TAK:NEDİR, NE DEĞİLDİR?

YAYINLAMA:

27 Nisan’da Tarihi Ulucami’deki, 24 yaşındaki intihar bombacısı E.Ç.’nin öldüğü ve 13 kişinin yaralandığı Bursa’nın ilk intihar saldırısını ‘Kürdistan Özgürlük Şahinleri’ adlı örgüt yani TAK üstlendi. TAK gölge bir örgüt. Bir var, bir yok. Bazen PKK’nın övgülerine mazhar oluyor, bazen ‘gayri meşru çocuk’ damgası yiyor, eylemleri üstlenilmiyor. TAK bir ‘gölgeyse’ bu gölge kendi başına müstakil bir şey midir, yoksa sadece sahibine ait bir şey midir? Daha da önemlisi bir gölge ile nasıl mücadele edilir? İşte bunlar hayati sorular.... TAK şu son 3 ayda Türkiye’nin canını epey acıttı. Aslında TAK’ın eylemleri eskiye de dayanıyor. TAK’ın eylemlerini şu şekilde sıralamak mümkün: 17 Temmuz 2005: Aydın Kuşadası'nda turistleri taşıyan minibüse ve bir hafta sonra İzmir Çeşme'de çöpe bırakılan bombanın patlaması sonucu 5 turist, bir polis memuru öldü, 34 kişi yaralandı. 10 Haziran 2007: İstanbul Bakırköy'de 31 kişinin yaralanması ile sonuçlanan patlama.

23 Mayıs 2007: Ankara Ulus Anafartalar çarşısındaki patlamada 7 kişi öldü, 102 kişi yaralandı.

31 Ekim 2010: İstanbul Taksim'de polis noktasına saldırıda 32 kişi yaralandı.

26 Ağustos 2011: Antalya Konyaaltı plajı ile 28 Ağustos'ta Kemer halk plajındaki patlamalarda 6 turist yaralandı.

20 Eylül 2011: Ankara Kızılay'daki patlamada 3 kişi hayatını kaybetti, 34 kişi yaralandı.

23 Aralık 2015: Sabiha Gökçen Havalimanı'na düzenlenen saldırıda 1 temizlik görevlisi hayatını kaybetti.

17 Şubat 2016: Ankara Merasim Sokak'taki, askeri servis araçlarına yönelik gerçekleştirilen araçlı intihar saldırısında 29 kişi hayatını kaybetti.

13 Mart 2016: Ankara Güvenpark'taki araçlı intihar saldırısında 37 kişi hayatını kaybetti, 125 kişi yaralandı.

27 Nisan 2016: Bursa’da Tarihi Ulucami’deki intihar saldırısında eylemci öldü, 13 kişi yaralandı.

Yukarıdaki sicil dört önemli gerçeği gözler önüne seriyor. Bunlardan ilki TAK şehirli bir gölge, diğeri ise hedef seçiminde pek de askeri veya sivil hedef ayrımı yapmıyor, en sonuncusu ise özellikle ‘fedai tarzı’ bombalı saldırılarla arası çok iyi, yani çatışmaya girmekten pek de hoşlanmıyor. Son gerçek ise yukarıdaki saldırılardaki eylemcilerin tamamının yaşı 30’dan küçük ve yaş ortalamaları 24-25 civarı. Kısaca TAK; kentli, sivil hedeflere de saldıran, fedai tarzı bombalama eylemleri konusunda uzmanlaşmış ve genç doğalı bir gölge.

TAK’ın kuruluşu

Aslında ‘Türkiye’nin son köylü hareketi’ olarak tanımlayabileceğimiz PKK son 10 senedir organizasyonel anlamda bir şehirleşme gayreti içinde idi. Kendilerini PKK içinde ‘PKK’nın seçilmişleri veya özel kuvvetleri’ olarak tanınan TAK’ın çıkışı 1999 yılına kadar gidiyor. 1999’da silah bırakan PKK’yı “pasif kalmakla” suçlayan TAK, özellikle Kuruluş Bildirgesini açıkladığı 2004’den bu yana PKK’nın şehirleşme gayretlerinin artması ile önem kazandı. Küresel güvenlik ortamında görüyoruz ki artık kentlileşemeyen hiç bir devlet dışı aktöre günümüz dünyasında yer yok. Bu gerçeği gören PKK 2013 yılında “Kıra Dayalı Şehir Savaşı” stratejisini uygulamaya koydu. PKK’nın kentlileşmesinde ona şehirlerde ‘şiddet üreterek’ alan açacak, eleman kazandırmak için efsaneler yaratacak, biraz korku biraz da hayranlıkla namını yürütecek, ama gerektiğinde organik bağı olmadığı için reddedebilecek bir ‘gölge’ye ihtiyacı vardı. Ayrıca Abdullah Öcalan’ın cezaevi şartlarını ve sağlığını da önemseyen Öcalan için “fedai” tarzı eylemler yapacak şekilde dizayn edilen ve bu konuda sıkı bir ideolojik eğitimden geçen TAK’ı, Öcalan’ın ‘iradesinin şehirli askeri gücü’ olarak da tanımlamak da mümkün. Aslında kısaca TAK’ın dizaynında PKK’nın kentlileşmesi, Öcalan’ın hapisteyken bile gücünün korunması, uluslararası alanda PKK’nın son yıllarda artan görünürlük ve meşruiyetine zarar gelmemesi amaçlarının ön plana çıktığını söylemek mümkün.

TAK’ın Kuruluş Bildirgesinde kuruluş sebebi, amaç, hedef, yöntem ve söylemlerinin bir analizi yapıldığında; Abdullah Öcalan’ın kişiliğine ve siyasi iradesine olan vurgu, Öcalan’ın cezaevi koşulları, devletin Kürt Sorununun çözülmesini istemediği ve sorunu oyalama ve zamana yayma taktikleri ile kasıtlı olarak ötelediği, PKK’nın silahlı kanadı HPG’nin siyasi değerleri nedeniyle ‘etkin şiddet üretemediği’ ve bu nedenle mücadelede yetersiz kaldığı vurguları ön plana çıkıyor. Yine TAK’ın hedefleri arasında güvenlik güçleri kadar sivil bürokrasi, ekonomik ve turistik hedefler ve hatta sivillerin de olabileceği kuruluş bildirgesinde yer alıyor. Yine bildirgede yer alan ‘intikam ruhu ile yönelme’, ‘şiddetli misilleme’, ‘genç dinamiği’, ‘işbirlikçi ve hainlerin cezalandırılması’, ‘eylemlerde hiç bir kural tanımama’, ‘kuralsız şiddet’ gibi ifadeler de dikkat çekiyor.

Yine kuruluş bildirgesine ve eylem paternlerine bakıldığında PKK’nın stratejik aklının TAK’ı gerektiğinde bir ‘ön alıcı vuruş (pre-emptive strike)’ enstrümanı olarak da dizayn ettiğini göstermekte. Yani PKK TAK sayesinde hem Türkiye’deki hem de bölgesel anlamdaki siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel dinamikleri olmadan önce veya olmakta iken pro-aktif bir tutumla ve bir şiddet şoku ile etkileyebilmekte. Bu sayede uluslararası meşruiyetinin kaynağı olarak gördüğü ‘meşru müdafaa yani ilk vuran olmama’ ilkesini çiğnemeden TAK sayesinde ön alıcı vuruşlar yapabilmekte. Kuruluş bildirgesinde dikkat çeken bir başka husus PKK’nın TAK’ın eylemlerinin doğrudan halka yönelmesine ve Türkiye’nin batısındaki kentlerdeki bu sansasyonel eylemlerle istediği zamanda ‘Hala güçlüyüm!’ mesajı verme ve sempatizan kitlesinde kamuoyu oluşturma gücüne verdiği önemdir.

Çok önemli bir başka husus ise, PKK’nın TAK ve AGİT’tir (Apocu Gençlik İntikam Tugayı) gibi gölge yapılanmaları kendi varlığının ve siyasi hikayesinin bir sigortası olarak görme refleksidir. Kısaca PKK 2013-2015 döneminde hiç bir eylemi olmayan ancak Temmuz 2015’de çatışmaların başlaması ile yeniden saldırılarına başlayan TAK sayesinde Ankara’ya “Eğer beni yok etmeye çalışırsan yeni dönemde karşında bunları bulursun. Onlar da tüm Türkiye’yi yakarlar” tehdidi ile yaklaşabilmektedir.

TAK’ın bir diğer özelliği de kendi ifadeleri ile ‘Türkiye’deki siyasi dengeleri gözeten mücadele yöntemini zayıf bulması.’ Özellikle son 3 intihar saldırısındaki TAK’lı teröristlerin Suriye geçmişi, yani Suriye kuzeyine geçmiş, orada askeri eğitim almış ve çatışmalara katılmış olmaları TAK’ın yavaş yavaş bölgesel bir örgüt haline geldiğinin de önemli bir göstergesi. Bir küçük not olarak TAK’ın şu ana kadarki bütün eylemlerindeki saldırganları Türkiye vatandaşı idi. TAK’ın Suriye’deki çatışmalar nedeniyle giderek ‘bölgeselleşmesi’ önemli bir dinamik.

Kısaca TAK’ı PKK himayesinde ve ideolojik desteğinde, Suriye kuzeyi (Rojava) deneyimi ilhamlı, kentli, genç doğalı ve giderek bölgeselleşen bir gölge-vekil (proxy) olarak tanımlamak mümkün. PKK TAK’a personel, lojistik ve eğitim desteği sağlayıp himaye ederken eylem kararı alma ve eylem icrası konusunda TAK’a inisiyatif veriyor. Basitçe Kandil TAK’a ‘saldır’ mesajını veriyor ve nerede ne olduğunu öğrenmek için haber kanallarından birini açarak izlemeye başlıyor. Şiddet tekelinin TAK gibi yerel ‘bayilere devri’ (şiddetin frençayzingi) istihbarat ve güvenlik güçleri açısından can sıkıcı bir durum. Çünkü bu sayede PKK hem eylemlerini çok küçük hücrelerde ve alt düzey karar alıcılarla planlamış oluyor (bu eylemler hakkında dışarıya daha az bilgi sızması anlamına geliyor) hem de eylem kararı ile eylemin gerçekleşmesi arasındaki zamanca mesafe çok kısalıyor. Bunlar da eylemlerin önceden tespit edilip engellenebilmesini çok zorlaştırıyor.

PKK ne yapmaya çalışıyor?

PKK ‘savaşı boyutlandırma’ stratejisi kapsamında bir yandan Türkiye’nin tamamını cephe haline getirirken diğer yandan etnik motivasyonu yüksek ve silahlı sol radikal örgütleri himaye eden bir ‘şemsiye örgüt’ haline gelmeye çalışıyor. Bence PKK’nın nihai amacı artık şiddet kullanma tekelini TAK gibi yarı bağımsız çalışan operatif seviyede yarı bağımsız alt-örgüt ve taktik seviye bağımsız hücrelere devrederek Suriye kuzeyi (Rojava) hikayesi üzerinden küresel düzeyde bütün etnik ve siyasal uyanmış Kürtlerin kalplerine ve beyinlere hitap eden bir ‘ilham kaynağı’ haline gelmek. PKK bu sayede aynen El-Kaide ve IŞID benzeri ancak bu sefer dini değil de etnik motivasyonlu önce bölgesel sonra yapabilirse küresel bir silahlı direniş hikayesi yaratma çabasında. Eylem kararı alma, planlama ve icra ile finansman konularında artık yerel hücrelere inisiyatif verilmesi. Yani hem sahadaki yapılanmasında yerelleşmesi hem de karar alma mekanizmalarının de-sentralizasyonu. İşte bu noktada TAK’a büyük rol düşüyor. Hal böyle olunca karşımıza, doğrudan PKK’nın hiyerarşik kademesinden talimat almayan, kendi başına hareket ederek, eylem planlayıp saldırı yapabilen otonom hücreler karşımıza çıkıyor. Bu hücreler sahadaki gelişmeleri değerlendirip eylem yapabiliyor.

TAK bünyesinde kurulan bu otonom hücreler, hem en az maliyetle, en risksiz ve en etkin şekilde Ankara’yı sıkıştırırken hem de PKK’nın giderek yükselen uluslararası görünürlüğünü ve itibarını bu tarz terör eylemlerini üstlenerek yıpratmamış oluyor. Ne var ki, şiddet tekelinin frençayzingi olarak tanımlayabileceğimiz bu tutum çatışmaları daha da kirlileştiriyor. Peki, PKK niçin bu son saldırı gibi Türkiye’nin batısında ve doğrudan kritik hedeflerle sivilleri hedef alan saldırıları kendisi yapmıyor da proksilerini (kendine yakın silahlı grupları) kullanıyor? Bunun cevabı da PKK’nın son dönemde IŞİD’le mücadele sayesinde kazandığı uluslararası itibarını ve meşruiyetini Türkiye’nin batısındaki illerde, sivil hedeflere saldırarak yıpratmak istememesi olarak açıklanabilir. Kısacası, PKK bu tür saldırıları düzenleyerek uluslararası ortamda terör örgütü algısını güçlendirmek istemiyor. Hal böyle olunca da saldırılar TAK gibi PKK’nın içinden çıkmış, ancak ona organik olarak bağlı olmayan ve PKK’nın varlığını reddettiği TAK gibi gölge-bayiler üzerinden gerçekleştiriliyor.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...