Yeni Birlik Gazetesi
56,0050 %0.43
67,0845 %0.16
35,0960 %-0.11
3.895.741 %0.58
Yeni Birlik Ekonomi Küresel iklim zirvesinde sıfır atık adımı: Türkiye'nin yerli biyopolimeri COP31 sahnesinde

Küresel iklim zirvesinde sıfır atık adımı: Türkiye'nin yerli biyopolimeri COP31 sahnesinde

Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’nde atık yönetimi yerli teknolojiye emanet; mısır nişastasından üretilen ve 180 günde çözünen biyopolimerler küresel arenada sahaya iniyor.

Dünyanın gözünü çevirdiği Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31), iklim hedeflerini somut eylemlerle buluşturmaya hazırlanırken Türkiye'nin yerli üretim kapasitesi kritik bir rol üstleniyor. Antalya'nın ev sahipliğinde gerçekleşecek zirvede, geleneksel petrol türevi plastiklerin yerine tarımsal kaynaklardan geliştirilen çevre dostu malzemeler kullanılacak. Türkiye'de biyoplastik üretiminde ham madde entegrasyonunu eksiksiz sağlayan ilk ve tek üretici konumundaki Sunar NP, konferansın resmî Ayni Hizmet Sağlayıcısı olarak atık yönetimi altyapısına doğrudan destek verecek.

'Geleceğin COP'u' Vizyonunda Somut Eylem: Yerli Biyopolimer Sahada

Taahhütlerin ötesine geçerek doğrulanabilir ve ölçülebilir çevre politikalarının önceliklendirildiği COP31, sürdürülebilirlik ilkelerinin bizzat organizasyon alanında uygulandığı bir model sunuyor. Sunar NP'nin zirve için sağlayacağı mısır nişastası bazlı atık ve gıda taşıma çözümleri, konferans alanındaki karbon ayak izini ve plastik kirliliğini minimize etmeyi hedefliyor. Bu iş birliği, yalnızca bir hizmet tedariki olmanın ötesinde, Türkiye'nin tarımsal potansiyelini katma değerli yüksek teknolojiyle birleştiren üretim gücünü dünya temsilcilerine doğrudan sergileme fırsatı yaratıyor.

Doğada 180 Günde Çözünüyor, Mikroplastik Bırakmıyor

Geliştirilen nişasta bazlı biyoplastikler, petrol türevi ambalajların gezegende yarattığı tahribata karşı bilimsel bir alternatif oluşturuyor. Uluslararası geçerliliğe sahip EN 13432 kompostlanabilirlik standartlarına tam uyumla üretilen malzemeler, gerekli şartlar altında 180 gün içerisinde biyolojik olarak parçalanıyor. En kritik avantaj ise çözünme sürecinin ardından toprakta ve ekosistemde hiçbir mikroplastik kalıntısının kalmaması. Şirketin entegre tesislerinde üretilen bu ham maddeler; atık torbalarından gıda ambalajlarına, tarımsal malç filmlerinden 3D yazıcı filamentlerine kadar geniş bir yelpazede endüstriyel çözüm sunuyor.

Altı Yıllık Ar-Ge Birikimi Küresel Zirvede Karşılık Buldu

Tarımsal kaynakların yüksek teknolojiyle katma değere dönüştürülmesinin stratejik önemine vurgu yapan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, Türkiye'nin ev sahipliğinin teknolojik yetkinlikleri dünyaya anlatmak için eşsiz bir zemin oluşturduğunu belirtti. Çomu, ham madde entegrasyonu ve Ar-Ge kabiliyetleri sayesinde mısır nişastasını sanayinin ihtiyaç duyduğu ileri biyopolimerlere dönüştürdüklerini ifade ederek, COP31'deki doğrudan saha uygulamasının Türkiye’nin küresel biyoplastik pazarındaki rekabetçi gücünü kanıtladığını kaydetti.

Bu başarının arkasında sistemli bir Ar-Ge serüveni yer alıyor. Temelleri 2014 yılında TÜBİTAK destekli termoplastik nişasta ve kompaund geliştirme projesiyle atılan çalışmalar, 2020 yılında faaliyete geçen endüstriyel biyoplastik üretim hattıyla ticarileşti. Altı yılı aşkın laboratuvar araştırmalarının neticesinde ortaya çıkan teknoloji, bugün dünyanın en kritik iklim platformunun atık yönetim süreçlerini dönüştüren tescilli bir çözüme dönüşmüş durumda.