YANGIN, GÖÇ VE ENFLASYON

Öncelikle, Türkiye'de çıkan orman yangınlarının sadece bize ait değil ama bütün dünyaya ait bir sorun olduğunu belirtelim.

Biz bu köşede tarihe gömülmüş ve Türklerin Heterodoks İslam anlayışının gelişim süreci arkasındaki iktisadi yapılardan bahsederken kamuoyunda üç önemli soru ortaya çıktı: Birincisi Türkiye’nin mücevheri ve akciğerleri olan ormanlarımız yanıyor. Neden ve nasıl bu ölçüde büyük bir yangın başladı? İkincisi Suriye sonrasında, ciddi bir göç dalgası veya insan tahliye süreci 1 milyon Afganlıyı Türkiye’ye mi getiriyor? Üçüncüsü, enflasyon niçin %20 sınırına dayandı? Bugün, izin öncesinde, bu soruları yanıtlamaya çalışacağım.

ORMAN YANGINLARI NEDEN BU KADAR YOĞUN, NİÇİN ÖNLEMLER YETERSİZ KALDI?

Öncelikle, Türkiye’de çıkan orman yangınlarının sadece bize ait değil ama bütün dünyaya ait bir sorun olduğunu belirtelim. Bunun sebebi de küresel ısınmadır. Dünya’nın ortalama ısısının önümüzdeki 30-40 yıl içinde 1 derece yükseleceği ve bunun da bugün ılıman iklim kuşağında olan ülkelerde çölleşmeye yol açacağı bilim adamları tarafından belirtilmektedir.  Bizim ülkemizi ilgilendiren kısmı da Akdeniz sahillerimiz ve Güneydoğu Anadolu bölgemizle ile Orta Anadolu’da bazı illerimizin çölleşme tehlikesi altında bulunduğudur. Bu, yangınların çıkış sebepleri içinde küresel faktörü oluşturur. Öte yandan yangınların çıkmasında iki tane de yerli ve milli faktör gözlemledim. İlki, Türk milletindeki hızlı lümpenleşme sürecinin sonu olan bilinçsizlik ve kuralsızlık, ikincisi de, uluslararası uyuşturucu kaçakçılığının önemli bir ortağı olan bölücü eşkıya örgütü PKK militanlarının kundaklama ihtimali… Ancak bu kadar büyük çaplı bir yangının tek etkenle açıklanabilmesi pek mümkün değildir. Ortada bütün dünyada değişen iklim dengeleri bulunmaktadır. İtalya’da, Yunanistan’da, İspanya’da ve hatta Rusya’da orman yangınları çıkmaktadır. Geçen sene Avustralya’da neredeyse kıtanın yarısı yanmıştı, hatırlayalım. Bu etkinin üzerine, ormanı yakıp turistik otel dikmek isteyenleri, orman içinde mangal keyfi yapıp kafa çekenleri, PKK gibi terörist örgüt militanlarının kundaklamalarını ekleyin, böyle bir sonucun çok muhtemel olduğu görülmektedir. Aynı zamanda, verilere bakıldığında, son on yılda Türkiye’de orman yangınları geometrik hızla artmaktadır. Yani gören gözler için bugünkü yangın felâketi gerçekleşmesi yüksek oranda muhtemel bir tehditti.

Pekiyi bu gözle görülür hale gelen tehdide karşı ülke olarak hazırlıklı mıydık? Hayır. Açık istihbarata, yani medya kaynaklarına, dayanarak şunları gözlemleme imkânı buluruz: Orman yangınlarıyla baş etme de en etkili silâh vadilerde alçak uçuş yapabilen küçük ölçekli uçaklardır. Bunlardan THK envanterinde bulunmaktır. Ancak THK’nın - kimi kaynağa göre 6 kimi kaynağa göre 8 adet olduğu bildirilen – uçakların 4 milyon dolara yakın tutan bir bakım maliyeti vardı. THK bu uçakları kullanım amacıyla Devlete kiralamaktaydı. 2019 yılında THK’nın eski Başkanı Nogaylaroğlu Paşa yönetiminde bu uçakların kullanım bedeli için fahiş fiyat istendiği, bunun için hükümet yetkililerinin bu parayı vermektense bir helikopter kiralama şirketiyle anlaştığı söylenmektedir. Sonra da, zaten, THK yönetimine kayyum atandı… Helikopterle bu sorunun çözülmeyeceği açıktır: Denizden bir kova su alıp yangının üstüne bu kovayı boşaltarak yangın söner mi? Daire Başkanından Müdüre gereksiz bir sürü zırhlı Mercedes makam aracı alan Orman Bakanlığının envanterinde niçin yangın söndürme uçağı bulunmaz.  Helikopter kiralama şirketine verilen parayla kaç tane yangın söndürme uçağı alınabilirdi? Haydi Orman Bakanlığı’nın envanterinde yangın söndürme uçağı yok diyelim, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı ne güne duruyor? Orman yangınları vatana bir tehdittir, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin birinci vazifesi de vatanı korumaktır. Hava Kuvvetleri komutanlığının emrinde C-130 nakliye uçakları bulunmaktadır. Bu uçaklarımıza monte edilebilen, tamamı yerli ve milli imkânlarla üretilmiş su depoları ve pompa sistemleri bulunmakta. 1999’dan beri birçok yangına bu uçaklarla müdahale edildi. Hatta Suriye ve Gürcistan’da da, o ülkelerin isteği üzerine, bu uçaklarımız yangın söndürmede kullanıldı. Şimdi niye kullanılmıyor?

Bütün bunlar, ülkenin göz göre göre gelen bir yangın tehdidi altında olduğu ama devletin alt kademelerindeki küçük yöneticilerin güç ve itibar kavgası ve inatlaşmasının bu tehdide yeterince önlem alınamamasına yol açtığı, herhangi bir acil eylem planının da bulunmadığı kanısına bizleri ulaştırmaktadır. 

AFGANLILAR NİYE GELİYOR?

Uluslararası göç, temel olarak eşitsizliğe ve sömürüye dayalı kapitalist sistemin ve neo-liberal ideolojinin sonucudur. Küreselleşme süreciyle birlikte, bu süreç daha da hızlanmıştır. Bu birkaç yazıyı içerecek bir yazı dizisinin konusu olabilir. Bunu izin sonrasına bırakalım. Görülen odur ki, önümüzdeki aylarda bu konu Türkiye’nin gündeminde olmaya devam edecektir. Ancak etrafımda insanların verdikleri tepkiler ve medyada yazılanlara bakıldığında Afaganistan’dan gelen ve gelecek olan göçmenler hakkında birçok iddia sarf edilmektedir. Örneğin aile dostlarımızdan biri, daha iki gün önce, Caddebostan Sahilinde onlarca Afganlı’nın denize girdiğini, sahili çerçöp içinde bıraktığı ve vatandaşların bu görüntüden rahatsız olduğunu belirtti. Yine medyada bahsedildiğinde göre, Afganistan’dan gelen göçmenlerin hemen hemen tamamının genç erkekler olduğu, bunların İran sınırından Türkiye’ye geçirildiği söylenmektedir. Bu adamlar böyle kafile halinde Afganistan’dan İran’a nasıl geçerler, bin bilmem kaç kilometrelik yolu İran içinde nasıl kontrolsüz bir şekilde geçerler ve oradan bizim ülkemize nasıl geçiş yaparlar? Normal şartlarda bu mümkün mü? Hayır. Ancak ve ancak Afganistan rejimi, İran rejimi ve Türkiye’nin anlaşması halinde bu gerçekleşebilir. Pekiyi niçin bu Afganlıların hemen hemen tamamı 18 – 25 yaş arası erkeklerden oluşmaktadır? Yine açık istihbarat – yani medya- kaynaklarına göre bu göçün göç değil ama Afganistan rejimi için ABD desteği ve eğitimiyle çalışan Afgan ordu personelinin Taliban eline düşmemesi için yapılan bir tahliye operasyonu olduğu söylenmektedir. Zaten bu Afganlı’ların bir kısmı da kamuflajlıdır. Bu konuda Hükümetten ne bir ses ne de bir nefes çıkmamıştır. Meselenin açık bir şekilde kamuoyuna izah edilmesi gerekir. Gelen Afganlılar eğer mülteci ise – ki bu pek muhtemel görülmemektedir- şehirlerin içinde değil mülteci kamplarında, eğer karşılıklı anlaşma ile gelen Afgan askerleri ise, o takdirde askeri toplanma alanlarında toplanması gerekir. Dediğim gibi, bu durum hakkında yeterli bilgiye sahip değiliz. Bizi bilgilendirmek de Hükümetin vazifesidir.

ENFLASYON NEREYE?

Bu köşede uzun zamandır güncel iktisat verileri üzerinde yazmadım. Ancak TV kanallarında ve radyo konuşmalarında bu durumu ele almıştım. Kısaca özetleyeyim: Türkiye’de 2020 yılından bu yana artış trendine giren bir enflasyon sorunu ile baş başayız. 2021 yılı başından beri görülen temel olgu ÜFE enflasyonu ile TÜFE enflasyonu arasında ciddi bir fark olduğudur. ÜFE enflasyonu yüzde 40 üzerinde iken TÜFE enflasyonu yüzde 18-19 bandındadır. Bu şu anlama gelmektedir: Üretim maliyetleri – Pandemi etkisi, kuraklık ve döviz kuru artışı sebebiyle- yüzde 40 üstü oranlarda artarken, ürünlerin mağaza satış fiyatları kabaca yüzde 20 artmaktadır. Bu farklılık Türkiye ortalamasıdır. Maliyet ve fiyat artışları arasındaki fark sektörden sektöre değişim göstermektedir. Bazı sektörlerde bu fark çok daha yüksek bazılarında ise daha düşüktür. Ancak genel durumda şu söylenebilir. Ekonomideki genel talep yetersizliği sebebiyle fiyatlar yeterince artmamakta, buna mukabil büyük ölçüde dışa bağımlı ekonomide maliyetler hızla yükselmektedir. Gidişat bu şekilde devam ederse birçok firmanın nakit sıkıntısı içine girmesi ve büyük ölçekli iflasların yaşanması mümkündür. Bu yüzden mağaza fiyatlarındaki artışın daha da yükselmesi beklenir. Benim tahminim Ağustos veya Eylül enflasyonu yüzde 20 tepe sınırına ulaşacak ve daha sonra da kademe kademe düşecektir. Sene sonu TÜFE enflasyonu tahminim de yüzde 15’tir. Tabii dış ekonomik şartlar veya ekonomi yönetiminde radikal bir değişim olmazsa…

Yazılarıma 3 EYLÜL 2021 tarihine kadar ara veriyorum. Hepinize sağlık, huzur ve sevgi dolu günler dilerim Hayırlı Cumalar…