YENİ NORMAL

Yeni normlar derken hayatın her alanında geçerli yeni normlardan bahsediliyor.

Kovid-19 sonrası duymaya başladığımız bir terim oldu “yeni normal” yani; yeni dönemde eski normlar ve bu normlara bağlı “normal”ler geçerliliğini yitirecek ve hayatımızı yeni dönemin yeni normlarına ve onun sonucunda yeni normallerine göre şekillendireceğiz. Söylerken gayet kolay ama uygularken aynı pratik yaklaşımı hangimiz, ne kadar gösterebileceğiz? Farkı bu detay belirleyecek.

Yeni normlar derken hayatın her alanında geçerli yeni normlardan bahsediliyor. Bu dönemle birlikte hayatımıza giren maske, hijyen, sosyal mesafe, #evde kal gibi görünen konular dışında özellikle iş hayatında; evden çalışma, esnek çalışma saatleri, daraltılmış mesai saatleri gibi kavramlar da yeni norm örnekleri olarak hayatımıza girmiş durumda.

Spor ve özellikle futbol için ise karar vericiler henüz yeni normlar için harekete geçebilmiş değil. TFF ve Kulüpler Birliği Vakfı hazırladığı “12 Haziran’da start “taslağını yukarıya iletti. Değerlendirmeler henüz devam ediyor.

Bu arada şampiyonlukta iddialı iki camia/lobi arasında güç savaşı, bilek güreşi şeklinde devam ediyor. Taraflardan birisinin galibiyeti Ülkemizin futbol âleminde hem yeni şampiyonu hem de bundan sonrası için yeni normali belirleyecek.

Bir yanda uzun yıllardır futbol dinamiklerini domine eden asırlık bir çınar var, ilmek ilmek örmüş ilişkiler ağını, hangi devir olursa olsun güçlü kalabilmiş büyük bir tecrübeye sahip. Futbol hiyerarşisinin her kademesinde görünen-görünmeyen adamları var. Üç puan geride olmayı hiç kafasına takmıyor, biliyor ki bu sadece küçük bir detay ve halledilebilir.

Diğer taraf ise daha siyasi ve hemşericilik temelinde yaklaşıyor konuya. Bu sene yakaladıkları/arkalarına aldıkları rüzgâr ve doğru kadro mühendisliği, futbol aklıyla birleşince “o sene, bu sene” neden olmasın? diyorlar, mahalli basın da ocağın altını sürekli harlayınca, işi bu noktaya kadar getirmenin verdiği özgüvenle koparıp almak istiyorlar. (Etik tutarlılık bu noktada ihmal edilebilir bir detay!)

Taraflar konvansiyonel ve sosyal medya üzerinden salvolara devam ediyorlar. Bir bakıyorsunuz lobinin İstanbul kanadı sipariş bir röportaj üzerinden veriyor mesajlarını, durun bakalım diyor diğer tarafa, meydan boş değil diyor. Dedikoduları bilgi diye pazarlayan kişilerin suyu iyice bulandırmaya çalıştıkları anlaşılıyor.

Diğer kanatta ise sessiz ve derinden bir çalışma sürdürülüyor. Onlar da bazı TV programlarında konuyu mahalle kahvesi kıvamında irdeleyen ses ve kalemlere sahip ama reytingleri daha sınırlı. Yerel politikacılar ve bölgenin Ankara’daki temsilcileri (iktidar-muhalefet fark etmeksizin) hedefe kenetlenmiş durumda. TFF ise “du bakali n’olcek?” modunda ve beklemede.

Aslında bir bilek güreşi olacaksa sıralamanın ilk iki sırasındaki puandaş (53’er puan) takımların arasında olması gerekirken averajla ikinci olanın esâmisi hiç okunmuyor nedense? Onlar galiba ellerindeki “mal”ı nakde çevirip bu işten çıkmanın derdine çok düştükleri için etliye-sütlüye pek karışmıyorlar.

29. hafta İBFK/Başakşehir-Galatasaray maçı var, 30. Hafta Galatasaray-Trabzon oynayacak. Bu maçlarda neler olur kim bilir? Kalan sekiz lig haftası ve her takım için alınacak 24’er puan var geride. Yeni normal belirlenirken bu da ufak bir detay olarak kalacak gibi görülüyor.

Belçika, Fransa, Hollanda, Arjantin bu sezona “paydos” dedi. Ligler devam etmeyecek çünkü risk çok büyük. UEFA ise ısrarla bitirin diyor ama bu ısrar gerçeklerle uyuşmuyor (idmanlara başlayan Tuzlaspor’un malzemecisinde Kovid-19 çıkması haberi bunu en büyük örneği).

Bu tartışmalar “yeni” futbol ve “yeni” normal üzerine güzel bir seyirlik oldu bizim için de. Merakla bekliyoruz.

Bugün Hıdırellez, hepimize sağlık, bolluk ve bereket içinde bir gelecek diliyoruz.