VFkatilim2


TÜRKİYE'DEN UMUTLU OLMAK İÇİN DERGİLER YETERLİ

1 Mayıs işçinin, emekçinin bayramı, aynı zamanda baharın bu güzel gününde her hangi bir nedenle "çok şükür nefes alıyorum" diyebilen herkesin de bayramı.

1 Mayıs işçinin, emekçinin bayramı, aynı zamanda baharın bu güzel gününde her hangi bir nedenle “çok şükür nefes alıyorum” diyebilen herkesin de bayramı. Bütün Bayramlar  kamusaldır, herkesindir yeter ki kutlamasını becerelim.  Bayram kıpırtısını içinde hisseden herkesin bayram sevinci artsın, eksilmesin diliyorum. Umarım yine sevinçlerimiz kursağımızda kalmaz...Maksat bayram kutlamak değil, Taksim’i kana bulamak takıntısı olanlara da gerçekten acil şifalar diliyorum. Yine mi diye iç geçiren okur-yazarlar için  -malum arife seyran gerek- etrafı yeşermiş kıpır kıpır yaratıcılık ve ümit pınarlarından, Türkiye’de çıkan dergilerden bahsetmek istiyorum.

Popüler medyadaki seviyesizlikler, sosyal medyadaki kepazelikler memleketten ümidini kesmeye meyyal entelektüellerin panik hallerine çoğu zaman tuz biber eker. Gazete büfeleri ve yolcu peronları gibi yerlerdeki bannerler da olmayan asıl medyanın da esin kaynağı olan yazının derinliklerinin veya yazınsal/literal mecraların olduğu bir dergiler dünyası var...Geçen ay vefat eden ünlü düşünür Umberto Eco'da medyanın bu cehaletten pirim yapan halleriyle o özgün kallavi üslubuyla dalgasını geçerdi. Eskiden biz de zaman zaman bunu Haluk Şahin yapardı. Ama artık pek yok...Oysa biraz meraklı olan herkes popüler medya okyanusundan içeri kaçtıkça asıl yazının kaynaklarına, pınarlarına, o ince damarlarına girdikçe o dereciklerde ruhunun nefeslendiğini, tefekkür hücrelerinin canlandığını hissedecektir.

Doğumunun 100. yılını idrak ettiğimiz çağdaş düşünce hayatımızın muhteşem mütefekkiri Cemil Meriç'in bu ülkeden ümit kesilen anlarda her okuryazarın başucunda durması gereken acil oksijen tüpü  olan Bu Ülke kitabında dergiler için “hür tefekkürün kalesi” diyor. Türkiye'de hala bir çok Batılı ülkede olmadığı kadar canlı bir edebiyat-kültür dergiciliği var. Kültür, edebiyat, şiir, müzik, hikaye, felsefe, siyaset, sosyal bilimler, alanlarında düzenli-düzensiz çıkan iyi baskılı veya özenilmiş fanzin dergilerin halihazırdaki sayısı 200'den fazla. Demek ki ülkemizde hüf tefekkürün bu kadar kalesi veya burcu var. Yani memleketin zihin hücreleri pek de boş, vandalisit değil, hem de değerlerine saygılı ...Sözcükler dergisi, IAN(Istanbul Art News)Edebiyat, Türk Edebiyatı'na kadar irili ufaklı epey derginin Nisan sayılarında Behcet Necatigil için doğumunun 100.yılı dolayısıyla özel hazırlanmış. Türk şiirinin kuyumcusuna karşı çok zarif armağanlar sunulmuş. Hala edebiyat dünyasında demek ki vefa yalnızca bir semt adı değil:)) Dergiler alemi gerçekten Nisan yağmurları gibi bol ve berektli ve Mayıs çiçekleri kadar çeşitli renkli. İsimlerine kabaca bir göz atınca bunu görüyorsunuz. Lacivert, Mühür, kahverenkli, cinayşe, ortaşeker, A'mak-ı Efkar, Çoğul, notlar,  biri, melamet,  arka kapak, izdiham, elek, PE 3, hiç, bireylikler, kimisi ilk kez çıkıyor, kimisi bir kaç yıldır...

Bunlar arasında 83 yılı devirmiş 1303. sayısı çıkan aylık edebiyat-kültür ve sanat dergisi Varlık, 13 yılını geride bırakmış 79. sayısı çıkan Yasak Meyve şiir dergisi, İsmet Özel Çelimli Çalımı kapatıyor, yıllardır çıktı çıkacak diye beklediğimiz Osman Çakmakçı Duygu Çağı'nı nihayet çıkarmış. Yine genç şair Nurbanu Turan ve arkadaşlarının ilk sayısını çıkardıkları şiir-hayat-kültür dergisi Apartman, Cemal Süreya Derneğinin 17. sayısını çıkardığı Üvercinka dergisi, Ertan Eğribel ve Ufuk Özcan'ın emek verdikleri 8. sayıya ulaşan Tarih ve Uygarlık/İstanbul Dergisi onlarca şiir ve tarih dergisi Tahtakale piyasası gibi müthiş bir hareketlilik var. Ülkemiz insanının mefkuresinin kılcal damarlarından düşünce, sanat ve kültürel sızıntıları buralarda görmemiz mümkün.

Halihazırdaki Türkiye'de dergicilerin olmazsa olmaz tek adresi tabiki Beyoğlu veya Beşiktaş Mefisto Kitabevi. Fatih'te Ağaç, Beyoğlu-Pandora ve Robinson Curusoe, Harbiye'deki Remzi Kitabevi'ne bir uğrayıverin ve içinizdeki Cemil Meriç'le hür tefekkürün burçlarından alemi seyran ediverin. Ayın son günü de olsa bitmeden kitabevlerinden birine bugünden gidip dergiler alın ve yarın kavgalı kanlı görüntülerle dolu karakutuları hiç açmayıverin, sakin bir köşede bir dergi okuyun...Mayısın ilk günü için iyi fikir değil mi? (önümüzdeki aydan itibaren gazetemizin sayfalarında her ayın 10'u gibi ayrıntılı olarak dergiler hakkında değerlendirme yapacağımızı şimdiden de duyuralım)