YIKICI TEKNOLOJİLER ÇAĞI… KABLOSUZ ENERJİ AKTARIMI

Tuğrul GÜNAY 04 Ağu 2018

Daha önceki bir çok yazımda "yıkıcı teknolojiler çağı" diye adlandırdığımız çağın özelliklerine değinmiş, 4. Sanayi Devrimi sürecinin sosyolojik yansımaları üzerine tartışmıştım. 

1989 yılında World Wide Web (WWW) olarak adlandırılan yapının hayatımıza girmesi ile başlayan yıkıcı teknolojiler çağı bizi, on sene önce filme alınmış bilim-kurgu filmlerini neredeyse tarih filmi olarak sınıflandırılma noktasına getirdi.

WWW’in iş hayatı önünde açtığı imkanlar sınırsız. Bir tek oda sahibi olmadan dünyanın en büyük otel zincirini çevrimiçi olarak çalıştıranlardan, bir tek taksiye sahip olmadan dünyanın en büyük taksi şirketini çevrimiçi yönetenlere, örneği global çapta binlerce olan çevrimiçi mağzalardan, on yıllardır global medyada otorite olan basılı medyanın ölmesine yol açan çevrimiçi medyaya kadar WWW’in sağladığı imkanlar önceki yaşam biçimlerimizi elektrik ve internet var olmaya devam ettiği sürece tamamen değiştirdi. Burdan geriye dönüş yok.

WWW’in sağlamış olduğu en önemli gelişmelerden birisi de IoT – Internet of Things – Şeylerin İnterneti piyasası. Gartner’ın raporuna göre 2016 yılında internete bağlı cihaz sayısı bir önceki seneye göre yüzde 31 artarak 8.4 milyar adet ile ilk defa insan nüfusunun üstüne çıktı. 2020 yılında toplam cihaz sayısının 20 milyar adedi geçeceği ifade ediliyor. Boston Consulting Group’un çalışmasına göre bu 2020 yılında 270 milyar USD’lik bir pazar demek.

Büyüme hızı logortmik fonskiyon özelliği gösteren şeylerin interneti piyasası açısından sektörün önünü mevcut hızlı gelişimden roket hızında gelişime taşıyacak olan yıkıcı bir teknoloji hızlı adımlarla gelişiyor ve çok yakın bir zaman içerisinde tüketicinin kullanımına hazır hale gelecek. Kablosuz enerji transferi teknolojisi.

1904 yılında yaklaşık 60 metre yüksekliğinde inşa edilen ve 1917 yılında yıkılan “Tesla’nın Kulesi” ve büyük mucit Tesla’nın elektriğin kablosuz iletilmesi çalışmaları üzerinde yüzyılı aşkın süredir bir sis bulutu bulunmaktaydı. Artık bu sis aralanıyor.

Bir süredir prize takmak zorunda kalmadan bir padin üzerine ya da bir kabın içine bırakılarak cep telefonlarını şarj etme teknolojisi mevcut. Halihazırda bir kaç cm mesafesinde enerji aktarımı yapabilen teknolojler de gün yüzüne çıkmaya başladı. Ancak her iki yöntem de kablosuz olmakla beraber yine de çok pratik değiller. Evet kablo yok ancak yine de bir şarj ünitesine bağımlı olma durumu var. Oysa yapılan testlerle ispatlandığı üzere on metreye kadar mesafe içinde kalmak şartıyla, bugün sadece evlerimizde ya da işyerlerimizde değil hayatın her anında içinde bulunduğumuz WiFi üzerinden radyo frekansları vasıtası ile, başta cep telefonları olmak üzere şeylerin internetine bağlı bütün cihazları bir şarj aletine bağlı kalmaksızın sürekli olarak şarj edebilecek teknolojiler geliştirilmiş durumda. FCC (Federal Communcations Commission) onayı alındıktan sonra piyasaya sürülmek için hazırlanıyorlar.

Bunun anlamı, sadece cep telefonlarının, laptopların, evde veya işyerinde kullandığımız kumandalardan, ev ve ofis aletlerine kadar onlarca cihazın yanı sıra, şeylerin internetine bağlı bütün cihazların bağımsızlığını ilan etmesi demek. Bunun anlamı, bugün cihazlarımızda oldukça fazla bir ağırlığa sebep olan ve patlama riski taşıyan pillerin küçülerek kullandığımız cihazların daha da portatif hale gelmesi ya da kazanılan alana yeni teknolojileri ekleyebilmek demek.

24 Şubat 2018 tarihinde gazetemizde yayınlanan “Küresel Bir İttifak… Pil İttifakı!” makalemde pil sanayinin hammadde talebinin hangi şartlarda tedarik edildiğine ilişkin genel konulara değinmiştim. Enerjinin kablosuz iletimi demek, sadece günlük hayatlarımızda ve diğer endüstrilerde meydana getireceği yıkıcı teknolojik değişimlerin yanı sıra, dünya üzerinde batarya hammaddeleri üzerinden süregelen sömürü sistemine çomak sokmak demek.

Dünya yıkıcı teknolojilerin hızlı gelişimi ile baş döndürücü bir hızla değişiyor, dönüşüyor. Bu değişimi bugünden görüp gerek kişiler olarak bireysel yatırım kararlarını verenler gerekse de ülke olarak bu gelişim ve dönüşüme adapte olarak bu teknolojileri geliştirenler çok da değil, üç beş sene içerisinde çok hızlı yol alacaklar.

Klasik beylik laftır, değişmeyen tek şey değişimdir. Ancak günümüz dünyası, değişimin ötesinde yıkıcı teknolojik gelişim çağında. Değişime adapte olma hızının çok üstünde hızlı kararlar almak haricinde bu çağı yakalamak zor.