VEGANUARY: VEGAN JANUARY

Yonca ORTAN 20 Oca 2019

Veganlık ya da veganizm, bazı nedenlerle hayvan kökenli gıdaları ve diğer hayvansal ürünleri kullanmayı reddetme durumudur.

Bazen “sıkı vejetaryenlik” diye de adlandırılır. Vegan kişiler, hayvan kullanımı yoluyla elde edilen gıdaları, giyecekleri ve diğer tüm yan ürünleri kullanmayı reddetmektedir.

1944 yılında, The Vegan Society’nin kurucularından Donald Watson veganlığı şu şekilde tanımlıyordu: “Veganlık hayvanlar alemine dair sömürü ve zulmün tüm biçimlerini dışlamanın ve yaşamı gözetmenin yoludur. Et, balık, kümes hayvanı, yumurta, bal, hayvansal süt ve türevlerini dışlayıp bitkiler aleminin ürünleriyle yaşamak ve tamamen ya da kısmen hayvanlardan üretilen tüm ticari malların alternatiflerini kullanmak şeklinde pratiğe dökülür.”

Vegan kelimesi 1944 yılında The Vegan Society’nin kurucularından da olan Donald Watson tarafından ortaya atıldı. Donald Watson veganlığı şu şekilde tanımlıyordu: “Veganlık hayvanlar alemine dair sömürü ve zulmün tüm biçimlerini dışlamanın ve yaşamı gözetmenin yoludur. Et, balık, kümes hayvanı, yumurta, bal, hayvansal süt ve türevlerini dışlayıp bitkiler aleminin ürünleriyle yaşamayı ve tamamen ya da kısmen hayvanlardan üretilen tüm ticari malların alternatiflerini kullanmak şeklinde pratiğe dökülür.”

Vegan kelimesi daha sonra 1979 yılında The Vegan Society tarafından şu şekilde tanımlandı: “Veganlık hayvanların gıda, giyim ya da başka amaçlarla maruz kaldıkları sömürü ve zulmün her türlüsünden -uygulanabilir olan en mümkün mertebede- kaçınan ve buna ek olarak insanların, hayvanların ve çevrenin yararına, hayvan kullanımı içermeyen alternatiflerin geliştirilmesini ve kullanımını destekleyen felsefe ve yaşam biçimidir. Beslenme söz konusu olduğunda, hayvanlardan tamamen veya kısmi olarak elde edilen ürünlerin reddedilmesini ifade eder.” Bu tanım halen derneğin belgelerinde resmi tanım olarak yerini korumaya devam etmektedir.

Veganlık, en basit tanımıyla, hayvan kullanımını ve hayvansal herhangi bir ürünü tüketmeyi reddetmektir. Veganlar, hayvanlardan türetilen, dolayısıyla üretilmesi için hayvanların kullanıldığı yiyecek ürünlerini tüketmediği gibi, yapımında deri, kürk, kemik, jelatin, yün (koyun yünü, kaşmir, angora), ipek gibi hayvansal maddelerin kullanıldığı yiyecek dışı maddeleri de kullanmaz, giyimlerinde pamuk ve keten gibi bitkisel ya da akrilik gibi sentetik kumaşları kullanırlar. Hayvanlar üzerinde test edilen ve lanolin, propolis gibi hayvansal ürünler içeren kozmetik ve ev temizliği ürünleri de bunlara dahildir. Bunlara ek olarak veganlar, hayvanların kullanıldığı eğlence biçimlerine (sirk, boğa güreşi, hayvanat bahçesi, at yarışı vs.) katılmaz.

Veganlığın yaygınlaşması sonucu büyük metropollerde artık sadece vegan yemekler sunan restoranlar bulunabilmekte, mönülerinde bazı yemeklerin vegan olduğunu belirten restoranların sayısı artmakta, vegan süpermarketler açılmaktadır.

Ocak Ayını Vegan Geçirmek

Yeni yıl geldiğinde insanlar kendilerine genellikle yeni yıl hedefleri belirlerler. Günlük yaşam kapsamında da yeme-içme konusunda daha dikkatli olma ve spor yapma öncelikli gelir. İşte vegan tüketim konusunda başı çeken bazı kişiler ve organizasyonlar da insanlara yeni yılın ilk ayını vegan olarak yaşamaları konusunda bir kampanya başlatmışlardı. Ocak ayını vegan yaşamak şeklinde Türkçeye çevirebileceğimiz Veganuary (Vegan ve January kelimelerinin birleşimi ile oluşturulmuş) adı verilen bu kampanya kısa bir süre içerisinde geniş bir kitlenin katılımıyla büyük bir kampanyaya dönüştü. Bu şekilde taleplerin de artması ile birlikte restoranlar ve süpermarketler bu konuda birçok girişimde bulundular.

İngiliz perakende devi Tesco, 8 Ocak’ta bitki tabanlı ürün yelpazesini İngiltere genelindeki 600 mağazasında birden satışa çıkardı. Whole Food Market’in eski üst düzey küresel yönetici şefi Derek Sarno ile bir araya gelen şirket, zerdeçal bulgurlu buğday salatası ve mantar teriyaki erişte gibi farklı tatları içeren ve Wicked Kitchen adını verdikleri 20 yeni vegan yemeği hazırladı. Bu gelişmeden hemen önce de Tesco, vejetaryen ve vegan hazır yemek ve atıştırmalıkların satışlarında yüzde 40'lık bir artış yaşandığını açıklamıştı.

Asda süpermarket zincirleri ise gıda çeşitliliğinde tüketmeye hazır paket vegan yiyeceklerin eksik olduğunu belirledikten sonra hazırladıkları çeşitli vegan gıdaları yine bu dönemde tanıttı. Asda’nın inovasyon geliştirme şefi Andrew Johnston’a göre giderek daha çok insan vegan oluyor ya da bitki temelli bir diyet tercih ediyor ve bu da marketlerin sunduğu vegan seçeneklerin ister istemez artmasına ve iyileşmesine neden oluyor. Johnston gelecekte gıda çeşitliliği konusunda daha fazla kapsayıcı olmayı hedeflediklerini ve bunu tüm kategorilere yayma konusunda da çaba gösterdiklerini belirtiyor.

Alman süpermarket zinciri Aldi, Aralık 2017'de bir vegan ve vejetaryen ürün serisi olan Earth Grown’u pazara çıkardı. Şimdilik sadece bazı Amerikan mağazaları ile sınırlı olan yeni ürün serisinde soya proteini hamburgeri ve etsiz köfte ürünleri bulunuyor.

Fast-food zincirleri de yavaş yavaş menülerine vegan seçenekleri eklemeye başladılar. Domino’s Pizza, ocak ayında Avustralya’da bulunan şubelerinde vegan mozzarella peyniriyle kaplı üç çeşit vegan pizzayı piyasaya sürdü. Pizza Hut da başarılı bir denemeden sonra artık tüm şubelerinde vegan peyniri sunmaya başladı. Yine McDonald’s da geçen ay McVegan burgerini İsveç ve Finlandiya’da resmi olarak satışa çıkardı. McDonald’s daha önce deneme amaçlı çıkardığı bu ürüne gelen olumlu tüketici tepkisinin ardından bu kararı aldı.

Bütün bunların yanında havayolları şirketleri de vegan hareketine katılmaya başlamış gözüküyor. Jetstar havayolları, yolcuların farklı diyet taleplerini karşılamak için uluslararası uçuş menüsüne vegan yemeklerini de ekledi. Ayrıca Amerikan Havayolları da uçuşlarında vegan seçeneklerini sunmaya başladı.

Nielsen tarafından yapılan yakın tarihli bir araştırmaya göre, bitki temelli gıda sektörünün genel pazarının 3,1 milyar dolara ulaşması nedeniyle veganlığın küresel artışı şaşırtıcı değil. Bir önceki seneye kıyasla yıllık anlamda yüzde 8,1 oranında bir artış var. Vegan peynirleri, yoğurtları ve dondurmalar gibi bitki temelli süt ürünü alternatifleri de aynı dönemde yüzde 20 oranında artarak 700 milyon doların üzerinde bir satış rakamına ulaştı.

Dünyada bunlar yaşanırken Türkiye’de de bu alanda farklı gelişmeler var. Ülkemizde de vegan diyet tabanlı tüketimde bulunan nüfus sayısında bir artış var. Buna paralel olarak da Avrupa Vejetaryenler Birliği (EVU) tarafından geliştirilmiş lisanslı bir sembol olan V-Label lisans taleplerinde de bir artış söz konusu. Vegan ürün satışı yapan web sayfaları ve özellikle İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerde tamamen vegan ürün hizmeti veren kafelerin sayısında bir artış yaşanıyor. Ayrıca vegan tercihi sadece yeme-içme ile sınırlı değil. Kozmetik ve tekstil alanında da vegan bilinci giderek artıyor ve üretici firmalar tüketiciye bu seçeneği de sunarak pazardan pay alabilmenin mücadelesi içerisindeler.

Bu seneki Veganuary kampanyasına katılım geçen seneye oranla 3 kat daha fazla kişiye ulaştı. Bakalım vegan tüketim tercihleri sadece ocak ayı ağırlıklı olmaktan çıkıp bütün bir yıla yayılmayı önümüzdeki yıllarda başarabilecek mi?