TÜRK BAYRAĞI
03 Ara 2016

Son haftalarda gömleklerimin yakasına Türk Bayrağı rozeti iliştirir oldum. Dostlardan bazıları takıldı; Atatürk rozeti de takacak mısın? Şaşırmakta haklılar, zira hayatım boyunca Türk Bayrağı rozeti takmadım. Peki ne değişti? Ne oldu da, yakama Türk Bayrağı takmak istedim? Bunun cevabı 15 Temmuz'dur. 28 Şubat'ta, Cumhuriyet mitinglerinde, Gezi olayında, Türk bayrağı ile dövüldüm(!) ben. Türk bayrağı, ben ve benim gibiler üzerinde bir sopa olarak kullanıldı. Zaman içinde duygusal bir kopukluk yaşadım. Bu duygusal kopukluk, 15 Temmuz'la vuslata döndü. 

Geçtiğimiz hafta Diyarbakır'a gittim. Yeniler Kulübü’nün organize ettiği “28 Şubat'tan Bugüne Darbeler” programına Gazeteci Ahmet Ay'la birlikte konuşmacı olarak katıldım. 

Bu yaşadığım duygusal dalgalanmayı konuşmamda dile getirdim. Yaşadıklarımın onlar için hiç de yabancı olmadığını gördüm. (Bayrağı nitelerken daha çok “Türkiye Bayrağı” demeyi tercih ediyorlar.) 

Gençler, yıllar sonra ilk kez Türk Bayrağını elimize alıp sokaklara çıktık, gurur duyduk kendimizle dediler. Bu hepimiz için sevinç verici bir gelişme. Toprağımızla bayrağımızla olan gönül bağımız sağlamlaşıyor.

Ama bunun yanında hala eskiden kalma bazı hastalıklarımız devam ediyor. 

Gençlerin şu sözlerini hepimiz düşünmeliyiz.

"Ankara'da ve İstanbul'da patlayan bomba ile Diyarbakır'da patlayan bomba aynı şekilde algılanmıyor. Hayatımız zorlaşıyor. Batıda Diyarbakırlısın o zaman teröristsin algısı var. Bunu yıkamıyoruz. Memleketimizi söyledikten sonra illaki vatanımızı ne kadar sevdiğimizi anlatmak zorunda kalıyoruz. İnsanlar şüphe ile yaklaşıyor. Biz nasihat istemiyoruz, birilerinin bizi dinlemesini istiyoruz."

Genç bir kızın şu sözleri ise bu kadar kışkırtmaya karşı neden Kürt halkının HDP'ye prim vermediğini açıklar nitelikte. 

"Batıda yaşadığım bazı olaylar beni keskinleştirmişti. PKK'nın gerçek yüzünü burada gördüm. Dertleri biz değiliz. Eğer buraya gelmeseydim belki çok farklı bir yola girerdim."

*****

Bu hafta Konya Meram Belediye Başkanı Fatma Toru'nun ev sahipliğinde önemli bir organizasyon yapıldı. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin açılış konuşmasını yaptığı Meclis-i Nisa toplantısında Türkiye’nin yanı sıra Sudan, Suriye, Filistin ve Tunus'tan Aktivist ve gazeteci kadınlar bir araya geldiler. İslamofobi, Suriye ve kadın sorunlarının konuşulduğu Meclis-i Nisa'nın geleneksel hale gelmesinin ve daha geniş katılımlı olarak devam etmesinin uzun vadede etkili olacağı kanaatindeyim.

*****

Bu hafta hepimizi insanlığımızdan utandıran içimizi yakan kül eden bir olay gerçekleşti. Adana Aladağ'da çıkan yurt yangınında 11 çocuğumuz yanarak öldü. Bu cümleyi kurmak bile oldukça ağır geliyor. Acılı ailelere sabır diliyorum. 

*****

Dünyanın gözü önünde bir soykırım yaşanıyor. Halep abluka altında ve siviller ölüyor. Bir annenin ölmekte olan oğluna şehadet getirtmeye çalışmasını izledik. Bir film olsaydı senaryoyu yazanı tebrik ederdim. Zira bundan daha vurucu bir sahne düşünemezdim. Ama oldukça gerçekti. O Halepli annenin çırpınışı hepimizin yüreğini dağladı. Allah hepimize merhamet etsin. Sanırım en çok buna ihtiyacımız var.