YENİ AJDA YİNE AJDA

Dünya müziğinin Süper Starı Ajda Pekkan...

Dünya müziğinin Süper Starı Ajda Pekkan... Kendisi zamansızlık kavramının yaratıcısı, dünya kadınlarının rol model aldığı misyon sahibi bir dünya vatandaşı olmanın yanında can dostlarımız hayvanların can dostu, her daim yenilikçi, her daim inovatif, her daim reformist mesleğinde Rönesans etkisi yaratan projeleriyle sürdürülebilirliğin en büyük kanıtıdır. Ve yepyeni bir müzik anlayışıyla müzikte bir devri kapatıp yepyeni bir çağ başlatan müziğin yön belirleyicisi Ajda Pekkan’ın yeni albümü ve muhteşem görselleri ele alalım. Ajda Pekkan yeni albümü ‘Ajda’ ile sevenleri ile yeniden buluştu. Yeni albümünde yedi yeni şarkısına yer veren Ajda Pekkan, cesur ve yıllara meydan okuyan albüm fotoğrafları ile de dünya sosyal medyasında büyük ilgi gördü. Tüm platformlarda en çok dinlenen albüm olma özelliğinin yanında tüm özel  araçlardan Ajda Pekkan yeni albümü şarkıları ezbere avaz avaz ezberlenmiş bir şekilde adeta marş gibi söyleniyor. Ajda Pekkan demek dünya demek...

İşte ‘Ajda’ albümü...

Ajda Pekkan’ın yeni albümünün yapımcılığını Ozan Çolakoğlu’nun üstlendiği ‘Ajda’ adını verdiği albümde yedi şarkı bulunuyor. Yeni albümünün ilk çıkış şarkısı Şehrazat’ın ‘Bi Tık’ şarkısı oldu. ‘’Bi’Tık’’, sunrise ve midnight olarak iki versiyon halinde albümde yer alıyor. Albümde düzenlemeleri yine Ozan Çolakoğlu’nun yaptığı, söz ve müziğini Okay Barış’ın yazdığı “Mümkün Değil”, söz ve müziği Gülden Mutlu’ya ait olan “Ölsem Unutmam” isimli şarkılar da yer alıyor.

Ajda Pekkan, yeni albümünde kullanılan fotoğraflar için Sefa Gülsoy’un objektifinin karşısına geçti. Fotoğraflar ise dünya kamuoyunda, medyada ve sosyal medyada gündem oldu. Tüm dünya tarafından adeta örnek insan modeli Ajda Pekkan’dır dendi.

Ajda Pekkan demeden müzik başlamaz ve müzik bitmez...

Yeni Ajda, yine Ajda

İklim değişikliği ve tehlike

Küresel İklim Değişikliği denildiği zaman öncelikle hepimizin aklına beklenmeyen hava olayları, özellikle sıcak hava dalgaları gelmektedir. Küresel bir değişimden bahsediyoruz ve bundan kimsenin kaçışı yok. Türkiye’nin de kaçışı yok. Peki Küresel İklim Değişikliği’nden kaynaklı bu sıcak hava dalgaları ülkemiz için ne gibi durumlara sebep olabilir? Yapılan araştırmalar önümüzdeki yarım asır içerisinde sıcaklık artışlarının yaşanacağını söylüyor. Şimdiden etkilenen Türkiye bu değişiklikten daha fazla zarar görecek. Peki ne olacak? Türkiye için tarımda, endüstride, turizmde ve ekonomide ve daha birçok sektörde düşüş anlamına gelmektedir. Bu, işin maddi boyutu tabii ki. Ama değişen toprak yapısı, değişen ekosistem, kaybolan canlı türleri bunların olması daha da acı olacak Türkiye için. Tarım için uygun topraklara sahip olan Türkiye şimdiden kuraklaşmaya başlayan havzalara sahip. Bunun yanı sıra su konusunda çekeceğimiz sıkıntılar şimdiden kapıdan kafasını uzatmaya başladı bile. Yağışlar azalacak, karlı karsız kışlar geçireceğiz. Bozulan ekosistem bize hastalıklar da getirecek. Dahası azalan bu kaynaklar için insanlar mücadele etmeye başlayacak belki bu iç savaşı bile getirebilecek. Araştırmalara göre; küresel ısınma aynı şekilde devam ederse, yaz aylarında Türkiye’nin batısında sıcaklıklar 5 ila 6 derece, Orta ve Doğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ise 3 ila 4 derece yükselecek. Kış aylarında da sıcaklıklar 2 ila 3 derece yükselecek. Karadeniz Bölgesi’nde yağışlar yüzde 10 ila 20’lik artış gösterecek, güneyde ise yüzde 30’a kadar azalacak. Önümüzdeki 15 -20 yıl içinde sıcaklık artışı sınırlı kalmasına rağmen, 2030’lu yılların sonlarına doğru sıcaklık artışında hızlı bir artış olacağı öngörülmüştür. Bölgelere göre değişmekle birlikte genel olarak sıcaklık artışlarında kışları 4°C, yazları ise 6°C’lik bir fark olacağı düşünülmektedir. Türkiye’nin yıllık ortalama sıcaklığında 2,5°C ile 4°C arasında bir artış olacağı gözlenmiştir. Kuzey Anadolu’nun doğu tarafında yağışlarda artış görülmesine rağmen Türkiye genelinde yağışların azalması beklenmektedir. Tüm bunlar beraberinde ülkemizin su kaynaklarında ciddi derecede azalma, kuraklık ve çölleşme, tarımsal verim kaybı, orman yangınlarının sayısında ve etkisinde artış ve biyolojik çeşitlilik kaybını getirecektir.

HAFTA’NIN KİTABI: GÖRÜNÜR BİR YERDE

Lütfen kitap okuyun ve okumanın şifasına inanın diyerek haftanın kitabını ele alalım. Eda İşler, öykülerinde, yemek masalarında ekmek kırıntıları gibi biriken sessizliklerden, hiçbir renge bürünmeden gelip geçen günlerden, mecburi mesailerde ufalanan saatlerden, kalabalıkların bir kenarında derinden derine büyüyen öfkelerden, bir başkasına aitmişçesine yabancılaşan çocukluk resimlerinden kalan tortulara dokunuyor. Kayıp bir kolun ağrılı boşluğundan, ömrün her anını kırılganlıkla işaretleyen bir kamburun ağırlığından ya da dile gelmeyen korkulu arzulardan damıtılmış anların toplamı, kılı kırk yararak dokunmuş öykülere dönüşüyor.  “Sırtımda kemiklerimi donduran soğuğu örten bir yelek; renginden, cümbüşünden iyice karardığım, görünmezlere karıştığım yedi Mehmet’in yeleği. Ellerim, kollarım, etimin göründüğü her yerim mıncıklanmaktan, patpatlanmaktan mosmor. Annem her sabah giydiriyor, gece olunca çıkarıp başucuma koyuyor. Gün doğar doğmaz tenime yedi ayrı insan, yedi farklı renk yapışıyor, akşam olup yelekten soyununca da benden başka kimsenin görmediği bir ben, benden dışarı sızıyor.”

GÜNÜN SÖZÜ: Bİ ‘TIK