TÜRKİYE'DE KRİZ SÜRECİ HANGİ TİPTE OLACAK? V, U, L VEYA W

Pazartesi günü kriz, gerileme-resesyon ve buhran–depresyon kavramlarını tanımlamıştım.

Bugün 2019 yılında Türkiye ekonomisinin serencamını, ekonominin yürüyebileceği patikaları alternatif senaryolar halinde işleyeceğim.

KRİZ TİPLERİ NELERDİR?

İktisatçılar kriz teorisi hakkında ciltler dolusu makale yazmışlardır. Bugün size onları anlatacak değilim. Fakat bugün, iktisadi verilerin grafiğe döküldüğü haldeki görünüşleri üzerinden yapılan sınıflandırmalar üzerinde duracağım. Kriz anlarını gösteren mili gelir büyümesi grafikleri iktisatçılar tarafından alfabedeki harflere benzetilir. Buna göre krizler dört tipe ayrılmaktadır: V, U, L veya W

V Tipi Kriz: Bu tipte krizlerde, ani bir dış veya iç şok ki, bu çoğunlukla maliyet şokudur, vasıtasıyla ekonomi ani bir daralma sürecine girer ama şokun etkisinin geçmesi ile birlikte ekonomi hızla bir toparlanma sürecine girer. Burada şokun hangi iktisadi kaleme geldiğine bağlı olarak, şokun milli gelir büyümesi üzerindeki etkisi 3 ilâ 6 ay arasında (yani 1 ilâ 2 çeyrek arasında) görülür. Bu kriz tipinde en fazla geçici bir gerileme görülebilir. Bu da ”V’nin dip noktasında” bir veya iki çeyrek süren negatif büyüme anlamına gelir.

U Tipi Kriz: Bu kriz tipinde iç veya dıştan gelen negatif bir şok olsa da olmasa da kapitalist ekonominin kendi dinamiklerine bağlı konjonktür dalgasının aşağı salınım safhasını gösterir. Kriz “U’nun aşağı doğru inen kısmında” resesyonun (2 çeyrek boyunca negatif büyüme) ve “U’nun dip kısmında” en az 1 sene (yani 4 çeyrek) süren “negatif veya sıfır” büyüme oranları ile belirlenen depresyon safhası ile karakterize edilir. Krizin başlamasından 1,5 – 2 sene sonra toparlanma safhası başlar.

L Tipi Kriz: İç veya dıştan gelen bir şokla ilk etapta bir gerileme yaşayan ekonomi (L Harfinin dikey kısmı), daha sonra yeniden bir toparlanma sürecine giremez ve uzun süreler boyunca sıfır ekonomik büyüme (L Harfinin yatay kısmı yani uzun vadeli durgunluk) tecrübe edilir. Bu tip krizlerde, ilk negatif şokun etkisiyle girilen resesyondan sonra ekonomi, 2 sene veya daha uzun müddetle sıfır veya çok düşük büyüme oranlarıyla kendini idame etmeye çalışır. Kriz tiplerinin içinde en öldürücü olanı da budur. Firma iflasları ve işsizlik yoğunlaşır. Toplumda iktisadi düzene olan güven hızla azalır.

W Tipi Kriz: W Tipi Kriz U Tipi Krizin bir versiyonudur. Kapitalist ekonominin kendi iç dinamiklerinden kaynaklanan sebeplerle oluşan konjonktür dalgasının dip noktasında herhangi bir geçici dış ekonomik etken veya hükümetin uygulayacağı geçici maliye politikası destekleri ile ekonomi geçici bir iyileşme yaşar gibi olur (W harfinin yukarıya bakan köşesi), ancak daha sonra daha kuvvetli bir şekilde daha sert bir küçülme ile devam eder, (W Harfinin aşağıya bakan ikinci köşesi). 

2019 YILINDA GEÇERLİ OLABİLECEK ÜÇ SENARYO

Şimdi 2019 yılında karşılaşabileceğimiz süreçleri gözden geçirelim. Bu süreçlerin her biri alternatif bir senaryonun geçerli olduğu varsayımı altında ortaya çıkacak sonuçlara bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Burada bu dört tip krizle de karşı karşıya kalabiliriz.

SENARYO I: V TİPİ KRİZ

Türk ekonomisi 2008 Küresel Krizi’nde benzeri bir süreci tecrübe etmiştir. Dünya ekonomisindeki daralmadan dolayı ihracat gelirlerinde ani bir düşüş yaşanmış ve bu daha çok ihracatçı sektörler ve bu sektörlerin yoğun olarak bulunduğu illerimizde işsizlik olarak yansımıştır. Ne var ki, bu şokun bütün ekonomiye yayılmasını önleyen hükümetin o dönemki genişlemeci maliye politikası olmuş ve ekonomi süratle doğal trendine dönmüştür. Ancak, bu dönemle o dönem arasındaki temel fark, o dönemde bütçe açığı yokken, bugün ihmal edilemeyecek bir bütçe açığı bulunmaktadır. Hükümet, eğer benzeri önlemler ile krizin etkisini hafifletmek isterse, bu bütçe açığının katlanmasına ve dolayısıyla cari açığın da tekrar büyümesine yol açar. Eğer hükümetin açıkladığı YEP içindeki önlemler tavizsiz bir şekilde uygulanırsa, büyük ihtimalle bu tip bir kriz yaşanacaktır. Yani 2018’in Dördüncü Çeyreği (Mart’ta açıklanacak) yüzde 3,5-4,5 arası küçülme ve 2019’un Birinci Çeyreği (Haziran’da açıklanacak) yüzde 1 civarı bir küçülmeden sonra 2019 İkinci Çeyrekten itibaren (Eylül’de açıklanacak) toparlanma başlayacaktır.   

SENARYO II: U TİPİ KRİZ

Türkiye benzeri bir krizi 1994 ve daha kuvvetli olarak 2001 kriz süreçlerinde yaşamıştır. Türk ekonomisi 7-8 sene gibi düzenli aralıklarla konjonktürel dalgalanma yaşamaktadır. Bu özellikle küreselleşme süreci ile birlikte belirginlik kazanmıştır. 1972–73, 1980-82, 1987, 1994, 2001, 2008-09 krizleri bu düzenli konjonktürü bize göstermektedir. Ancak, normal olarak 2015-16’da gelmesi gereken dalganın dip noktası 2018-19’a ertelenmiş gibi görülmektedir. Bunun sebepleri ayrı bir araştırma konusu olabilir. Üzerinde duracağımız örnek krizler olan 1994 ve 2001 krizlerinde hükümet krize karşı önleyici maliye politikası tedbirleri alamamıştır. Çünkü, her şeyden önce hükümetin kendisi aşırı borçluydu ve devasa bir bütçe açığı vardı. Bu yüzden ilk resesyon yaşanmaya başladığında 1994 ve 2001’deki hükümetler ilk önce kendi açıklarını kapatacak sıkı maliye politikalarına yöneldiler. Bu ise resesyonu derinleştirip depresyona dönüştürdü.  Bugün, o zamanki kadar büyük bir bütçe açığı yoktur. Hükümet bütçe açığını kararlı tedbirlerle kapatırken bunun toplumsal maliyeti 1994 veya 2001’deki gibi depresyona götürecek büyüklükte değildir.

SENARYO III: L TİPİ KRİZ

Bu tip krizler gelişmekte olan ülkelerde çok rastlanmaz. Neden olarak gelişmekte olan ülkelerdeki hızlı büyüme potansiyeli örnek gösterilir. Ancak olumsuz dış ekonomik şartlar böyle bir gelişmeye yol açabilir: Ekonomik ambargo veya savaş gibi. Türk ekonomisi benzeri bir süreci II. Dünya Savaşı’nda yaşamıştır. 1939-1946 arasında, savaşa girmememize rağmen, ara girdi, sanayi mamulleri ve benzeri birçok temel malda dışa bağımlı olduğumuz ve savaş nedeniyle ticaret kesildiği için ekonomi büyük bir durgunluk içine girmişti. 2019’da böyle bir sürecin gerçekleşmesi, ancak dış ekonomik şartların çok olumsuz olmasına bağlıdır. Görünürde böyle bir süreç ihtimal dahilinde değildir.

SENARYO IV: W TİPİ KRİZ

2019 yılı için hükümetin YEP’ten sapmasına veya taviz vermesine yol açabilecek, dolayısıyla planlanandan daha fazla bütçe harcaması yapmasına sebep olacak iki temel etken bulunmaktadır: Seçimler ve Fırat’ın doğusuna yapılacak harekât. Eğer üç beş belediye fazla kazanayım diye batık firmalar kamu desteğiyle yüzdürülür, maliye politikası gevşetilir ve tasarruf bütçesi delinirse veya Suriye harekâtı beklenenden daha fazla kaynak ve zaman kullanımı gerektirirse, o takdirde, hükümetin bu genişlemeci politikası geçici olarak toplam talepte bir artışa ve büyüme rakamlarında suni bir iyileşmeye yol açar. Ama Suriye harekâtı ve özellikle seçim sonrası, hükümetin bir bahar temizliğine girmesi, yani daha yüksek vergiler, yağmur gibi zamlar, daha yüksek faizlerle ekonomiyi daraltması kaçınılmazdır. Bu ise bize 2019’un Birinci ve İkinci Çeyreklerinde pozitif büyüme oranları sonrasında ise yüzde 5’in üstünde küçülme oranları hediye eder.

Bu dört senaryodan hangisinin gerçekleşeceğini zaman gösterecek. Benim temennim ve beklentim ise Senaryo I’in gerçekleşmesidir.

Hayırlı Cuma’lar.