YENİ YILDA OCAK BUZ GİBİ!

Fehmi KETENCİ 06 Oca 2019

Geçtiğimiz hafta pazartesi günü yayınlanan "Güle Güle 2018, Hoş Geldin 2019" başlıklı yazıma, klasik sözlerle yansıttığımız umutlarımızın varlığını yok sayamadım ve şöyle bir yeni yıl kutlaması girişiyle başlamıştım; "Umarım yeni yılda da; mutluluklarımız, sağlıklı günlerimiz en az eskisi kadar, dileğimiz eskisinden daha da çok olması. 2019'un, 2018'i aratmaması, yeni hayal kırıklılıkları yaşamadığımız, umutlarımızın tazelendiği, sağlıklı, mutlu, başarılarla dolu bir yıl olması dileklerimizle".

      Bu temenniler her yıl başında klasik kutlamaların içeriğidir. Ama asıl aklımızda olanı, daha doğrusu aklımızdan geçeni yansıtmaz.

      Asıl olan ise, oldukça zor, her türlü krizin üzerimizdeki baskısıyla geçen bir yılın aklımızda takılanları, yaşadıklarımız ve en içimizi acıtanın ise içinde bulunduğumuz ekonomik dar boğazın bizlere yaşattıklarıdır.

       Yeni yıla girdiğimiz ilk günden itibaren üzerimize kabus gibi çöken fiyat artışları, vergilerdeki klasik yeni yıl zamları ve tüm bunların çarşı pazara yansımasının bir çoğunu bekliyorduk ama bu kadar da olmamalıydı demeye başladık çoktan.

      2019 yılı için en çok korkutanı, elektrik ve özellikle ısınma ve mutfakta kullanacağımız doğalgaz zamlarının sert ve soğuk geçeceği söylenen kış şartlarında faturalara nasıl yansıyacağıydı. Bu korku sarmalında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni yıla yaklaşırken Doğalgaz ve Elektrikte yüzde on indirim yapılacağı açıklaması bu konudaki korkuyu biraz olsun azaltmış olmasına ragmen, asıl nelere mal olacağı gelecek ilk faturalardaki rakamlar görülünce ortaya çıkacaktır. Ne olursa olsun yüzde onluk bir indirim azıcık da olsa bir psikolojık etki yaratacaktır.

      Bir kaç yıldır alışageldiğimiz bir zam şekli var ki, bunlar; gelenekselleşen vergilerdeki zamlardır. Motorlu taşıtlar vergisi, damga, emlak, veraset ve intikal, her türlü değerli kağıtlar, belediye ve gelir vergileri vb. gibi, yeni yıldan itibaren yansıyan vergi zamları. Ama 2018 yılının ikinci yarısından itibaren üzerimize tam bir kabus olarak çöken döviz, özellikle USD Dolar’daki büyük artışları ve ekonomimize yansıyan kur artışlarının temel tüketim maddelerine yansımaları ve bunun 2019’a devam eden etkileri hala dar gelirlinin taşımakta çok zorlanacağı bir yük olarak ortada. Çarşı pazarda bir türlü kontrol edilemeyen fiyat dalgalanmaları. Temel tüketim maddelerine yansıyan zamlar ve bunun mutfakta yanmakta olan ateşi iyice harlandırmış olması.

      2019’a girerken klasik, alışılagelmiş zamların yaşatacağı zorluktan ziyade bu belirsizlikler ve dar gelirlinin üzerindeki geçim sıkıntısının nerelere varacağı endişesi daha da önemsenmesi gereken bir oluşumdur.

      Bir beklenti, bunun yaratacağı psikolojik olumsuzluğu biraz olsun azaltır beklentisiydi. Ama o da beklenenin çok altında olmasıyla hayal kırıklığı yarattı. İşçi ve memur emekli maaşlarına yapılan yüzde onun azıcık üzerindeki zamlar beklenenin çok altındaydı. Bir süre önce açıklanan asgari ücrette de beklenen artış olmayınca dar gelirli yeni yıla pek mutlu giremedi.

      Geçtiğimiz yılın ikinci yarısında iyice kontrolden çıkan, yedi TL’nin üzerine çıkan dolar yeni yıla yaklaşırken biraz durulur gibi oldu. O hızlı yükseliş kontrol altına alındı ama o yükselişin temel tüketim maddelerine yansıması hala tam olarak kontrol altına alınabilmiş değil.

      Dar gelirlinin canı oldukça sıkkın! Soğan, domates ve benzeri bazı mutfağın gerekli temel tüketim maddelerinin ateşi sönmedi. Ekonomistlerden yansıyan rakamlara göre, 2018’in son yarısında mutfağın temel tüketim maddelererine yansıyan zam oranları yüzde 30-35 civarlarında.

      Tüm bunların yanı sıra açıklanan ve yüzde 20,30 dolaylarındaki enflasyon rakamları, ekonomideki gidişatın pek de iyi olmadığının göstergesi olarak değerlendiriliyor.

      Geçim sıkıntısı çeken dar gelirli bu açıklanan rakamlardan ziyade, çarşı-pazardaki fiyatların rakamlarıyla ilgileniyor. Bu konuda ivedilikle gerekenin yapılmasını bekliyor.

      Yeni yılın ilk ayı “buz” gibi!