ÜRKÜNTÜM

Refik ERDURAN 07 Eyl 2016

Çetin sorunları kestirmeden çözme meraklılarının geleneksel önerisi malum: "O işi yapanlardan birkaçını şuracıkta sallandıracaksın. Gör bakalım bir daha yapan oluyor mu?"

Çetin sorunları kestirmeden çözme meraklılarının geleneksel önerisi malum: “O işi yapanlardan birkaçını şuracıkta sallandıracaksın. Gör bakalım bir daha yapan oluyor mu?” Gerçekçi yanıt: Oluyor. Tarih boyunca, bırakın sallandırmayı, diri diri yakılarak, derisi yüzülerek, gözleri oyularak “cezalandırılan” insanların sayısını bilen yok. Onların işlediği “suçlar” sıfırlanmamış, cezacılar sakinleşinceye kadar sürmüş. Rodrigo Duterte diye anasının gözü bir zat var. Geçenlerde Filipin seçimini kazanıp iktidara geldi. Ama devlet başkanı gibi değil, en azıtmış bir mafya ailesinin babası gibi davranıyor. Gizlemediği felsefesi şöyle özetlenebilir: “Hukuka saygılı davranarak uyuşturucu ticareti gibi kötülükleri ortadan kaldıramazsınız. Önce vuralım; hukuk arkadan gelsin. Polise  söyledim: Vuranların peşine düşmeyecek.” Öyle de yapılıyor. Duterte’nin elinde sayısı belirsiz “temizlenecek kişi” listesi,  emrinde yüzlerce sadık tetikçi var. Caddelerde her gün  oluşan ceset kümeleri sessiz sedasız götürülüyor. Polisin dönüp baktığı yok. Dış tepki? Birkaç gazetenin “Ayıp ayıp” dercesine attıkları başlıklar dışında, ilgilenen yok gibi. Yalnız Obama Çin’deyken düşüncesi sorulunca “Uyuşturucu ile mücadelenin yöntemi o olmamalı” dedi.

Duterte’nin tepkisi? “Orospu çocuğu!” O lafla ilgilenen çok olunca “Obama’ya değil, gazeteciye söyledim” diye çevirmeye kalktı ama, kargalar güldü. Obama’nın tepkisi de bir toplantı için gittiği Laos’ta Duterte’nin görüşme isteğini geri çevirmekten ileri gitmedi. Bizim iktidarın evet efendimci davranmaması sonucunda Amerika ile aramız açılır mı diye kaygıyla kıvrananların içi rahat etsin. Süper güç çok hazımlı. Asıl sorun onun kendi bünyesinde. Kolay kolay dehşete kapılmam, ama birkaç gündür paniğin eşiğindeyim. Başkanlık adaylığı ilk kez dillendirildiğinde Trump adlı adam aylarca gırgır konusu oldu. Bütün ciddi yorumcular ilk kez ağızlarını bozarak ona maganda, hırt, hödük falan diyorlardı. Sonra anket yarışlarında iş ciddiye bindikçe tebessümler silindi yüzlerden. Trump zarif Hillary Clinton ile arayı kapatıyordu. Ama hep gerideydi. Sonra başa baş oldular. Üç gün önce de öne geçti!

Nasıl yaptı bunu? İnsanların hep en yabani yanlarına seslenerek, en ilkel duygularından yararlanarak. İyi anlaşılması için bir yerli paralel çizeyim. Ülkemizde öyle bir pervasız demagog çıktığını, türlü dalavereyle toparlamış olduğu serveti kullanarak medya gücü edindiğini, kürsüler ve ekranlardan amigolarına şöyle seslendiğini düşünün: “Boş verin bu ‘Güçlü olan haklıdır’ dünyasında anayasa manayasa gibi safsatalarla uğraşan nanemollalara. Zurnanın zırt dediği yere bakın. Ordumuz güçlü. Irak’a yüklenir, petrolüne el koyarız. Suriye sınırımıza boylu boyunca üç katlı ev derinliğinde hendek kazar, içine zehirli su doldurur, maliyetini de Suriyelilerden çatır çatır sökeriz. Ermenistan’a, güney Kıbrıs’a bomba yağdırırız gerekirse. Çoğu bozguncu olan Kürtleri, mülteci denen beleşçi tayfasını, benim zararlı göreceğim bütün safraları yaka paça atarız sınır dışına. Biz bize kalıp rahat ederiz. Benim liderliğimde ülke cennete döner.”

Böyle konuşan birinin peşine günün birinde çoğunluğumuzun takılmayacağından yüzde yüz emin olabilir misiniz? Ben olamam. Ülkemizde de, Amerika’da da, birçok başka yerde de öyle tehlikeler büyümekte. Ürküntüm ondan.