Yeni Birlik Gazetesi Dünya Dünyanın en eski şehri hangisi? Nerede bulunur, ilk yerleşim yerleri nerede, hangileri yaşıyor, kaç yıllık?

Dünyanın en eski şehri hangisi? Nerede bulunur, ilk yerleşim yerleri nerede, hangileri yaşıyor, kaç yıllık?

İnsanlık tarihinin ilk yerleşim yerleri nerelerdir? Eriha’dan Şam’a, Gaziantep Dülük’ten Harran’a kadar günümüzde hâlâ yaşamın devam ettiği en eski şehirler listesini keşfedin.

Arkeolojik keşifler ve tarihsel araştırmalar, insanlığın avcı-toplayıcı düzenden yerleşik hayata geçiş sürecinde Mezopotamya, Levant ve Yakındoğu coğrafyasının merkez rol oynadığını göstermektedir. Binlerce yıllık yıkımlara, savaşlara ve doğal afetlere rağmen varlığını sürdüren bazı kadim kentler, geçmişle günümüz arasında canlı bir köprü kurmaktadır. Uzmanlar bu köklü geçmişi değerlendirirken, aktif nüfus barındıran kentler ile ören yeri statüsündeki arkeolojik alanları iki farklı kategoride ele almaktadır. İşte medeniyetin doğuşuna tanıklık eden ve günümüzde insan yaşamının kesintisiz sürdüğü en eski yerleşim merkezleri.

Dünyanın En Eski Şehri Hangisidir ve Kesintisiz Yaşam Nerede Sürdürülüyor?

Tarihsel kayıtlara ve arkeolojik bulgulara bakıldığında, bilinen ilk surlarla çevrili kent yapısı Filistin sınırları içerisinde yer alan Eriha (Jericho) olarak kabul edilmektedir. M.Ö. 9000 civarında temelleri atılan Eriha, aynı zamanda deniz seviyesinin yaklaşık 258 metre altında bulunması sebebiyle yeryüzünün en alçak rakımlı kenti unvanını elinde tutmaktadır.

Lübnan sahillerinde yükselen antik Fenike limanı Biblos (Cebeyl) ise M.Ö. 5000’li yıllara uzanan geçmişiyle Akdeniz ticaretinin ilk merkezlerindendir. Papirüs ticaretindeki stratejik konumu nedeniyle günümüzdeki "İncil" (Bible) kelimesine adını veren bu tarihi liman, binlerce yıldır deniz aşırı kültürlerin buluşma noktası olmuştur.

Günümüzde Hâlâ Yaşamın Devam Ettiği En Kadim Doğu Kentleri

Yakındoğu coğrafyasında kadim uygarlıkların yönetim merkezi olmuş pek çok kent, bugün de kalabalık nüfuslarıyla varlıklarını sürdürmektedir. Suriye’nin "Yasemin Şehri" olarak tanınan başkenti Şam ile tarihi İpek Yolu’nun kritik kavşak noktalarından Halep, M.Ö. 4000 - 3000 yıllarından bu yana aralıksız yerleşime ev sahipliği yapmaktadır. Her iki kent de Mezopotamya ile Akdeniz arasındaki ticari ve kültürel aktarımın ana kalbi sayılmaktadır.

İran coğrafyasında M.Ö. 4200 yıllarında kurulan ve Elam İmparatorluğu'na başkentlik yapan Susa (Şuş) kenti; Asur ve Pers dönemlerinin en görkemli idari merkezleri arasında gösterilmektedir. Mısır’da Kahire’nin güneybatısında konumlanan ve antik çağda Crocodilopolis adıyla bilinen Feyyum ise M.Ö. 4000’den bu yana bölgesel kimliğini koruyan nadir kentlerdendir. Doğu Akdeniz ticaretini yönlendiren bir diğer Fenike kenti Sayda (Sidon) da Lübnan kıyılarında kesintisiz yaşamın sürdüğü alanlar arasında öne çıkmaktadır.

Batı Medeniyeti ve Doğu İnançlarının Beşiği Olan Tarihi Yerleşkeler

Avrupa ve Asya kıtalarında yer alan bazı kadim merkezler, mimari mirasının yanı sıra felsefi ve dini birikimleriyle öne çıkmaktadır. Yunanistan’ın başkenti Atina, M.Ö. 3000 - 1400 yıllarına kadar uzanan kökleriyle Batı medeniyetinin ve felsefenin beşiği kabul edilmekte, binlerce yıldır aralıksız insan yerleşimine sahne olmaktadır.

Bulgaristan sınırlarında bulunan Filibe (Plovdiv), Traklar, Romalılar ve Osmanlıların derin izlerini taşıyarak Avrupa’nın aralıksız yaşanılan en eski kenti konumundadır. Hindistan’da Ganj Nehri kıyısına kurulan Varanasi ise M.Ö. 1200 - 1100 yıllarından bu yana Hinduizm ile Budizm dünyasının en kutsal ve en kadim ruhani merkezi niteliğini korumaktadır.

Türkiye Sınırlarındaki En Eski Kentler ve Anadolu’nun Kadim İzmiri

Anadolu toprakları, şehirleşme tarihinin ilk örneklerinin filizlendiği en zengin coğrafyalar arasındadır. Gaziantep sınırları içerisinde yer alan Dülük, M.Ö. 3000-4000 yıllarına uzanan tarihi dokusuyla Türkiye’de hâlâ yerleşimin devam ettiği en köklü kent alanlarından biridir.

Şanlıurfa’da yer alan Harran, M.Ö. 3000’li yıllardan itibaren Mezopotamya mimarisinin ve ticaret yollarının odağında bulunmuştur. İpek Yolu üzerinde konumlanan Mardin ve Nusaybin ise özgün mimari dokularıyla bölgedeki ilk kentleşme modelleri arasında gösterilmektedir.

Yerleşik Hayata Geçişin İlk İzleri ve Arkeolojik Ören Yeri Statüsündeki Proto-Şehirler

Tarihteki ilk konut ve tapınak örneklerini inceleyen arkeologlar, aktif şehir yaşamının ötesinde insanlığın ilk ortak alanlarına odaklanmaktadır. Şanlıurfa yakınlarındaki Göbeklitepe (M.Ö. 9600 civarı) ile Konya ovasında yer alan Çatalhöyük (M.Ö. 7400 civarı), insanlık tarihinin bilinen en eski tapınak ve proto-şehir (şehir öncesi yerleşim) merkezleridir.

Söz konusu arkeolojik alanlar, tarım toplumuna geçişin ve inanç sistemlerinin ilk somut kanıtlarını sunmaktadır. Ancak Göbeklitepe ve Çatalhöyük gibi yerleşimlerde günümüzde aktif bir nüfus yaşamadığı için, bu kadim yapılar günümüzde ören yeri ve koruma altındaki sit alanı statüsünde değerlendirilmektedir.