​YÜRÜMEDEN YÜRÜMEYE FARK VAR

Osman ATAMAN 27 Haz 2017

Yıl 1991.

Yıl 1991. 

Turgut Özal Cumhurbaşkanı.

Yıldırım Akbulut da atanmış Başbakan.

Alarko Grubu Eş Başkanı ısrarla Zonguldak Kömür Madenlerinin ekonomik olmadığını ve kapatılmasını gerektiğini anlatıp yazıyordu ne hikmetse. 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı İmren Aykut’tu. 

Erken yaşta trafik kazasında vefat eden ve “Jaguarlı Şemsi” diye ünlenen Şemsi Denizer de Genel Maden İş Sendikasının cevval ve medyatik genel başkanıydı. 

Bir tarafta kapatılma tehditleri, bir tarafta çalışanların sosyal hakları sebebiyle Şemsi Denizer karakışın ortasında şubat ayında bir yürüyüş başlattı. 

Kar-tipi ortamında “Çankaya’nın şişmanı/ İşçi düşmanı” sloganlarıyla Bolu’ya geldiler. 

Polis yürüyüşü durdurdu.

Ve müzakereler başladı.

O arada biz de Mustafa Sağlamer ve Muzaffer Yazıcı ile organize ettik. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı İmren Aykut, iş adamı İshak Alaton ve Sendika Başkanı Şemsi Denizer’i Bab-ı Ali Toplantılarında buluşturduk. 

Taraflar eteklerindeki taşları döktüler. Konuştular. Tartıştılar.

Ve konu o ay içinde çözüme kavuştu.

Diyeceğim şu:

1- Yola çık. Yürü. Fakat bir amacın olsun ve sonuç alma becerin. Yoksa yürümenin sonu yok ve yollar yürümekle aşınmaz!

2- Hepimizin düşünmesi lazım. Bir zamanlar nasıl bir ülkeymişiz ki, Refahyol’u antidemokratik yollarla yok etmek için ülkeyi oksijensiz bırakma pahasına yargıyı Fetö’ye bağışlamışız. 

Niyetler düzgün olursa ve konuşup tartışıp anlaşmayı başarabilirsek, çözemeyeceğimiz hiçbir problem yok. 

Hal böyleyken, Ramazan’da LGBT olayları çıkıyorsa, Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşünün ikinci bir Gezi olayına zemin hazırlama eylemi olduğu iddia ediliyorsa, kimse çıkıp da “sonuç” almak için her problemi gündeme getirmenin bir zamanı, zemini ve şekli olduğunu taraflara anlatamıyorsa…

İşte o zaman insan kuşku duymaya başlıyor. 

Hepimizin iddiası vatan- millet sevgisi…

Ama yaptıklarımız ve yapmadıklarımızla zarar verdiğimizi umursamıyoruz.

Bugün geriye dönüp bakınca kim “Ben kusursuzum” diyebilir?

Diyemez.

Diyemez fakat kimse de faturasını ödediğimiz kusurları sahiplenmiyor.

Hem çok yazık.

Hem çok acı.