UEFA'DA İNGİLİZLER VE ALMANLAR NE DERSE O OLUR

Micheal KUYUCU 10 ub 2019

Türkiye'nin ilk ve tek futbol ekonomisti olan bu alanda beş kitaba imza atan Tuğrul Akşar, katıldığı UEFA'nın EURO 2024 kararını alıştırdı.

Akşar: “UEFA'da Almanya'nın çok ciddi bir lobi yapma gücü var. Bunlar 1,5 yıl önce gündeme geldiğinde bize vermeyeceklerini zaten biliyordum. Bunun çeşitli sebepleri var. Sosyo ekonomik faktörler önemli. Ekonomik olarak baktığımızda bu organizasyonlar Türk ekonomisine daha çok yük getiriyor. Türkiye para kazanmazdı. UEFA'da İngilizler ve Almanlar ne derse o olur. O kadar net. Onun dışındaki her şey tiyatrodur ama görsel olarak demokrasi ne derse o olur.” diyerek UEFA’nın iç yapısını eleştirdi. Tuğrul Akşar Türk futbolunun yaşadığı sorunları bakın nasıl anlattı:

“Paramız var ama sportif performansımız yok”

Türk futbolu parasal büyüklük olarak Avrupa’da önemli bir yerde. 26 milyarlık Avrupa futbol pazarı içerisinde yaklaşık 700 milyon EURO’luk gelirimizle, bugün Avrupa futbol pazarında yüzde 2.6 payımız var. Avrupa’da UEFA’ya 54 üye ülke olduğu düşünülürse, 5 büyük lig zaten Avrupa futbolunun toplam yüzde 58’lik gelirini kendi aralarında üretiyor. Geri kalan 49 ülkede, geri kalan yüzde 42’yi paylaşıyor. Buradan 5 büyük ligi çıkarttığımızda, ülke başına düşen gelirden pay alma yüzde birin altına düşüyor. Dolayısıyla 2.6 çok iyi. Bizim sıkıntımız; parasal gelir elde ediyoruz, ama bunları iyi yönetemediğimiz için alt yapılanmamız ve üst yapılanmamızda yaşadığımız sorunlar nedeniyle sonuç çıkmıyor. Paramız var ama sportif performansımız yok. 

“Fair Play, haksız rekabetin önüne geçmeyi amaçlamıştır”

Finansal Fair Play aslında bir futbol dışı fonların, futbol kulüplerine girmesinin önünü kesmeyi amaçlamıştır çünkü özellikle Fransız ve İngiliz kulüpleri yurt dışında birtakım sponsorlar aracılığıyla ciddi bir parasal gelire ulaştılar ve o parasal gelirle çok büyük futbolcu ve teknik adamları transfer edip haksız rekabete ulaştılar. O yüzden UEFA dedi ki, “Bundan sonra finansal Fair Play ile futbol dışı fonlarla girişlere izin verilmeyecek.” Bu birinci madde. İkincisi, futbol kulübü eğer bir şirket ise şirket ortaklarının, dernekse başkan ve yöneticilerinin kulübe koymuş oldukları paralarının 2022 yılına kadar iadesi söz konusu olacak. Üçüncüsü de futbol kulüplerinin giderlerinin, özellikle oyunculara, teknik adamlara ödenecek ücret, maaş ve primlerin toplam giderlerin yüzde 75’inden daha fazla olmaması gerektiği kuralı. 3 tane temel konu getirdiler daha sonra ise yıllık zarar koşulu getirdiler.

“Futbol kulüpleri yöneticilerinin hesap verme sorumlulukları yok”

Futbolumuzdaki sorunların çözümüne uzun vadeli stratejik yaklaşımlarla ulaşmamız lazım. Bugün Türk futbolu net borçlu. Türkiye’de futbolun ana sponsoru devlet olduğu için Türk futbolu kendi dinamiklerinden bağımsız olmayan bir gelir yaratıyor. Bizim futbol kulüplerimizin sportif performans koyabilmesi için öncelikle sürdürülebilir bir mali yapıya sahip olmaları lazım. Futbol kulüplerinin yöneticilerinin sorumluluğunun olması lazım. Milyonlarca dolar harcama yetkileri var ama hesap verme sorumlulukları yok. Futbol kulüpleri dernek statüsünde de olsa, şirket statüsünde de olsa, kurumsal yönetimin ve yönetişimin, futbol kulüplerimiz için egemen örgüt modeli haline getirilmesi lazım. Denetlenebilir, hesaplanabilir, şeffaf ve herkese karşı bir sorumluluğu olacak futbol kulüplerinin. Mutlaka futbol kulüplerimizin kulüp yönetimlerinde olan kişilere sorumluluk getirilmeli, şirketleşmek lazım. Bugünkü futbol federasyonu yapılanmasının değişmesi lazım. İktisadi mali konularda bu işleri ehliyetli, işi bilen, finanstan ekonomiden anlayan insanlar yapmalıdır. Diğerleri finansal işlere karışmamalıdır. Bugüne kadar gördük ki biz bunları da yapsak futbol kulüplerimize çeki düzen veremiyoruz. O zaman ayrı bir üst kurul oluşturulması lazım. Futbol kulüplerimizin ortalama seyirci sayısı çok düştü. Seyirci gitmeyince parasal gelir yaratmakta zorlanıyorsunuz. Bu kurulacak finansla futbol üst kuruluyla yapılandırılmış ürünler çıkarılabilir. Krediler tasfiye edilebilir. Bütün bunlar uzun vadeli planlamayı gerektiriyor.

Ajda klasiğine klip çekti

Başarılı oyunculuk kariyerine “Aykut Gürel Presents Gökçe Bahadır” adlı proje albümündeki performansı ile yorumculuğu da ekleyen Gökçe Bahadır, albümünün ilk şarkısını albümde yer alan “Sana Doğru” adlı şarkıya çekti. İlk olarak Ajda Pekkan’ın 1983 yılında yayınlanan “Süperstar 83” albümünde seslendirdiği şarkıyı cover’layan Göke Bahadır’ın klibi 16 saatlik bir çekim sonucunda 8 farklı kamera kullanılarak çekildi. Klipte Gökçe modern görüntüsü ve başarılı beden diliyle dikkatleri çekiyor.

Cem Karaca anısına

Rock müziğinin duayen müzik yorumcusu Cem Karaca 14 Mart günü özel bir konserle anılacak. PSM’de yapılacak “Cem Karaca Anısına” adlı konserde Sinema Senfoni Orkestrası Cem Karaca klasiklerinin senfonik düzenlemeleri ile sahne alacak. Konserde Evrencan Gündüz konuk sanatçı olarak sahne alacak. Anma konserleri çok güzel oluyor. Hele bir de senfonik orkestra oldu mu olay daha da büyüyor. Güzel bir müzik dinletisi eşliğinde Cem Babayı hatırlamak isteyenlere tavsiye edilir.

Los Angeles’ta klip çekti

Murat Dalkılıç, söz ve müziği Ara Akan’a, aranjesi Öğünç Başara ve Ara Akan’a ait olan ‘Son Liman’ isimli yeni şarkısını müzikseverle buluşturdu. ‘Son Liman’ isimli şarkının klibi ve tanıtım fotoğrafları Cem Talu tarafından Los Angeles’ta çekildi.

İki dev marka buluştu

Tematik müzik yayıncılığında Türkiye'nin önemli medya gruplarından biri olan Number1 Medya Grubu, ABD'li ünlü medya gurubu Fashion One TV International ile ortaklık antlaşması yaptı. Bu anlaşma ile birlikte 122 ülkede yayın yapan Fashion One TV International, Türkiye pazarına Number1 Medya Grubu'yla yüzde 50 ortak olarak adım attı. New York merkezli Fashion One, uluslararası moda, eğlence, life style kanalı ve uluslararası moda sektörünün en büyük içerik sağlayıcısı. Number1 Medya Grubu ise 3,4 milyon erişimiyle Türkiye'nin en güçlü gençlik, müzik ve life style yayın grubu olarak dikkatleri çekiyor. Bu birleşme ile moda yayıncılığının daha da güzelleşeceği kesin. Bu stratejik ortaklık sayesinde ayrıca Türk turizmi ve tekstili dünya pazarlarına açılma şansı yakalayacak. Fashion One TV'nin uluslararası içeriği de Türk izleyicisiyle buluşma fırsatını bulacak. Kim ne derse desin bu buluşma Türk kültürünün dünyaya açılması konusunda önemli bir adım.

Fashion One Group CEO'su Ali Gürsoy bu markanın Türkiye yatırımı ile ilgili: “Ekonominin yeniden hareketlenmesi sonucu, Türk pazarına girmemiz için en doğru zaman. Türk moda piyasası, tasarım ve üretim açısından, hem yerel hem de uluslararası pazarda yeniden büyümeye başladı. Bu açıdan, sektörün en iyi içeriklerini Türk izleyicisiyle buluşturmak için sabırsızlanıyoruz. Türkiye'ye adım atmamız, uluslararası büyüme stratejimizin bir parçası.”   Türk medyasının en çok ihtiyaç duyduğu şey yabancı sermaye. Yabancı sermayenin Türkiye’ye yatırım yapması, Türkiye’yi küresel platformda daha da güçlü ve prestijli hale getirecektir, ayrıca kültürün promosyonunda da önemli bir avantaj olacaktır.

Cengiz Kurtoğlu klasiğini cover’ladılar

Passnote ‘Duyanlara Duymayanlara’ adlı Arabesk-Fantezi klasiğini cover’ladı. Cengiz Kurtoğlu’nun önemli bir klasiği olan aranjörlüğünü Kamil Atik’in yaptığı, master ve mixing’ini Özgür Yurtoğlu’nun gerçekleştirdiği, yönetmenliğini Erkin Tayhani’nin üstlendiği “Duyanlara Duymayanlara” şarkısının klipi Türkiye’nin en büyük müzik platformu olan Power Group kanalları aracılığı ile müzik severle buluştu. Passnote hem çok sevilen bir şarkıyı cover’layarak hem de o şarkıyı Power Group aracılığı ile müzik dinleyicisine sunarak çok doğru bir iş yaptı.

Bir Nev-i Alaturka 2 piyasada

Kendine has özel tarzı ile müzik piyasasında farklılaşmayı başaran Nev alaturka şarkılar seslendirdiği tematik albümünün ikincisini hazırladı. İlki 2010 yılında yayınlanan albümün ikincisinde Nev; eşsiz Türk Sanat Müziği eserlerini  pop rock ve geleneksel tavırlara uygun olarak yeniden yorumladı. Fotoğraflarını Candaş Arın’ın çektiği albümün ilk video klibi; söz ve müziği Meral Güney’e ait ‘Sevdalarım’ şarkısına İmre Haydaroğlu yönetmenliğinde çekildi. Nev çok yetenekli ve duruşu olan bir yorumcu. İlk albümünden itibaren takip ediyor ve severek dinliyorum. Bir süredir suskunluğa girmişti böyle bir tematik albümle geri dönmesi hoş olmuş. Albümü zevkle dinleyeceğim.

Grammy Ödülleri bu gece Power TV’de

Son günlerde müzik piyasasında bir dedikodu dolaşıyor. Doğuş Grubunun Kral TV’yi kapatmasından sonra piyasada Powertürk TV’nin de kapatılacağına dair dedikodular çıktı. Ben buna inanmadım, Kral’ın kapanmasına haklılık kılıfı uydurmak isteyenlerin oraya çıkarttığı bu dedikodulara müzik piyasası da inanmadı. Powertürk çok başarılı giden, kurumsal kimliği ile dikkatleri çeken ve müzik endüstrisine ciddi katkıları olan bir televizyon kanalı. Ayrıca kanalın sahibi Cem Hakko, medya grubunu çocuğu gibi seviyor. Türkiye’nin en ciddi medya televizyon yatırımı olan Powertürk’ün ortada bir neden yokken kapanması anlamsız. Çünkü Powertürk ile Kral arasında çok ciddi bir yönetim ve vizyon farkı. Bugün Kral TV kapanıyor diye timsah gözyaşları dökenler içlerinde kıs kıs güldü. Kimse içinden geçen “Oh çok iyi oldu” sözünü dışından söylemedi. Powertürk ile ilgili çıkan dedikodulara ise nerdeyse herkes “Aman kapanmaz inşallah” şeklinde tepki verdi.

Müzik medyasında böyle saçma sapan dedikodular dolaşırken Power TV, 10 Şubat günü Los Angeles’ta düzenlenecek 61.Grammy Müzik Ödül törenini yayın haklarını aldığını açıkladı. Power TV, Vakko’nun sponsorluğunda 11 Şubat sabahı saat 03:00’de Los Angeles’a bağlanacak ve töreni canlı yayınlayacak. Törende; Miley Cyrus, Red Hot Chili Peppers, Post Malone, Cardi B, Camila Cabello, Shawn Mendes, Kacey Musgraves ve Janelle Monae gibi isimler sahne alacak. 61. Grammy Müzik Ödülleri’nin Türkiye’deki yayın hakkını alan Power TV aynı zamanda Türkiye’nin en iyi DJ’leriyle de yayını renklendirecek. Power FM’in tüm DJ’leri, yüzde 100 canlı yayında yorumlarıyla izleyicilerle bir araya gelecek. İzleyicileri #GrammyPowerTV hashtag’i ile yorumlarını sosyal medyada paylaşabilecek. Eh bize de artık böyle güzel ve küresel bir müzik etkinliğini yayınlayacak olan Power TV’yi izlemek düşer.

Gülşen’in adı nasıl pijamalı kıza çıktı

“1 Kişilik Dev Adam” adlı kitabında müzik endüstrisinde marka ve PR danışmanlığı yaptığı döneme ait anılarını anlatan ünlülerin marka danışmanı Nermin Ceri, Gülşen’in adının nasıl pijamalı kıza dönüştüğünü açıkladı. İlk albümünde Gülşen ile beraber çalışan ve onun tüm marka ve pazar konumlandırmasında aktif rol oynayan Nermin Ceri: “Gülşen ilk albümü ‘Be Adam’ı tamamlamıştı, Marş Müziğin sahibi Koral Sarıtaş geldi. Gülşen’i bana teslim etti. ‘Eti senin kemiği benim, bakalım ne yapacaksın?’ dedi. Gülşen çok tatlı bir kızdı. Her sabah okula gider gibi yanıma ofise gelirdi, sohbet ederdik. Onu tanımak için bunu istemiştim ondan. Üç ay bu şekilde tanıma sürecim sürdü. Üçüncü aydan sonra çekeceğimiz klipte Gülşen’in pijama giymesine karar verdim. Gülşen o dönemlerde 24 yaşlarındaydı, vücudu yeni gelişiyordu, bacakları çarpıktı. Hiçbir zaman ona mini elbise, etek tarzı şeyler giydiremeyeceğimi düşündüm. Onu seksi bir kız olarak düşünmedim. Bir de Ordulu, Karadenizli olduğu için, önümde birkaç kere masaya vurup ‘Ben bunu böyle yaparım’ demişti. Orada ampul yandı bende. ‘Maskülen tarzı bir kız olabilir’ diye düşündüm. 5 liraya Ulus Pazarı’ndan bir pijama aldım, ona giydirdim ve “Be Adam”ın klibini çektik. Çok ses getirdi.” diyerek Gülşen’in nasıl pijamalı kız olduğunu anlattı.