UNUTULAN BİR DEVLET GELENEĞİ: MÛSIKİ

Tuğba PUSA 04 May 2021

Müzik kültürümüz, Orta Asya'dan Anadolu'ya kadar yaşanılan süreçte sosyal ve kültürel değişimlerle gelişmiş, zenginleşmiştir.

Müzik kültürümüz, Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar yaşanılan süreçte sosyal ve kültürel değişimlerle gelişmiş, zenginleşmiştir. Özellikle Osmanlı padişahlarının ve bürokratlarının beste yapacak kadar mûsiki ile ilgilenmesi bir devlet geleneği olarak süregelmiş ve Türk müziği devletin en üst makamlarınca da icra edilen bir kimliğe bürünmüştür. Mûsıki ile iç içe olan padişahlar, mûsıkinin nazarî yâni teorik ve icra gelişimine katkıda bulunmuşlardır. Müzik kültürümüzün zirveye ulaşmasında çok sayıda eser veren ve on beş yeni makam tertip edebilecek seviyeye ulaşan Sultan III. Selim, dönemin müzik âlimleri ile ilgilenip onlara destek veren padişah olarak ilk sırada yer alır. Türk mûsıkisinin zirve ismi Dede Efendi gibi birçok isme hâmilik yapmış ve Osmanlı Sarayı’nda öğrenciler yetiştirilmesine vesile olmuştur. Bu zirve, başta müzik olmak üzere Avrupa’yı etkileyip, 17. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar uzanan bir tarz olarak çıkar: Alla Turca. Avrupa’da Türk modası olarak bilinen ve en tanınmış örnekleri W. A. Mozart’ın adıyla neredeyse özdeşleşen Alla Turca, “Türk usûlüne göre” anlamını taşımaktadır.

Avrupa’da bu etkiyi gözlemlerken, biz kendi bestelerimizi ve müzik aletlerimizi gerici görüp onlardan kurtulmak isteyecek(!) duruma gelmişiz. Uzun yıllar yeni eserlerin yapılmaması bir yana, yapılanların dinletilmesi ve öğretilmesi gericilik olarak görülmüştür. Sırtında binlerce yıllık mâziyi taşıyan Türk milleti olarak, bu değerlerimizi yitirmiş olmamızın sebebi, ters ve sakat kültür politikalarının yürütülmesidir.

İbrahim Kalın’ın mesajı tartışmaların gölgesinde kaldı

Yakın zamanda Cumhurbaşkanı sözcüsü İbrahim Kalın, sözü ve bestesi kendine âit olan “Hiç Oldum” adlı eserini kendi çaldığı bağlama eşliğinde seslendirip bunu bir klip ile sosyal medyada paylaştı. İbrahim Kalın’ın bunu yapması, devlet geleneğinin tekrar canlandırılmasındaki yol için önemli bir adımdır.  Halk, eski zamanlarda olduğu gibi kendi müziklerinden utanan bürokratların değil, bu toprakların kültürünü yaşatan bürokratların olduğunu bu eserle hatırlamıştır.

Hani müzik evrenseldi?

İbrahim Kalın’ın bu çalışmasından almamız gereken mesaj gölgede kalmıştır. Bunun sebebi müziğin düzenlemesini yapan Erkan Oğur’a kendi hayranlarından gelen acımasız linç ve Erkan Oğur’un da bu linçe dayanamayıp sanki zorla berâber çalışmışlar gibi hayranlarından özür    dilemesiyle başlayan tartışmalarıdır. Müziğin evrensel bir dil olduğunu söyleyenler, İbrahim Kalın’ın müziğinin düzenlediği için Erkan Oğur’u tek kalemde silip düşman listelerine eklemişlerdir. Bu kişiler için başarı, kişinin siyâsî görüşüyle belirlenmektedir. Türkü için bir araya gelen, bağlama çalan kişileri bırakın eleştirmeyi, kültürü yaşattıkları için saygı duymaları gerekmektedir. Bunun için ne özür dilenir, ne de lince mâruz bırakılır.

Kutuplaşmayı kim yaratıyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı halkta kutuplaşma yaratıyor diye suçlayanlar, en ufak bir birleşmeye bile tahammül edemeyip asıl kutuplaşmayı kendilerinin yarattığını tekrar ispatlamışlardır. Bu olayla birlikte, kendilerinden olmayana en ufak bir tâviz vermeyeceklerini bir kez daha göstererek kutuplaşmayı acımasızca ne kadar ileri götürebileceklerine bir kez daha şâhit olduk.