Suriye'de yaşanan siyasi gelişmelerin ardından bölgesel transit ulaşım hatlarının yeniden işlevlik kazanmasıyla, Türkiye'den kutsal topraklara kara yolu üzerinden gerçekleştirilen umre seyahatleri tekrar başladı.
2011 yılından bu yana kapalı tutulan Türkiye-Suriye-Ürdün-Suudi Arabistan kara yolu koridorunun açılması, bireysel ve grup halinde seyahat eden vatandaşların tarihi güzergahları tercih etmesini sağladı. İstanbul'dan yola çıkan umre kafileleri, kadim ulaşım hatlarını takip ederek yaklaşık 9 günlük bir karayolu seyahatiyle Mekke'ye ulaşıyor.
Yolculuk boyunca kafileler Suriye ve Ürdün sınırları içerisindeki tarihi alanları ziyaret etme imkanı buluyor. Şam kentindeki tarihi dokunun yanı sıra Ürdün'ün Salt şehrinde yer alan Türk Şehitliği ile Amman ve Vadi Rum bölgeleri güzergah üzerindeki duraklar arasında yer alıyor. Akabe, Tebük, El-Ula ve Hayber rotasının ardından Medine'ye varan ziyaretçiler, ibadetlerini tamamlamak üzere Mekke'ye geçiş yapıyor.
Tarihi Hicaz Demiryolu hattı ve kültürel saha gözlemleri
Yazılı kaynaklara ve Osmanlı arşivlerine göre Sultan II. Abdülhamid döneminde 1900-1908 yılları arasında inşa edilen 1.300 kilometrelik ana hatta sahip Hicaz Demiryolu, İstanbul ile kutsal topraklar arasındaki tarihi bağın en önemli mimari sembolü olma özelliğini koruyor.
Günümüzde kara yoluyla seyahat eden kafileler, Vadi Rum ve Tebük hattında yer alan tarihi demiryolu istasyonlarını ve Osmanlı mirası yapıları sahada inceleme imkanı elde ediyor.
Bölgeye düzenlenen umre organizasyonlarında sadece ibadet değil, aynı zamanda Ortadoğu tarihi ve kültürüne yönelik saha incelemeleri de gerçekleştiriliyor. Yolculuk öncesinde bölge tarihi, toplum yapısı ve coğrafyası üzerine akademik içerikli eğitim programlarına katılan kafileler, edindikleri teorik bilgileri güzergah boyunca yerinde gözlemleyerek seyahatlerini tamamlıyor.
Yeni koridorun açılmasıyla birlikte önümüzdeki dönemde kara yolu umre turlarına olan talebin artması bekleniyor.