TÜRKİYE'NİN UZAY ÇALIŞMALARI: YARIŞTA GECİKİYORUZ , HIZLI OLMALIYIZ

Metin GÜRCAN 27 Haz 2016

Türkiye uzay çalışmalarında nerede? Bu sorunun cevabını araştıracağım ve şu anda olması gereken yerde olmadığımız için eleştirisel yaklaşacağım bu yazıya çarpıcı bir bilgi ile başlayayım.

Türkiye uzay çalışmalarında nerede? Bu sorunun cevabını araştıracağım ve şu anda olması gereken yerde olmadığımız için eleştirisel yaklaşacağım bu yazıya çarpıcı bir bilgi ile başlayayım. Euroconsult 2014 verilerine göre Türkiye’nin 2013 yılı sivil uzay programı harcamaları 67milyon dolar (150 Milyon TL). Örneğin aynı yıl Brezilya’nın sivil uzay harcamaları 505milyon$, Güney Kore’nin 303milyon$ ve Meksika’nın ise 190milyon$. Daha çarpıcı bir bilgi ile devam edeyim: Bırakın ABD’yi ve Rusya’yı yanı başımızdaki İran’ın 2015 yılı havacılık-uzay programının bütçesi 900milyon$. Daha da kötüsü Türkiye’nin 70milyon$’a yaklaşan bütçesinin büyük bölümü tetkik gezisi, konferans, personel giderleri gibi harcamalara ayrılmış durumda. Bu bütçede proje geliştirme, ARGE gibi faaliyetlere ayrılan fonlar ne yazık ki çok kısıtlı. Bir hatırlatma: Sadece bir astronot kıyafetinin bakım kiti ile maliyeti 10 milyon$ civarı.

Türkiye’nin uzay programının kısa tarihi

Türkiye, haberleşme ihtiyacını karşılamak amacıyla 1968 yılında İran ve Yugoslavya uydu istasyonlarını kullanmaya başlamasıyla uzay alanına girdi, 1974 yılında TUBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nde uydudan alınan verilerin bilgisayara işlenmesi ve 1979 yılında ilk uydu yer istasyonunun hizmete açılmasıyla uzay çalışmalarına devam etti. TÜRKSAT Milli Haberleşme Uyduları Projesinin 1994 yılında hayata geçmesiyle de ilk Türk uydusu olan TÜRKSAT-1B,  1996 yılında ikinci uydu TÜRKSAT-1C ve Ocak 2001 yılında da TÜRKSAT-2A yörüngeye yerleştirilmiştir. Bunlar dışında askeri alanda yüksek çözünürlüklü askeri gözlem uyduları edinilmiş. Türkiye uzay alanına uydularla bir giriş yapmıştır. Ancak Türkiye’de uzay çalışmaları her kurumun kendi çabasıyla yapılmakta. Henüz ulusal bir uzay kurumu veya uzay ajansımızın bulunmayışı bazı belirsizlikler ve sorunlara yol açmakta.

Türkiye’de yılan hikayesine dönen ulusal bir uzay kurumu kurma çalışmalarına 1990 yılında başlanmış. Türkiye’deki uzayla ilgili faaliyetlerin koordinasyonu için Devlet Planlama Teşkilatı’nca TÜBİTAK çatısı altında, 22 Haziran 1990 tarihinde Uzay Bilimleri ve Teknolojileri Komitesi (UBİTEK) kurulmuş. Türkiye Uzay Kurumu (TUK) kurma yönündeki TÜBİTAK UBİTEK’in girişimi 1995 yılında sonuçsuz kaldıktan sonra, 1998-99 yıllarında bu kez Ulaştırma Bakanlığı tarafından bir girişimde bulunulmuş ancak bu ikinci girişimde üç toplantıdan sonra bir rapor oluşturamadan dağılmıştır.

Üçüncü ve en kapsamlı girişim, Mayıs 2000 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda Uzay Şube’nin kurulmasının ardından 26 Şubat 2001 tarihli MGK kararı ile Türkiye’deki uzay faaliyetlerinin Başbakana bağlı üst seviyeli bir kurum vasıtasıyla yürütülmesini, gerekli eşgüdümün, teşvikin ve yönlendirmenin sağlanması amacıyla, TUK’nun kurulmasını kararlaştırmış. 02 Mart 2001 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile; Hv.K.K.lığına; ülkemizin uzay ortamından yararlanabilmesi için TUK’nun kurulmasına ait kanun taslağı hazırlama ve teşkilatlanma çalışmalarının koordinatörlüğü görevi verilmiş, ayrıca söz konusu çalışmaların en kısa sürede tamamlanarak, TBMM’ne sevk edilmek üzere, Başbakanlığa gönderilmesi kararlaştırılmış. Alınan görev üzerine çalışmalar başlatılmış, Haziran–Kasım 2001 tarihleri arasında uzay ile ilgili kurum/kuruluş temsilcilerinin katılımıyla yapılan çalışmalar neticesinde hazırlanan taslak; 19 Aralık 2001 tarihinde Gnkur.Bşk.lığına gönderilmiş.  09 Ekim 2003 tarihinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilen taslak kanun tasarısı; bakanlıklar koordinesine sunulmuş, Hv.K.K.lığınca alınan görüşler doğrultusunda, ilgili bakanlıklarla koordine edilerek güncelleştirilmiş ve 11 Ağustos 2004 tarihinde tekrar MSB.lığına gönderilmiş.

Hazırlanan taslak kanun tasarısına göre, TUK'nun, dünyanın bu alanda gelişmiş çeşitli ülkelerindeki uzay teşkilatlarına benzer bir yapıda; tamamen sivil bir kuruluş olmasının yanında, siyasetten uzak, kendi kendine yeterli, icra ve en yüksek seviyede koordine yetkisine sahip bir teşkilat olması hedeflenmekte. Bununla beraber kurumun, bünyesinde ulusal güvenliğe yönelik askeri ve sivil uzay faaliyetlerinin planlandığı ve koordine edildiği bir birimi de kapsaması amaçlanmaktadır.

Bu doğrultuda belirlenen hedeflerin gerçekleştirilebilmesi için TUK’nun; Başbakana bağlı, kamu tüzel kişiliğine haiz, idari ve mali özerkliğe sahip özel bütçeli bir kuruluş olması öngörülmekte. Bir ulusal uzay kurumunun yokluğunda bu boşluğun doldurulmasına kısmen de olsa katkı verecek bir oluşum İTU, HUTEN, TUBİTAK UZAY ve diğer bazı birimlerin girişimleri ile başlamış bulunmaktadır. Uzay Teknolojileri ve Eğitim Birliği (UTEB) adını alan bu gönüllüler birliğine halen 20 üniversite ve 8 diğer kurum üye.  İlk toplantısını Kasım 2011’de yapan UTEB, yılda 3-4 toplantı yapmaktadır. UTEB hem bir bilgi paylaşım ortamı oluşturmakta, hem de yeni projeler ve ortak çalışmalar için bir iletişim ve görüşme platformu görevini görmekte.

Ancak daha önce “Biz 'An'a Yapışırken Uzay Ve Uzay Güvenliği” başlıklı yazımda da belirttiğim gibi, ülkemizdeki anlık gelişmelere yapıştığımızdan ve hayatı dikiz aynasında algıladığımızdan iktidarın değişmesi vb. olaylar nedeniyle yıllardır “kuruyoruz” denilen Türkiye Uzay Kurumu (TUK) ile ilgili hâlihazırda hiç ses yok. Kaldı ki bürokratik olarak bir uzay kurumu kurmak işin en kolay kısmı, önemli olan bu kurumun görevlerinin neler olacağının netleştirilmesi, bu görevleri yerine getirirken ihtiyaç duyulacak yetkilerin verilmesi ve en önemlisi bütçesinin belirlenmesi gibi konular. Kısaca Türkiye’nin 26 senede milli bir uzay kurumu kuramadığı gerçeğini ABD’nin insanlı ay programı olan 8 senelik Apollo programı ile 1969’da aya ayak bastığını not ederek zihinlerinize sokmak isterim. Yani el oğlu 8 senede aya gidiyor ama biz uzay konusunda 26 sene geçti hala kurumsallaşamıyoruz.

Sonuç

Türkiye’nin bir uzay kurumu kurmaktan daha çok ihtiyaç duyduğu konu bir uzay politikası belirlemek. Kurulması planlanan uzay kurumunun öncelikli görevi ülkenin uzay politikasını ortaya koymak olmalı. Uzay politikası oluşturulurken ise öncelikle ülkenin uzay konusunda ki temel anlayışı ve beklentileri belirlenmelidir. Daha sonra ülkenin eğitim, teknoloji, ticaret, ekonomi, güvenlik ve dış politika gibi alanlarıyla ilişkiler kurulmalı. Yani TUK sadece uzay örgütleri ile değil, sanayi kuruluşları, üniversiteler ve sivil toplum örgütleri ile ilişkili olmalıdır. TUK söz konusu politikanın belirlenmesinin yanında, proje planlaması yapmalı ve yapılan projelere finans sağlamalı.

Halihazırda Türkiye’de uzay çalışmaları birçok kurum tarafından müstakil olarak gerçekleştirilmekte ve bu durum teknolojik altyapı da dublikasyona neden olmakta. Bir uzay kurumunun olması, kurumlar arasındaki koordinasyonu artıracağından teknoloji konusunda gayret tasarrufu sağlayacak. Nijerya’nın bile ulusal uzay ajansı olduğu bir dünyada, ne yazık ki Türkiye çok geç kalmış görünmekte. Türkiye uzay alanına girmemiş değildir, ancak ülkedeki her kurumun ihtiyaç duyduğu kadar ve kendi çapında çalışmalar yürütmesi, uluslararası arenada Türkiye’yi temsil noktasında eksikliklere neden olmakta. TUK’un kurulması ile icra edilecek en önemli konulardan biride uzay alanında Türkiye’nin uluslararası arena da temsil edilmesi ve bu temsile bağlı olarak uluslararası işbirliğinin gerçekleştirilmesi olacak.

Türkiye bu aşamadan sonra halihazırda var olan teknolojileri yeniden keşfetmeye çalışarak uzay yarışına giren ülkelerin ayak izlerine bakmak yerine, söz konusu ülkelerin bugünkü konumlarına bakmalı ve bu ülkeler ile uzay konusunda uluslararası işbirliği gerçekleştirmeli. İş birliği gerçekleştirilirken de teknoloji transferi yapılabilmeli ve bu konuda açık olan ülkeler ile uzun vadeli anlaşmalar yapılmalıdır. Bu da ancak doğru bir dış politika ile gerçekleştirilebilir. Teknolojinin keşfetmek yerine öğrenilmesinden sonra uzay alanında özel konular üzerine yoğunlaşılmalı ve bu özel konularda keşifler yapılmaya çalışılmalı. Örneğin her uydu için gerekli olan teknolojiler geliştirilmeli, uzaktan algılama sensörleri üzerine çalışmalı ve en önemlisi uzay nitelikli yazılım geliştirilmeli. Çünkü uzaya gönderilen bir uydunun her parçasının yerli olmasındansa yazılımının yerli olması daha önemli.

TUK’un kurulması ile ilgili Hv.K.K.lığının ilgili birimi tarafından oluşturulan taslak kanun tasarısı 2004 yılında Milli Savunma Bakanlığı ve Başbakanlıkta beklerken; 23 Eylül 2005 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile “kamu kuruluşlarının, araştırma kurumlarının, üniversitelerin, özel kurum ve şirketlerin ihtiyacını karşılamak üzere haberleşme uyduları, gözlem uyduları, bilimsel ve diğer amaçlara yönelik uyduların yurt içinde kurulacak üretim tesislerinde yurtdışı sanayi rehberliğinde üretimi ve entegrasyonu, yurt içinde kurulan ve kurulacak uydu üretim tesislerinde; uyduların ve alt sistemlerinin üretilmesi, entegrasyonu, test edilmesi, uydu ve uzay teknolojilerinde ülke ihtiyaçlarını karşılamak üzere uzman işgücünün yurt içi ve yurt dışında yetiştirilmesi ve istihdamı…” ile Türksat AŞ. yetkilendirilmiştir. Uzay teknolojileri konusunda her türlü yetkinin bir anonim şirkete verilmesi de bana göre hem şaşırtıcı hem de yanlış bir durum.

TUK oluşturulurken ülkenin uzay ile ilgilenen tüm kurumlarını bütünleştirici bir yapıya sahip olmasına önem gösterilmeli. Uzay ile ilgilendiği için yalnızca TSK’nın tekeline bırakılmaması gerektiği gibi yalnızca sivil kurumlara da bırakılmamalı. TUK, genel olarak; sanayi, eğitim, dış politika, teknoloji ve askeri konularda tam bir koordinasyon ve işbirliği sağlayacağından üst düzey yetkiye sahip sivil bir yapıda olmalı. Çünkü her hangi bir konuda belirlenecek stratejik kararlar birkaç kurumun anlaşması ile değil geniş halk kitlelerinin görüşleri alınarak belirlenmeli. Özellikle uzay gibi teknolojik, ekonomik, politik ve askeri sahanın ilgi alanına giren bir konuda her birinin görüşünün alınması zaruri.

Umarım bu yazıda değindiğimiz konulara Ankara’daki karar alıcılar kafa yorar Türkiye’ye yakışmayan bu geç kalmışlık ve stratejik kafa karışıklığı bir an önce giderilir. Bu sayede de Türkiye daha da gecikmeden uzay yarışında layık olduğu yeri alır.

KAYNAKÇA

  1. Ali Kamil, Taşlıcalı, ‘Cumhuriyetimizin 100. Kurulus Yılında Türkiye’nin Uzay Vizyonu Ne Olmalıdır?’ V. Ulusal Üretim Arastırmaları Sempozyumu, İstanbul Ticaret Üniversitesi, 25-27 Kasım 2005.

  2. M. Emin, Özel, Türkiye Bilimsel Ve Teknik Araştırma Kurumu Uzay Bilimleri Ve Teknolojileri Komitesi (Ubitek)’in Kuruluşu Ve Bugüne Kadar Yürüttüğü Çalışmalar.

  3. Yol Haritası Serisi 1: Uzay Ve Havacılık Teknolojileri Yol Haritası, TÜSİAD-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu ve Ulusal İnovasyon Girişimi, 2009.

  4. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Bütçe-2016 Raporu, 08 Şubat 2016.

5.Fuat İNCE, Uzay:Bir İnsanlık Serüveni (Nobel Yayınları, 2015)