TÜRKMEN POTANSİYELİMİZİ NEDEN DOĞRU DEĞERLENDİREMİYORUZ?

Yaşar İÇEN 23 Haz 2019

"Bir ülkenin; güvenliği, huzuru, ileriye doğru yol alması ve dış ilişkilerdeki başarısı sınırları içindeki işleyişine mi bağlıdır yoksa sınır içiyle birlikte dışındaki dostların güçlü varlığına mı?"

Bir ülkenin her anlamda güçlü duruşu, sınır içiyle birlikte sınır ötesindeki güçlü dostlarla mümkündür...

Bu kadar kısa ve net!
Hele ki mevzu kaynayıp kaynayıp dip tutmaya doymayan Ortadoğu ise Türkiye daha temkinli ve dostlarını daha sahiplenici davranmak zorunda.

Ortadoğu’da öne çıkan üç kültür var; Araplar, Kürtler ve Türkmenler. Arapların Türkiye’den yana tavrı belli! Kürtler ile gel-gitler eşliğinde bir türlü diplomatik çizgiye oturtulamayan bir tablomuz var! Türkmenlerle ise eldeki potansiyeli doğru ve etkili kılamama sıkıntımız var!

Suriye ve Irak Türkmenleri Ortadoğu’nun etkili gücü. Bilhassa Irak Türkmenlerinin güçlü duruşunu ve etkili sesini dünya işitiyor da biz gereken hassasiyetle duymuyor ve cevap veremiyoruz!

Çoğumuzun dilinde yer alan “Türkmenler neden birlik olamıyor, neden istenen gücü elde edemiyor, neden fikirde ve zikirde bu kadar ayrışıyor” sorularına ve daha fazlasına katılmakla birlikte göz ardı edilen birkaç noktaya dikkat çekmek istiyorum.
Irak Türkmenleri yüzünü ve gönlünü Türkiye’ye döndükçe maalesef hak ettiği kucaklamayı göremedi! Türkiye’nin Ortadoğu’daki teminatı olan Türkmenlere yönelik kalıcı ve birleştirici politikaları geliştiremedik! Türkmenlerin birlikte yol alabilmesi için hamilik görevini yeterince yerine getiremedik! Ve dolayısıyla Türkmenler birlikte yön bulamadı! Hatta yön bulmaya çalıştıkça birbirine çarpıp zarar verdiler ve vermeye devam ediyorlar!

Ortadoğu’daki Türkmenler ülke bilinci ve disiplini içerisinde değil. Birlikte hareket etmeleri için Türkiye’nin öncülüğüne ihtiyaçları var. Türkiye dengeleri gözeterek birleştirici olmak zorunda! Hele ki son süreçte İran’ın Ortadoğu’daki her noktayı istila etme arzusundaki artışı gördükçe daha dikkatli davranmak zorunda Türkiye!

Türkmenlerin ismi, Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşat Salihi ile öne çıkıyor. Salihi’nin hayatını incelerseniz tepeden gelme bir isim olmadığı görülür. Erşat Salihi ailesiyle birlikte Ortadoğu’da etkili Türkmen varlığına emekler ve bedeller vermiş bir isim. Salihi’yi bazen öfkeli açıklamalarıyla ekranlarda görüyoruz. Kızıyor, öfkeleniyor ve hiç taviz vermiyor ne duruşundan ne de yolundan!
Önceleri her izlediğimde “çok sinirli bir adam” diyerek hemen önyargımın sinyalini veriyordum. Fakat o bölgedeki zorlu işleyişi yakından gördükçe, analiz ettikçe “söyleyene değil söyletene bakmak gerekir” demeye başladım. Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşat Salihi liderlik ettiği kısa sürede büyük kitlelere ulaştı ve Irak Türkmenlerinin dünyaya ulaşan sesi olmayı başardı.

Evet Türkmenler istenen potansiyeli sergilemiyor, hep şikayet ediyor, kendilerini geliştirmeye yönelik istekli değiller...Tüm bu suçlamaları Türkmenlere yöneltirken onları kendimizle ve Türkiye standartları ile kıyaslayarak büyük yanlış yaptığımızı biliyor musunuz? 
Ortadoğu insanının zihin, sosyal, kültürel ve günlük yaşam şartları Türkiye’nin çok ama çok gerisinde. Ben diyeyim elli siz deyin altmış yıl geriden geliyorlar! Çünkü o coğrafya tarihi boyunca savaş, küresel entrikalar, kan ve gözyaşı sellerinden dolayı önünü göremedi. Ortadoğu’ya gün yüzü göstermediler! Güçlünün zayıfı ezdiği değil direkt katlettiği topraklar Ortadoğu! Türkmenlerin her zorluğa rağmen varlığını devam ettirebilmesi bile büyük başarı.

Ortadoğu Türkmenlerinin şartları bu kadar kötü ve İran tehdidi bu kadar aleni iken Türkiye’ye düşen şu; kalıcı, çözümleyici, yapıcı, eğitici, öğretici, hamilik içeren politikaları geliştirmek ve uygulamak olmalı...