toplumsal 11 Eylül’üdür

Amerikan rüyası artık sona erdi. Bu ABD’nin gerçek manada toplumsal 11 Eylül’üdür. Fakat nasıl ki 11 Eylül’de dokunulmaz denilen ikiz kulelere saldırı düzenlenebilmiş ve ABD bu bahaneyle Afganistan ve Ortadoğu’yu parçalamışsa, aynı şekilde Amerika’nın adeta mahremi, kongrenin basılması ve kan akmasının tsunami dalgası Avrupa’ya doğru gelecektir. Fakat Biden dönemi ile beraber esas hedef yine Türkiye’nin iç siyasetinin, bazı sinir uçlarının tetiklenerek dizayn etme çabası olabilir. Çünkü Kongre baskının sonuçları sadece Pasifik ve Atlantik arasında kalmayacaktır.