YAPAY ZEKA ŞARKI YARIŞMASINA TÜRKİYE DE KATILMALI

Micheal KUYUCU 21 Ağu 2022

Dünyada ilk 2020 yılında düzenlenmeye başlanan yapay zekâ müzik yarışmasının bu yıl üçüncüsü düzenlendi. Teknoloji ile müziğin yarıştığı bu yarışmaya Türkiye'nin de katılması lazım.

Dünyada ilk 2020 yılında düzenlenmeye başlanan yapay zekâ müzik yarışmasının bu yıl üçüncüsü düzenlendi. Teknoloji ile müziğin yarıştığı bu yarışmaya Türkiye’nin de katılması lazım.

İlk Kazanan Avustralya

İlk olarak 2020 yılında Hollandalı kamu yayıncısı VPRO tarafından düzenlenen “aisongcontest”, Eurovision Şarkı Yarışmasını düzenleyen EBU (Avrupa Yayın Birliği)’nun desteği ile kısa sürede önemli bir müzik uluslararası yarışma olmayı başardı. Yarışmanın adı “aisongcontest” yani artifical intelligence (yapay zeka) şarkı yarışması. İlk yapılan yarışmayı Avustralyalı bir ekip olan Uncanny Valley, Beautiful the World adlı şarkılarıyla kazandı. Yarışma ve Uncanny Valley'in galibiyeti, tüm dünyada gündem oldu. Pandemiye rağmen herkes yarışmayı konuştu. Financial Times, Billboard, BBC ve MIT Technology Review gibi dünya çapında önemli medyada yer aldı.

Yarışmanın işleyişi çok enteresan. Bu yarışmaya katılanlar yapay zeka kullanarak bir şarkı yapıyor ve bu şarkı ile yarışmaya katılıyor. Yapay zeka tarafından hazırlanan şarkıları temsil eden takımlarda müzisyenlerin yanı sıra dünyanın her tarafından veri bilimciler ve yazılımcılar da yer alıyor.

Bu yıl 46 ekip katıldı

2022 yılında düzenlenen yarışma 6 Temmuz’da gerçekleştirdi ve yarışmaya 46 ülke katıldı. Finale kalan 15 takım Belçika’nın Liege şehrinde yarıştı. Yarışma finalinde Tayland, birinciliği kazandı. Tayland adına yarışan Yaboi Hanoi’nin yapay zeka ile bestelediği “Enter Demons & Gods” birinci oldu.

Tayland takımının ardından yarışmada ikinci sırada Galiçya yer aldı.  Galiçya’lılar İspanya’nın Galiçya bölgesindeki dili, kültürü ve gelenekleri canlı tutan kadınları anlatan “AI-Lalelo” adlı şarkı ile ikinci oldular. Bu şarkının ortaya çıkma süreci ise dört ay sürmüş. Şarkıları dinledim, çoğu elektronik tabanlı müzikle ama insan eli değmiş şarkılar gibi. Bir melodileri var, armonileri var, ritimleri var. Galiçya’nın yaptığı şarkısı daha da ilginç. Şarkı Galiçya dilinde seslendirilmiş.  Şarkı için yapılan video klip bile tamamen bilgisayar tarafından yapay zekanın çeşitli Galiçya manzaralarını seçmesi ile oluşturulmuş.

Teknoloji inanılmaz hızlı ilerliyor. Yapay zeka ile müzik üretimi üzerinde ciddi çalışmaların yapıldığını biliyordum ama bunun bu kadar gelişerek uluslararası bir müzik yarışmasına kadar varacağını tahmin etmemiştim. Daha doğrusu beş, on yıl sonra olur diye düşünüyordum. Hollanda kamu yayıncısı bu konuda çok hızlı davrandı ve yapay zeka şarkı yarışmasını başlattı. Yarışmaya bu yıl 46 ekibin de katılması, bu yarışmanın gelecekte yıldızının parlak olacağını kanıtladı. 46 şarkı hiç de fena bir sayı değil, şaka maka Eurovision Şarkı Yarışması kadar şarkı topladı yarışma.

Yarışmada değerlendirmeyi 30 kişilik bir jüri yapıyor.

Yapay Zekâ Şarkı Yarışması’na katılan ülkeler ve ekiplerin şarkıları önce ilk yarı finalde yarışıyor, sonra da yarışmada finale kalan yapay zeka tarafından üretilen şarkılar finalde birbirleriyle yarışıyor. Bu yarışmada Eurovision Şarkı Yarışmasında olduğu gibi televoting denen halk oylaması yok. Bir seçici kurul, jüri yapıyor oylamayı. Bu jüri üniversitelerden, araştırma merkezlerinden ve teknoloji şirketlerinden gelen 30 yapay zeka uzmanı. Bu yapay zeka uzmanları şarkıları dinledikten sonra ortaya çıkan eserdeki yaratıcılığı, kullanılan algoritmaları, modellemeleri ve kodları da değerlendirip puanlama yapıyorlar. Ortaya çıkan puan tablosunda da en çok puanı alan ülke ve ekip birinci oluyor. Bu yıl Tayland birinci oldu.

Bu yarışmaya Türkiye’nin de katılması lazım. Eğitim alanında, akademik alanda çok geride kaldık. Özellikle müzik ve bilim nerdeyse birbiriyle küs gibi. Yapay zeka konusunda üniversiteler bir şeyler yapıyor, ya da yapıyoruz diye bize yutturuyor ama Türkiye’de henüz ortaya çıkan bir şey yok. Benim takip ettiğim İstinye Üniversitesi yapay zeka konusunda ciddi ARGE çalışmaları yapıyor, bir yapay zeka laboratuvarı da açmışlar.

Tüm üniversitelerin bu konuda çalışması lazım. Yapay zeka trenini kaçırdık mı bir daha zor toparlanırız. Gerçeği Türkiye’deki devlet üniversitelerinde genelde “al maaşı yat” alışkanlığı var, paralı eğitim veren vakıf üniversiteleri ise “bu sene kaç müşteri” öğrencim olacak telaşında olduklarından bilimi unuttular. Ama çıkmadık candan ümit kesilmez.

Bu Yapay Zeka Müzik Yarışmasına Türkiye’nin de katılması lazım. Herhangi bir üniversite veya Tübitak pekala bu yarışmaya katılabilir. Türkiye’nin kültürel zenginliği ile yapay zeka buluşturularak çok güzel şeyler çıkartılabilir.

“Son Arzum”u bir de Selin’den dinleyin

Bugünlerde çok yetenekli bir vokalin şarkıları ilgimi çekmeye başladı. Aslında genelde İngilizce şarkılar seslendiriyordu, ben onu kısa bir süre önce yayınladığı Nilüfer’in yetmişli yıllara ait klasiği “Son Arzum” yorumuyla tanıdım. Şarkıyı dinlediğimde müthiş keyif aldım. Çok iyi bir vokal ve şarkıları hakkıyla seslendiriyor. Adı Selin.

Selin bir yandan “Son Arzum” şarkısını sunmuşken  diğer yandan da bir İngilizce şarkı yayınladı. Şarkının adı “Cool” prodüktörlüğünü Gil Lewis’in üstlendiği “Cool” adlı şarkının sözü ve bestesine Selin, Micky Blue ve Gil Lewis üçlüsü birlikte imza atmış. 

İngiltere’de sahne deneyimi var

Selin uzun yıllar İngiltere’de çeşitli mekanlarda sahne alarak yurt dışında hatırı sayılı bir dinleyici edindi. Bir yandan yurt dışında bir yandan da Türkiye’de müzik üretiyor. Bu “Cool” adlı şarkısında ayrılık sonrası aralarında tuhaf bir elektrik olan eski sevgilisini anlatıyor. Retro lezzetler taşıyan bir şarkı. Ben Selin’in hem “Cool” hem de “Son Arzum” şarkısını dinlemenizi tavsiye edeceğim.

Selin çok iyi bir vokal, Warner Music’in dünyadaki ekiplerince de desteklenecek. Bu ara Warner Music’te nihayet kedi olalı bir fare tuttu. Türkiye’de nerdeyse hiçbir varlık gösteremiyordu. Selin ile profesyonel bir çalışmaya imza atarlarsa dünyada iyi bir yerlere gelebilecek bir Türk vokalimiz olabilir.

Simge yeni şarkısında daha olgun daha dişi

Yazı bitirmeye doğru giderken Simge’den yeni bir şarkı geldi. “Ne Güzel” adlı şarkısı ile müzik kariyerine devam eden Simge, sözleri İsra Gülümser, müziği Simge, Ersay Üner, Ozan Bayraşa düzenlemesi Ozan Bayraşa‘ya ait olan bu şarkısında kendi dijital izlenme rekorunu kırmayı hedefliyor.

Simge bu yeni şarkısı için “yazın son hiti olacak, “Ne Güzel” bu iş ekip işi ben şarkının yaratıcı ekibin enerjisine çok inanıyorum biz benim dinleyicimin sevdiği hiti olacak” diyor ve konserlerinde hep bir ağızdan yeni şarkısını seslendirmek için sabırsızlandığını söylüyor…

Simge “Ne Güzel” adlı teklisi için çok güzel fotoğraflar da çektirdi, ben bu fotoğrafları çok beğendim. Daha oldun, daha dişi bir Simge var. Fotoğrafları ve klibi Seçkin Süngüç çekmiş, güzel iş çıkartmış.

Türkiye’de bir ilk: Avokadonun kitabı yazıldı

Bir tane de kitap haberim olacak size. Yüksek besin değerleri ve biyoaktif bileşikleri ile beslenmede önemli bir yer tutan tropik meyve avokadonun, tarladan sofraya olan yolculuğunu anlatan bir kitap yayınlandı.

Topkapı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Y. Birol Saygı ve Alanya HEP Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Dr. Esra Mankan’ın editörlüğünü yaptığı avokado kitabının tanıtım toplantısı, Alanya Belediyesi Mutfak – Kültür Evi’nde gerçekleştirildi. Tanıtım toplantısına; Alanya HEP Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi Rauf Sadullahoğlu, Alanya Belediyesi Çevre Koruma Müdürü Sevda Çapar, Alaaddin Keykubat Üniversitesi Öğretim Üyeleri katıldı. Dr. Esra Mankan “Alanya ilçesinin tropik meyveleriyle özellikle Alanya avokadosuyla son derece önemli bir destinasyon olduğuna vurgu yaparken, “Biz Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü olarak son derece aktif bir bölümüz. Genel olarak sahada uzman olan isimleri üniversitemize davet ediyoruz. İlk başta Avokado Birliği Başkanı Hilmi Sevilgen'in üniversitemize gelmesi ile kitabın yazım aşaması başladı. Sn. Hilmi Sevilgen, bizden avokado ile ilgili bir kitap yazmamızı istedi. Biz de bölümdeki arkadaşlarımızla bir toplantı yaptık.  Prof. Dr. Y.Birol Saygı hocamız ile de konuyu istişare ettik. Bu şekilde Alanya HEP Üniversitesi'nin yazarları ile çok güzel bir çalışma ortaya çıktı” dedi. 

Türkiye’deki ilk kitap

Türkiye’de alanında yazılan ilk kitap olduğunu söyleyen Dr. Esra Mankan; “Biz gastronomi bölümü olarak paydaşlarla görüşmeye önem veriyoruz. Tarladan tabağa olan bu anlayışta; öğrencilerimizin toprağa basmasını, öğrencilerimizin avokadoyu dalından koparıp ürünün nasıl yetiştiğini öğrenmesini, sonrasında da tabaklarda sunmasını istiyoruz. Bu çok büyük bir süreç” yorumunu yaptı.

Öte yandan Prof. Dr. Birol Saygı, “ Alanya'da böyle bir çalışmayı ortaya koymanın gururu içerisindeyiz. Tropik meyvelerden başlayıp, avokadonun işlenmesine kadar her aşamada çok farklı konuları bir bütün halinde veriyoruz. Bu içeriği planlarken özellikle buna dikkat ettik. O yüzden güzel ve son derece faydalı bir kitap.  Avokado, son yıllarda gastronomi ve beslenmede trend olan, tercih edilen bir meyve. Türkiye’de tüketicinin avokadoya karşı eğilimi arttı. Avokadonun besin içeriğine baktığınızda inanılmaz faydaları var. Bu yüzden bu meyvenin tanıtılması çok önemli” diyerek bu kitabın önemini anlattı.

Avokado son yıllarda çok popüler olan bir meyve. Ne zaman avokadoyu duysam aklıma Fox’ta yayınlanan “Yasak Elma” dizisi geliyor, dizideki Zehra karakteri müthiş işletmecilik zekasıyla bir avokado mağazası açmış ve bayağı bir madara olmuştu. Avokado son beş altı yılda Türkiye’de de çok trend olmaya başladı, böyle bir kitabın yayınlanması hem bilim adına hem de mutfak kültürü adına çok güzel bir olay olmuş.

Ayrılık sonrası “ALO”ları anlatan şarkı

Ebru Keskin Rapçi Şehinşah'la beraber yayınladığı “Taktik” adlı teklisinin hemen ardından  bir tekli daha yayınladı. “Alo” adındaki bu şarkısında, ayrılık sonrasında susmayan telefonlara, kalp ve akıl arasındaki savaşlara değiniyor.

Şarkının sözleri çok akıllıca yazılmış. Aşk olsun, iş olsun, ayrılık sonrasında telefonlar, alolar durmaz. Bu şarkıda da bu anlatılmış. Afro Türk pop tarzındaki şarkının aranjörlüğünü aranjör Osman Çetin üstlendi. Herkese hitap edebilen bir şarkı olmuş. “Alo”nun sözü ve bestesi Ebru Keskin’e ait.

Almanya’dan ödüllü sanatçı

Ebru Keskin de son dönemlerde benim dikkatimi çeken genç yetenekler arasında yer alıyor.  Almanya’da doğan Ebru, doğumlu müzik kariyerine Kiss FM’in düzenlediği yarışmada 10 bin kişinin oylarıyla yarışmayı kazanarak ve Missy Eliott’in ellerinden Altın Mikrofon ödülünü alarak başlamış. Aldığı ödül ile Amerikalı rap şarkıcı ve sinema oyuncusu Queen Latifah’nın plak şirketi “Flavor Unit Records’un ilgisini çeken Ebru Keskin sonrasında da Türkiye kariyeri için yola çıkmış.