ABD Başkanı Donald Trump'tan seçim desteği alan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Türkiye ile ilişkilere dair açıklamalarda bulundu. Ankara ile Tel Aviv hattındaki gerilime değinen Netanyahu, "Türkiye ile umarım doğrudan bir çatışmaya girmeyiz. En azından bunu önlemeye çalışıyorum" ifadelerini kullandı.
Netanyahu'nun açıklamaları, iki ülke arasındaki diplomatik ve askeri dengeler açısından kritik bir dönemde geldi. Söylem değişikliği dikkat çekerken, İsrail Başbakanı doğrudan bir askeri karşı karşıya gelme riskini sınırlandırmaya odaklandıklarını dile getirdi.
BM kürsüsündeki sert ifadeler hafızalardaki yerini koruyor
İsrail Başbakanı'nın bu yumuşama mesajı, kısa süre önce Birleşmiş Milletler çatısı altında sergilediği tutumun ardından geldi. Netanyahu, Eylül 2026'da New York'ta düzenlenen BM 81. Genel Kurulu'ndaki konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı ve Türkiye'yi hedef alan ağır iddialarda bulunmuştu.
Eylül ayındaki BM Genel Kurulu'nda konuşan Netanyahu, "Erdoğan İsrail'in yok edilmesini istiyor. Neredeyse her gün Kudüs'ün hakimi olacağını söylüyor. Hayır efendim, olamayacaksınız. Burası bizim ülkemiz, bizim şehrimiz, bizim ebedi başkentimiz. Türkiye ve Erdoğan antisemitik yalanların süper yayıcısı. Hayır Sayın Erdoğan, Kudüs'ün yöneticisi siz olmayacaksınız. AB üyesi olan Kıbrıs’ın kuzeyini işgal ediyor, NATO üyesi Yunanistan’ı hedef alıyor. Şimdi de Suriye’yi ele geçirmek istiyor. Bu şaşırtıcı değil çünkü her gün İsrail’in yok edilmesine yönelik çağrı yapıyor" ifadelerini kullanmıştı.
Doğu Akdeniz ve Suriye denkleminde güvenlik diplomasisi
İki ülke arasındaki ilişkiler; Suriye'deki askeri varlıklar, Doğu Akdeniz'deki enerji koridorları ve Gazze krizinin yansımaları nedeniyle uzun süredir yüksek tansiyonla seyrediyor. Ankara, İsrail'in bölgesel politikalarına ve Filistin vizyonuna sert eleştiriler getirirken; Tel Aviv yönetimi de Türkiye'nin bölgedeki nüfuz alanının genişlemesini kendi güvenlik doktrini çerçevesinde yakından takip ediyor.
Özellikle Suriye sınırındaki askeri hareketlilik ve Doğu Akdeniz yetki alanları konusundaki ihtilaflar dikkate alındığında, Netanyahu'nun çatışmadan kaçınma yönündeki son beyanlarının bölgesel askeri riskleri kontrol altında tutma arayışından kaynaklandığı değerlendiriliyor.