Suriye İç Güvenlik Güçleri, devrik rejim döneminde Dera’nın Sayda beldesinde görev yapan eski 138. Hava Savunma Tugayı Komutanı Tuğgeneral Cabir Muhriz İbrahim’i düzenlenen operasyonla yakaladı. Yaklaşık 120 sivilin yaşamını yitirdiği Sayda konutları katliamı ile 13 yaşındaki Hamza el-Hatib’in işkenceyle katledilmesi vakalarının baş sorumlusu olarak gösterilen İbrahim, emrindeki birliklerle sivilleri hedef almak ve tutuklama emirleri vermekle suçlanıyor.

Yaşanan vahşetin boyutları ve sahadaki tecrübeler
Saha kaynaklarının ve insan hakları örgütlerinin raporlarına yansıyan tanıklıklar, Dera ve çevresindeki operasyonların sıradan bir askeri müdahale olmadığını, tamamen sivilleri sindirmeye yönelik sistematik bir şiddet dalgası olduğunu gösteriyor. Gösterilerin başladığı ilk günlerde bölgede görev yapan askeri yetkililerin emir zinciri incelendiğinde; Sayda’da yaşananların münferit bir olay değil, üst kademeden gelen doğrudan emirlerle yürütülen bir baskı politikası olduğu anlaşılıyor. İşkence merkezlerinden sızan veriler ve ailelerin tanıklıkları, gözaltına alınan sivillerin karşılaştığı muamelenin insanlık dışı boyutunu net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Cabir Muhriz İbrahim hakkındaki iddialar ve suçlamalar
Yürütülen resmi soruşturmada elde edilen ilk bulgulara göre, Tuğgeneral Cabir Muhriz İbrahim’in eski rejim döneminde üstlendiği rol ve hakkındaki somut suçlamalar şu şekilde sıralanmaktadır:
Öldürme ve Tutuklama Emirleri: Dera’nın doğu kırsalındaki barışçıl gösterileri bastırmak amacıyla birliklerine doğrudan ateş açma ve kitlesel tutuklama talimatı vermek.
Sayda Konutları Katliamı: Sayda beldesinde yaklaşık 120 sivilin hayatını kaybettiği askeri bombardıman ve baskının sevk ile idaresini sağlamak.
Sivil Yerleşimlerin Hedef Alınması: Bölgedeki köy ve beldelere yönelik ağır silahlarla düzenlenen operasyonlara katılarak sivillerin evlerini hedef almak.
13 yaşındaki Hamza el-Hatib vakası ve sembolleşen direniş
Tuğgeneral İbrahim’in adı, Suriye’deki halk hareketinin sembol isimlerinden biri haline gelen 13 yaşındaki Hamza el-Hatib'in katledilmesiyle de doğrudan ilişkilendiriliyor. Dera'nın el-Cize beldesinde 1997 yılında doğan Hamza el-Hatib, 29 Nisan 2011'de ailesiyle katıldığı gösteri sırasında Sayda beldesi yakınlarında gözaltına alınmıştı.
Gözaltında tutulduğu yaklaşık bir aylık sürenin ardından 25 Mayıs 2011'de ailesine teslim edilen küçük çocuğun naaşında ağır darp, yanık ve kurşun izleri tespit edildi. Bu durum, dönemin uluslararası insan hakları kurumlarının İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) raporlarına da yansımış, kamuoyunda büyük bir infiale yol açmıştı.