Orta Doğu, ABD ve İsrail’de yaklaşan seçimlerin gölgesinde yeniden sıcak çatışma senaryolarıyla çalkalanıyor. İsrail’de 27 Ekim’de gerçekleşecek parlamento seçimleri ile ABD’de 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde Tel Aviv ve Washington yönetimlerinin Tahran’a yönelik geniş çaplı bir askeri operasyon üzerinde çalıştığı iddiaları bölgede alarm durumuna geçilmesine neden oldu.
Güvenlik kaynaklarına yansıyan bilgilere göre, taraflar seçim takviminin hemen öncesinde ya da sonrasında devreye sokulabilecek askeri seçenekleri masada tutuyor. Ekim ayının ilk haftasında sıcak bir çatışmanın son anda önüne geçildiği belirtilirken, diplomasi trafiğinin arkasında askeri hazırlıkların aralıksız sürdüğü ifade ediliyor.
Trump frene bastı: 10 Ekim planı rafa mı kalktı?
İsrail ordusunun 10 Ekim tarihi için İran’ın elektrik santrallerini, nükleer tesislerini, kamusal binalarını ve enerji altyapısını hedef alan ağır bir hava bombardımanı planladığı aktarıldı. Ancak bu senaryonun, ABD Başkanı Donald Trump’ın müdahalesiyle son dakikada durdurulduğu iddia edildi. Trump’ın, seçimler öncesinde küresel petrol fiyatlarını tırmandıracak, enflasyon baskısını artıracak ve Amerikan birliklerini doğrudan bir savaşın ortasına çekecek bir adıma onay vermediği belirtildi.
Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Anna Kelly de yaptığı değerlendirmede, sandık seçimlerinden önce ABD’nin İran’a dönük doğrudan bir askeri operasyon içinde yer almayacağını öne sürdü.

Netanyahu iç siyasette sıkıştı: Tahran’da rejim değişikliği kartı
İç siyasette zor günler geçiren İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, aşırı sağcı koalisyonu üzerindeki baskıyı hafifletmek ve düşen anket oylarını toplamak için yeniden sert söylemlere sarıldı. 7 Ekim süreci öncesindeki istihbarat uyarılarını göz ardı ettiği gerekçesiyle eleştirilen Netanyahu, İran’da "yönetim değişikliği" söylemini gündemin merkezine taşıdı.
Netanyahu, 19 Ekim’de bir savaş uçağının önünde Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesini kamuoyuna servis ederek askeri kararlılık mesajı verdi. Görüşmede Netanyahu’nun "Bitirmemiz gereken bir iş var" sözlerine karşılık Trump’ın destekleyici ifadeler kullandığı duyuruldu. Ardından güvenlik birimlerine Tahran’daki yönetimi tamamen devirme yönünde talimat verdiğini açıklayan İsrail Başbakanı’na, Savunma Bakanı Yisrael Katz da destek vererek İran’a karşı sert uyarılar yayımladı.
Gerilimin tırmandığı günlerde askeri diplomaside dikkat çeken gelişmeler yaşandı. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İsrail seçimlerine kısa bir süre kala Ovda Hava Üssü’ne basına duyurulmayan sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi. Görüşmede İsrail tarafının, İran’daki sivil ve enerji altyapılarını kapsayan güncellenmiş yeni bir hedef listesini ABD’li mevkidaşına sunduğu ifade edildi.
Saldırı tarihi ertelendi mi? "Kazma Dağı" hedefte
ABD basınında yer alan sızıntılara göre, planlanan askeri müdahale kasım ayının başına ertelenmiş olabilir. Washington’ın Orta Doğu’daki konuşlanmasını üç uçak gemisi taarruz grubu ve hava savunma filolarıyla kasım başında tamamlayacağı öne sürülüyor.
Olası bir operasyonda en kritik hedef olarak Natanz kompleksi yakınlarındaki yer altında bulunan "Kazma Dağı" nükleer tesisi öne çıkıyor. ABD yönetimi tesisin imhası için devasa sığınak delici bombaları gündeme getirse de askeri uzmanlar bu tür mühimmatların derin granit yapıyı delmekte yetersiz kalabileceğini ve taşıyıcı uçakların İran hava savunması karşısında yüksek risk taşıyacağını savunuyor.
İsrail muhalefetinden sert tepki: "Seçim yatırımı"
İsrail iç politikasında ise hükümetin askeri tırmanış hamlelerine tepkiler gecikmedi. Muhalefet lideri Yair Lapid, seçim öncesinde İran’a saldırmak için hiçbir makul neden bulunmadığını belirterek, iktidarın gerilimi tırmandırarak siyasi rant elde etmeye çalıştığını dile getirdi.
Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot ve eski askeri istihbarat uzmanları da benzer uyarılarda bulundu. Uzmanlar; hava savunma füze stoklarındaki yetersizliklere, bölgedeki dengelerin hassasiyetine ve yalnızca hava saldırılarıyla bir rejimin devrilmesinin imkansızlığına dikkat çekerek seçim öncesi bir savaşın tam bir felaket olabileceğini vurguladı.
Diplomatlar tahliye ediliyor, Tahran misillemeye hazırlanıyor
Bölgedeki riskin somutlaştığını gösteren en net adım Washington’dan geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı, tırmanan güvenlik tehditlerini gerekçe göstererek Suudi Arabistan’daki zorunlu olmayan diplomatik personelini ve ailelerini derhal tahliye etme kararı aldı.
Tahran yönetimi ise ABD ve İsrail’den gelen tehditlere karşı geri adım atmayacağını duyurdu. İranlı yetkililer, olası bir saldırı durumunda yanıtın sadece askeri hedeflerle sınırlı kalmayacağını; Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, bölgesel enerji altyapılarının vurulması ve küresel internet ile veri hatlarının hedef alınması gibi ağır misilleme adımlarının atılacağını açıkladı.