YENİ 'KURTULUŞ MÜCADELESİ' VERİRKEN NE Mİ YAPMALI?

Yaşar İÇEN 09 Eki 2019

'Teknolojinin himayesinde telefonlara esir olduğumuz yılları yaşarken yığınla gencin iki saat boyunca gözleri fal taşı misali pür dikkat kesilmelerine şahit olmak muhteşemdi..."

7 Ekim Pazartesi günü Yeni Yüzyıl Üniversitesi Öğrencileri ile buluştum. Başlığımız ‘Uluslararası Siyasetten Türkiye Analizi’ idi. Yıllardır ekran, sahne, radyo vesileleriyle ‘Allah ne verdiyse’ konuşup, duruyorum. Fakat gençlerin enerjisi bir başka. Onların karşısına cümlelerimle her arz-ı endam edişimde heyecanım zirve yapıyor. Bunca çabamızda onlar için değil mi zaten...

Evet başlığımız ‘Uluslararası Siyasetten Türkiye’ okumalarıydı fakat çerçevemiz çok genişti. Çünkü Türkiye’nin içerideki her kararında etkili olmaya çalışan uluslararası siyaset son süreçte zirve yaptı. Trump’ın tweetleri, Obama’nın tuzakları, İran, Rusya, Suriye, Irak ve daha fazlası içimize nüfus etmeye can atıyor! Atacaklar da! Bu toprakların bereketi, güzelliği, zenginliği kim istemez ki?

Yeni Yüzyıl Üniversitesi’ndeki konferansta Diyarbakır’da evlatları için oturan annelerimizi, Tunceli’nin inanması imkansız değişimle dünya markalarına dikim yapar hale gelmesini, geçmişte terörün yaşattıklarını ve geride bıraktığı travmaları, son süreçteki Doğu ve Güneydoğu’nun huzurunu, sahneye sunulan oyunlar ile perde arkasındaki gerçekleri, güneydeki komşu ülkelerimizin sorunlarını, engellilerimizi, kadınlarımızı, genç kızlarımızı, içimizdeki kahramanları ve çürük elmaları...
Uzun lafın kısası tek başlığımız vardı fakat heybemizi dolduranlar ile çok şey konuştuk. Ben anlattıkça gençlerin gözleri daha bir parladı ilgiyle.
Ve konuşmalarımızın tamamının çıktığı kapı ‘her nerede olursak her ne işle uğraşırsak, her ne fikre sahip olursak, herhangi kültüre ait olursak olalım yeter ki vatan-devlet-biz odaklı olalım...’

Haksız mıyım? Hepimiz ait olduğumuz kültürlerin rengiyle güzel ve değerli değil miyiz? Ben Kürt olduğumu, öbürü Laz, öteki Roman olduğunu yansıtırken üzerinde boy verdiğimiz gurur duymalı. Herkes birbirinin rengine, kültürüne, özüne saygı duymalı ve olduğu gibi kabul etmeli. Çanakkale’de, Kurtuluş Mücadelesinde sen-ben-o yoktu biz vardık. Bu sebepten yokluğa, açlığa, soğuğa ve içteki-dıştaki tüm komplolara rağmen kadın-çocuk-yaşlı-genç demeden herkes savaştı bu topraklar uğruna.

İçinde bulunduğumuz yıllar ile yeniden Kurtuluş Savaşı Mücadelesi vermiyor muyuz? Terörle, ekonomiyle ve bilumum başlıkla aleni tehdit ediliyoruz! İçimizden ayrışmaya ve ayrıştırmaya meyilli sesler uluslararası tehditlere adeta çanak tutuyor!

Ötesi berisi yok! Bunca sıkıntı karşısında yapacağımız tek şey var; lamını cimini gözetmeden birlik olmak, kaynaşmak, güç bulmak.. Bununla birlikte sağduyulu yürekleri ile ülkeye dokunacak insanlar daha fazla sahada olmalı...