Yemen’in güneybatısında yer alan ve stratejik öneme sahip Taiz kenti, İran destekli Husilerin ana arterleri kapatması ve tırmanan askeri gerilim nedeniyle tarihinin en ağır insani krizlerinden biriyle yüzleşiyor. Kent etrafındaki ablukanın sıkılaşması, temel yaşam malzemelerinin bölgeye girişini neredeyse tamamen imkansız hale getirirken, karaborsaya düşen yakıt ve tüp fiyatları dar gelirli aileleri zorluyor.
Ekim ayıyla birlikte derinleşen ulaşım kısıtlamaları, yalnızca ticari ürünlerin geçişini aksatmakla kalmıyor; temiz su teminini, insani yardım operasyonlarını ve hastaların sağlık merkezlerine erişimini de doğrudan engelliyor.

Benzine %135, Tüpe %300 Zam
Kuşatma öncesine kıyasla nakliye maliyetlerinin fahiş oranlarda artması yerel pazarları adeta felç etti. Tedarik zincirindeki kopuş nedeniyle benzin fiyatları %135’ten fazla artış gösterirken, halkın yemek pişirmek için bağımlı olduğu mutfak tüpü fiyatları ise yaklaşık %300 oranında fırladı.
Fiyatlardaki bu kontrolsüz yükseliş, düzenli bir geliri bulunmayan yüz binlerce aileyi beslenme alışkanlıklarını değiştirmeye ya da odun kullanımı gibi tehlikeli alternatiflere yönelmeye zorluyor. Alternatif güzergahların getirdiği ek maliyetler ve güvenlik riskleri, raflardaki temel gıda maddelerinin de her geçen gün pahalanmasına yol açıyor.

Diyaliz Seansları Kısaltıldı, Ameliyathaneler Kapanabilir
Sağlık altyapısı zaten yetersiz olan Taiz'de, hastaneler yakıt ve tıbbi malzeme temin edemediği için kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. Yemen Sağlık ve Nüfus Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada; ilaç, tıbbi solüsyon ve jeneratör yakıt stoklarının tükenmek üzere olduğu bildirildi.
Cumhuriyet Hastanesi Böbrek Diyaliz Bölümü Başkanı Dr. İsam Mahyub Dahhan, Aden’den gönderilen tıbbi malzemelerin yolların kapalı olması sebebiyle kente ulaşamadığını belirterek, hayati bir kararı uygulamak zorunda kaldıklarını ifade etti:
"Malzeme eksikliği ve jeneratörleri çalıştıracak yakıtın bulunamaması nedeniyle hastalarımızın yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bir adım atmak zorunda kaldık. Diyaliz seans süresini standart olan 3,5-4 saatten 2,5 saate düşürdük. Tıbbi malzemelerin çatışmalardan bağımsız tutulması hayati önem taşıyor."
Yakıt krizinin derinleşmesi; yoğun bakım üniteleri, acil servisler, yenidoğan bakım odaları ve ambulans ağının tamamen durması riskini beraberinde getiriyor.

Gıda Stokları 25 Güne Düştü, 800 Bin Kişi Yardımdan Mahrum
Kuşatmanın yarattığı bir diğer büyük tehdit ise yaklaşan kıtlık riski. Hükümet kontrolündeki bölgelerde bulunan buğday ve un stoklarının kentin yalnızca 25 günlük ihtiyacını karşılayabileceği belirtiliyor.
Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), bölgedeki çatışmalar ve kapanan yollar nedeniyle Yemen genelinde 800 bin kişiye hayat kurtarıcı insani yardım ulaştırılamadığını duyurdu. Taiz, bu yardım kesintisinden en ağır darbeyi alan merkezlerin başında geliyor. Ayrıca, Husilerin kontrolündeki ed-Dıbbab havzasından kente sağlanan su akışının kesilmesi, temiz suya erişim krizini insani bir felakete dönüştürmüş durumda.
"Tıbbi Koridor ve İnsani Yol Açılmalı"
Kentin durumunu değerlendiren hukukçu ve insan hakları savunucusu Yasir el-Meliki, Husilerin kuşatmayı bir silah olarak kullandığını vurgulayarak uluslararası topluma seslendi. Meliki, çevre kırsaldan çatışmalar nedeniyle kaçarak Taiz’e sığınan ailelerin de kaynaklar üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekerek; gıda, ilaç, su ve yakıtın kente kesintisiz ulaştırılması için acil yardım koridorlarının açılması gerektiğini belirtti.
2014 yılından bu yana iç savaşın pençesinde olan Yemen'de, stratejik konumu nedeniyle çatışmaların odak noktasında yer alan Taiz, askeri hatların yeniden hareketlenmesiyle birlikte tarihinin en karanlık günlerinden birini yaşıyor.