Yeni Birlik Dünya Pasifik’te ısınan sular dünyayı alarma geçirdi: El Nino yıkıcı etkileriyle geliyor

Pasifik’te ısınan sular dünyayı alarma geçirdi: El Nino yıkıcı etkileriyle geliyor

Pasifik’ten yayılan sıcaklık dalgası dünyayı alarm durumuna geçirdi; kuraklık, fırtına ve sel felaketleri önümüzdeki aylarda küresel dengeleri altüst etmeye hazırlanıyor.

Pasifik Okyanusu’nun ekvator çizgisinde yer alan yüzey sularındaki olağandışı sıcaklık artışıyla tetiklenen El Nino hava olayı, dünya genelinde hava rejimlerini kökten sarsıyor. Etki alanını giderek genişleten bu atmosferik süreç; ABD’den Hindistan’a, Endonezya’dan Latin Amerika’ya kadar devasa bir coğrafyada aşırı sıcaklar, yıkıcı fırtınalar ve kuraklıkla kendini gösteriyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) tarafından yayımlanan Küresel Mevsimsel İklim Güncellemesi, tablonun ciddiyetini gözler önüne serdi. Rapora göre, El Nino’nun yıkıcı etkilerinin Şubat 2027’ye kadar devam etme ihtimali neredeyse kesin görülen %100 seviyesine ulaştı. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) uzmanları da önümüzdeki kış döneminde tarihin en güçlü El Nino süreçlerinden birinin yaşanma olasılığını %90’ın üzerinde değerlendiriyor.

Okyanus Isındı, Deniz Ekosistemleri ve Balıkçılık Ağır Darbe Aldı

Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI) verileri, El Nino kaynaklı su sıcaklığı artışının denizlerdeki biyoçeşitlilik ve balıkçılık sektörünü derin bir krize sürüklediğini gösteriyor. Okyanus yüzeyinin ısınması, dipteki besin yönünden zengin soğuk suların yukarı çıkmasını engelleyerek balık popülasyonlarının göç etmesine ya da kitlesel olarak azalmasına yol açıyor. Bu durum, özellikle Peru sahillerindeki hamsi ve ton balığı avcılığıyla geçinen kıyı topluluklarının ekonomik geleceğini doğrudan tehdit ediyor.

Artan deniz suyu sıcaklıkları yalnızca balık stoklarını değil, deniz çayırlarını, yosun ormanlarını ve mercan resiflerini de tahrip ediyor. Mercanlarda gözlenen kitlesel ağarma süreçleri, deniz altındaki yaşam zincirinin kırılmasına zemin hazırlıyor.

Küresel Su ve Gıda Güvenliği Kuraklık ve Sel Kıskacında

Yağış hatlarının yer değiştirmesi nedeniyle dünyanın bir kısmı kuraklıkla boğuşurken diğer kısmı aşırı yağışların getirdiği taşkınlarla mücadele ediyor. Karayipler, Orta Amerika, Hindistan, Avustralya ve Afrika'nın belirli bölgelerinde baş gösteren kuraklık; tarımsal üretimi ve içme suyu kaynaklarını kısıtlıyor.

Buna karşın ABD’nin güney eyaletleri, Ekvador, Peru, Doğu Afrika, Orta Doğu ve Orta Asya hatlarında ani ve şiddetli yağışların neden olduğu sel felaketlerinin artması bekleniyor.

Endonezya’da Yangın Dehşeti: Biyoçeşitlilik Yok Oluyor

El Nino’nun kuraklaştırıcı etkisi, Endonezya’da son yılların en büyük orman yangınlarına zemin hazırladı. Yılın başından bu yana yaklaşık 896 bin hektar yeşil alan küle dönerken, Sumatra ve Kalimantan bölgelerinde yükselen zehirli dumanlar eğitimi aksattı. Yüz binlerce insan solunum yolu hastalıklarıyla hastanelere başvurmak zorunda kaldı.

Yangınlar sadece insan sağlığını değil, bölgenin endemik canlı türlerini de uçuruma sürüklüyor. Sumatra kaplanı, Cava gergedanı ve Borneo orangutanı gibi nesli tehlike altında olan türlerin doğal yaşam alanları daralarak yok olma noktasına geldi.

Pasifik’te Kasırga Sezonu Rekor Kırdı, Asya Tayfunlara Teslim

Okyanus yüzeyindeki aşırı ısınma ve üst atmosferdeki rüzgar kırılmalarının zayıflaması, fırtınaların devasa kasırgalara dönüşmesini kolaylaştırıyor. Doğu Pasifik’te sezon tamamlanmadan 22 tropikal fırtına ve 12 kasırga kaydedilerek yıllık ortalamalar geride bırakıldı.

Batı Pasifik’te ise Maysak ve Dujuan gibi şiddetli tayfunlar Çin ve Japonya’da geniş çaplı toprak kaymalarına ve su baskınlarına neden oldu. Japonya Meteoroloji Ajansı, Batı Pasifik’te oluşan 10 tropikal siklonla 1966’dan bu yana en yüksek fırtına hareketliliğinin yaşandığını doğruladı.

Güney Asya’da ise durum tam tersi bir felakete işaret ediyor. Hindistan Meteoroloji Dairesi, tarım için hayati önem taşıyan muson yağışlarının El Nino nedeniyle ülke genelinde ortalamaların %26’ya varan oranlarda altında kaldığını açıkladı. Bu durum, küresel gıda tedarik zincirinde yaşanabilecek olası bir krizin habercisi olarak değerlendiriliyor.