ÜÇ AYAKLI TABURE

Serpin ALPARSLAN 01 Mar 2019

Sosyal Sigortalar kurumu 1946 yılında, Sosyal Güvenlik Kurumu ise çok yakın bir tarih olan 2006 yılında kurulmuş.

SGK’nın misyonunda şöyle yazıyor; değişen sosyal güvenlik ihtiyaç ve risklerine karşı toplumu güvence altına alarak güvenilir, kaliteli ve yenilikçi bir anlayışla sürdürülebilir sosyal güvenlik hizmeti sunmaktır.

Çok doğru.

Ancak, toplumumuzun finansal okur yazarlığının etkinliğini artırmak için öncelikle eğitimden geçtiğini herkes bilmektedir. Çünkü, finansal okuryazarlık, finansal kavram, bilgi, temel düzeyde bilgi sahibi olmasıyla kararlar almayı ifade eden ve bu bilgilerini kullanarak etkin kararlar alabilmesini ifade etmektedir. 

OECD’ye göre dünyada 7,5 milyar insan yaşıyor yüzde 71’i günde 10 dolardan daha az parayla yaşıyor ve 1,5 milyar insan açlık sınırında olduğu bilinmekte, yani dünya fakir bir yer.

Dünyada yaşanan küresel finansal kriz, giderek değişen piyasa koşulları, toplumun demografik yapısındaki değişimler, finansal okuryazarlık konusunu her geçen gün gündeme getirmektedir. 

Eğer finansal okur yazarlık konusunda yeterli bilgiye sahip olursanız uzun vadeli birikimde, yatırıma dönük kararlarda ve gündelik yaşamda etkisini görebilirsiniz.

Özellikle alışverişte kredi kartı kullanımından finansal araç ve uygulamalarını kullanmaya kadar hatta geleceğe dönük birikim ve yatırım yapmaya kadar bir de yeni teknolojiye dayalı finansal hizmetlerden yararlanmaya kadar olumlu bir biçimde katkı sağlar.

Kimilerine göre finansal okur yazarlık bireylerin paralarını yönetim şekli ile bilinçli değerlendirmeler yapabilmesi ve efektif kararlar alabilmesi düşünülse bile finansal planlama, problem çözme, karar verme olmak üzere üç ana yetenek üzerine kuruludur.

Ben buna “Üç ayaklı tabure” diyorum. 

Taburenin dördüncü ayağı ise tasarruf ile nitelendiriyorum.

Finansal okuryazarlık yaş ve cinsiyet oranlarıyla değişkenlik göstermektedir. Annamaria Lusardi’ye göre özellikle kadınların erkeklerden, risk çeşitlendirilmesi konusunda daha az bilgili olduğunu ortaya koymuş.

Yani, faiz oranları hakkında yorum yapabilme, enflasyonun etkilerini algılayabilme, risk kavramını ve çeşitliliğini algılayabilmeyi temel finansal okuryazarlık içinde değerlendirirken; hisse senedi piyasası, fonlar, bono fiyatları ve faiz oranları ile ilgili hesaplamaları gelişmiş finansal okuryazarlık kapsamında değerlendirmektedir.  

Ben böyle düşünmüyorum kadınlarımıza da bu eğitim ve finansal alanda yetki verilse hakkını verebileceklerini düşünüyorum.

Öyle ki evde nasıl tüm alışveriş ve ödeme planını mutfak giderlerini kadın yapabiliyorsa uç ucuna bile olsa yetirebiliyorsa bir tahıldan birçok değişik yemek yapma yeteneğini gösterebiliyorsa imkanları olabilse her şeyi yapabileceğine inanıyorum.

Tıpkı, tek zaafı tekstil giderlerinde kadının kimyasında olduğunu bildiğim gibi…

Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca yapılan "Tüketici İsrafın Boyutlarının İncelenmesi" araştırmasında, bir anket yapılıyor ve ankette düzenli tasarruf yapıyor musunuz, sorusuna 

Türkiye’nin yüzde 14’ü tasarruf yaptığını belirtiyor ancak düzenli tasarruf yapanların sayısı ise yüzde 8.

Diğer soru ise; neden tasarruf yapmıyorsunuz? Cevaplar ise komik Mısır’dan halam gelecek gibi film gibi cevaplar alınıyor.

Ortalama yaş ömrü 80-95 yaş aralığında olmasına rağmen  emeklilikte rahat bir yaşam sürecek misiniz, sorusuna yüzde 10’nu evet derken yüzde 90’ı emin değilim diyor ama aynı zamanda önlem de almıyor.

Dar gelirli için tasarruf yapın demek elbette kolay değil ama tasarruf tabi sadece para biriktirmek değil giderlerinin de daha ekonomik kullanılması gibi mesela tozlanan lamba ışığın yüzde 50’sini yutar. Dolayısıyla lambaların tozunu alarak gereksiz bir harcamadan kurtulabilirsiniz.

Veya; 

Çamaşırlarınızın çok kirli değilse uzun değil kısa programları kullanın ve çamaşır makinesi tam dolmadan çalıştırmayın.

Televizyon, DVD, bilgisayar, telefon şarj cihazları gibi aletlerin, sürekli prizde takılı olmaması da gerekiyor. Küçük miktarlar gibi görünse de hepsi toplandığında kayda değer bir ödeme olarak karşınıza çıkar.