ZENGİN İFTAR SOFRASININ SONRASINI DA DÜŞÜNÜN!

Fehmi KETENCİ 26 May 2019

Büyük çoğunluğu Müslüman olan ülkemizde mübarek Ramazan ve oruç tutmak kutsal bir görev. Bu yıl da hayırlısıyla çok önemli dini görevlerimizden olan Ramazan ayının son on gününe gelmişiz.

      Oruç tutmanın gereğini kabul etmemek mümkün değil… Ramazan ve oruç inancımız gereği olmazsa olmaz görevlerimizden biri.

      Ancak; oruç tutacakların oruç tutmaya fiziksel orarak da hazır olmaları gerekiyor. Oruç tutabilmek için sağlık açısından sorunsuz olmak, beslenmeye dikkat etmek göz ardı edemeyeceğimiz bir olgu.

      İnançları nedeniyle sırf oruç tutma görevini yerine getirebilmek için sağlık sorunlarını hiçe saymak kronikleşecek hastalıklara yol açabilir. Oruç tutarken sağlık konusundaki zaaflarını göz önüne almayanlar ve buna paralel olarak doğru ve yeterince beslenemeyenler zaman içinde sağlık sorunları yaşayabilirler. Bu nedenledir ki özellikle Ramazan ayında oruç tutanlar uzmanlar tarafından uyarılırlar.

      Kendisi sağlık olarak hazır hissetmeyenlerin oruç için de hazır olmadıklarını bilmeleri gerektiği, uzmanların, neden ısrarla vurguladıkları gerçeğini asla göz ardı etmeyelim.

      İnançlarımız nedeniyle her ne olursa olsun oruç tutmayı geleneksel bağlılık olarak kabul etsek de, sağlıksız bir yaşamın dini vecibeleri yerine getirmeye engel teşkil edebileceğini de unumamak gerekir. Her şeyin önünde sağlık gelir.

      Bu nedenledir ki eğer dikkat edilmezse Ramazan ayı; uzun süren açlıktan kaynaklanan rahatsızlıkların yanısıra düzensiz ve yanlış beslenme alışkanlıklarının yerleşmesine neden olabiliyor. Bu konuda gereği gibi davranmamak, rahatsızlıkları da beraberinde getiriyor.

      Uzmanlar; oruç ayı olan Ramazan ayında daha çok görünen ve ortaya çıkan sağlık sorunlarının, uzun süren açlığın ardından aşırı ve kontrolsüz yemek yeme ile doğru orantılı olarak bağlantılı olduğunu dile getiriyorlar.

      Özellikle iftarda kontrolsüz ve aşırı yenen yemek sonrasında hissedilecek sindirim sistemine bağlı rahatsızlıkları veya bu tür şikayetleri olanların vakit kaybetmeden mutlaka bir doktora, gastroenteroloji uzmanına başvurmaları gerekiyor.

      Uzmanlara göre; Ramazan ayında en çok görülen sağlık sorunlarından biri de, “reflü” dür. Bu rahatsızlık; mide asidinin yemek borusundan geriye kaçması olarak gösterilir. Bu tür bir rahatsızlık çekenlerin iftarda ve sahurda az yemeleri ve yemekten sonra hemen yatmamaları daha doğru olur. “Reflü” den rahatsız olanların ayrıca; aşırı yağlı yiyeceklerden kaçınmaları ve kahve, sigara, çikolata tüketimini azaltmaları gerekiyor.

      Uzmanlar, ayrıca; limon ve portakal suyu gibi içeceklerin Ramazan ayında, özellikle iftarda daha az tüketilmeleri gerektiğini söylüyorlar. Ramazanda uzun süren açlık sonrasında bu tür içecekler yemek borusunu tahriş edebiliyormuş!

      Yine uzmanların özellikle üzerinde durdukları diğer bir konu; iftar sofrasını süsleyen şarküteri ürünlerinin yüksek kalori içerdiklerinin göz ardı edilmemesidir. Bu tür yüksek kalori yüklü yiyecekler kilo artışına neden olabiliyor. Ayrıca bu yüksek kalorili yiyecekler, kan yağlarının ve buna bağlı olarakta tansiyonda önemli artışlara neden olabiliyor.

      Dikkat edilmesi gereken bir başka konu ise; iftar sonrasında fazla yemek yiyenlerin tok karına yürüyüş yapmamaları. Yediklerini hazmetme gibi bahane ile tok karına yürüyüş yapmanın veya koşmanın, spor yapmanın faydadan çok zarar getirdiğini unutmayalım. Tok karına aşırı efor harcamak sağlık açısından yanlış bir davranıştır.

      Son olarak; oruç nedeniyle gündüz sigara içemeyenlerin açığı kapamak adına iftar sonrasında peş peşe sigara tüttürmeleri de sakıncalı. Peş peşe içilen sigara, bilinen zararının yanısıra, kandaki oksijen oranını önemli miktarda düşürüyormuş.

      Dini vecibelerimizi yerine getirelim. Bu vazgeçemeyeceğimiz bir görvemizdir. Ancak sağlığımızı tehlikeye sokacak kadar da kendimizi kontrol dışı bırakmayalım.

      Doktorlarımız sağlık açısından en çok dikkat edilmesi gereken zamanın Ramazan ayı olduğunu her zaman söylerler.

      Unutmayalım!…Sağlıklı bir yaşam olmadıkça dini inancın keyfini süremeyiz….