ABD'nin Pekin Büyükelçisi David Perdue, dönemin ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında Beyaz Saray'da gerçekleşen tarihi zirvenin bilinmeyen bir yönünü kamuoyuyla paylaştı. Perdue'nin Fox News kanalına verdiği özel mülakata göre, Trump, Çinli mevkidaşına doğrudan ABD üretimi silahları satın almaya ilgi duyup duymadıklarını sordu.
Büyükelçi Perdue: "Tayvan Politikasında Değişiklik Yok"
İki küresel güç arasındaki bu ilginç silah satışı diyaloğunu aktaran Büyükelçi Perdue, Trump'ın söz konusu teklifinin ABD'nin Tayvan'a yönelik stratejik yaklaşımında bir eksen kayması anlamına gelmediğinin altını çizdi. Perdue, süreci şu sözlerle özetledi: "Başkan Trump sürekli olarak 'Biz dünyanın dört bir yanındaki ülkelere silah tedarik ediyoruz' vurgusunu yapıyor. Hatta zirvenin bir anında, Başkan Şi'ye dönerek kendilerinin de bu silahlardan almak isteyip istemeyeceklerini açıkça sordu."
Çin'in Kırmızı Çizgisi: Tayvan
Liderler arasındaki bu temasın kökeni, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in 24 Eylül'de Washington'a gerçekleştirdiği ve Beyaz Saray'da ağırladığı kritik ziyarete dayanıyor. O dönem Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, Şi'nin Tayvan meselesindeki hassasiyetini Trump'a net bir dille aktardığı belirtilmişti. Şi, görüşmede Tayvan konusunun Çin'in ulusal bütünlüğü ve egemenlik haklarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayarak, Washington yönetimine "Tayvan'ın bağımsızlığı" fikrine karşı doğru bir pozisyon alma ve iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin zedelenmemesi çağrısında bulunmuştu.
Bölgede Bitmeyen Egemenlik İhtilafı
Çin'in kendi topraklarının ayrılmaz bir parçası olarak gördüğü Tayvan, 1949 yılında yaşanan iç savaşın ardından ana karadan koparak fiili bir bağımsızlık statüsü kazandı. Ancak Pekin yönetimi, uluslararası arenada "Tek Çin" ilkesini tavizsiz bir şekilde uygulayarak, Tayvan'ın Birleşmiş Milletler başta olmak üzere küresel kurumlarda temsil edilmesini ve diğer ülkelerle resmi diplomatik bağlar kurmasını kesin bir dille reddediyor.
Son dönemde Tayvan Boğazı'ndaki tansiyon giderek yükselirken, Pekin yönetimi adanın ana kara ile birleşmesi senaryolarında askeri güç kullanma seçeneğini masada tutmaya devam ediyor. Bu baskılara karşı savunma kapasitesini artırma yoluna giden Tayvan yönetimi ise, bütçesinde askeri harcamalara daha fazla pay ayırarak ABD menşeli modern silah sistemlerini envanterine katmayı sürdürüyor.