YÜZ ELLİ BİR

Doğan büyür, büyüyen yaşlanır ve hayatın döngüsü yerlerimizi yeni gelenlere bırakırız.  Kuraldır bu. Dün küçük kızımın doğum günüydü yarın da büyük kızımın doğum günü. Hayatımızın ötesine geçen hayatlar onlar. Var olsunlar, Allah herkesin evladına güzel günler görmeyi nasip etsin.

Ancak, insan hayatı sınırlı olduğu için ömrümüzü aşan hayallerimiz için kurumlara ihtiyaç duyarız. Vakıflar, dernekler ve elbette şirketler bunlar için vardır. Çalışmalarımızın gayesi sadece para kazanmak değil geride anlamlı izler bırakmaktır. Bu düşünceyle huzur bulur ve gönlümüzü rahat ettiririz. Bugün başka bir doğum günü, bir insanın değil bir düşüncenin doğduğu gün. Kızılay 151 yaşında. Dünyada kurulan ilk Kızılay olarak Türk Kızılay insan ömrünü aşan bir gayretin ürünü. Osmanlı Devleti’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne tevarüs eden bir şefkat pınarı. Genelde 150, 200 gibi yıllar idrak edilir kurumlar için peki 151’in önemi nedir. Bir neden önemliyse 151 de onun için önemli. Bir olmadan 151 olamayız, başlamadan bitiremez, yola çıkmadan menzile varamayız. Yollar adım adım yürünür, yıllar bir bir yeşillenir, yaş alırız. Bir olmak sadece büyümek demek değildir, bir olmak birlikte olmaktır. Küçük iyiliklerin bir araya gelmesini birlikte sağlayabiliriz.

Bir olursak 151 oluruz, bir olursak 80 milyon oluruz, bir olursak 8 milyar oluruz. Tüm alemi vahdet içinde idrak edersek tevhide ulaşırız. Tüm uzaklıklar birlerle yakınlaşır. Bir insan başlar tüm dünyaya yeni bir şekil vermeye. Bir insanı kurtarmak tüm insanlığı kurtarmak gibidir itikadımızca. Bir olmaktan vazgeçersek yok oluruz, birlik bizi biz yapar.

Kızılay, tüm dünyada hilalin birliğini temsil eder. Sadece Türkiye’de değil alemi İslam’da ortak dalgalanan bir sembol ve birliğin sembolüdür. Kimliklerin üzerindeki kimlik, çaresizliğin içindeki dua, karanlığın içindeki ışıktır. 151 yıla gelinceye kadar sayısız kahramanı vardır ve armağan edilen hikayeleriyle güçlüdür. Bugün tüm dünyaya merhameti iletme görevini üstlenen kocaman bir çınardır.

Duamızı katacağımız dua, bağışımızı ekleyeceğimiz yakarış, gidemediğimiz yerlere gönderdiğimiz temsilci ve en önemlisi girmeye imkan bulamadığımız gönüllere giren elçidir.

Bugün Kızılay’ın kurulduğu günü gören kimse yok hayatta ama herkesin bir şekilde bir parçası olduğu kocaman büyük bir hikaye var. Bazı sayfalarını yeniden açıp okuduğumuz bir kitap, yeni sayfalarını birlikte yazacağımız bir defter. Nasıl derseniz öyle. Şefkatin doğum günüdür derseniz de kabulümdür.

Yeter ki bir olalım, 151 olmak kolaydır, 200 olmak da. Zor olan bir olmaktır. Bize düşen? Daha uzun yaşamanın sırrını Kızılay’ın hikayesinden öğrenmek. Zor zamanların sabrının, geniş zamanların şükrünün bir olmaktan geçtiğini ve ancak bu sayede 151 olacağımızı idrak etmek. 150 yıl geride kaldığında bir 150 yılı daha hayal edebilmektir bir olmak. Doğum günün kutlu olsun Kızılay, nice 11 Haziranlara hep birlikte erişmeyi temenni ediyorum.