Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) zirvesinde konuşan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, küresel piyasaların istikrarının bölgesel savaşın etkisine bağlı olduğunu söyledi.
Yüksek finansman maliyetleri ve TL'nin reel reel olarak değer kazandığı bir ortamın sanayici açısından büyük bir dezavantaj yarattığına dikkat çeken Koç, "Fiyat istikrarının kalıcı olarak tesis edilmesi ve finansman maliyetlerinin iyileşmesi rekabet gücümüz için önemli" dedi.
Jeopolitik krizler, ABD-Çin teknoloji rekabeti, Avrupa'nın rekabetçilik sorunu ve iklim değişikliğinin küresel ekonomi açısından yarattığı risklere dikkat çeken Koç, küresel ekonomide jeopolitik gerilimlerin giderek daha belirleyici hale geldiğini belirterek, İsrail ile İran arasındaki gerilimin ABD'nin de katılımıyla bölgesel bir savaşa dönüşmesinin ve Hürmüz Boğazı'ndaki trafiğin aksamasının küresel piyasaların istikrarı açısından önemli risk oluşturduğunu söyledi.
ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği'nin İsrail'e yönelik desteğinin bölgedeki insani krizi derinleştirdiği ve Avrupa'nın uluslararası alandaki ahlaki inandırıcılığı açısından sorun yarattığını belirten Koç, jeopolitik gelişmelerin, Doğu-Batı eksenindeki alternatif ticaret ve ulaştırma koridorlarının güçlendirilmesine yönelik arayışları da hızlandırdığını belirtti.
- Yapay zeka vurgusu
ABD ile Çin arasındaki teknoloji rekabetinin merkezinde yapay zekanın bulunduğunu belirten Koç, ABD'nin ileri teknoloji çiplerinin Çin'e ihracatını kısıtladığını, Çin'in ise nadir toprak elementlerindeki hakimiyetini stratejik bir kaldıraç olarak kullandığını ifade etti.
Yapay zeka altyapısı için ihtiyaç duyulan büyük veri merkezleri ve gelişmiş çiplerin enerji, su ve finansal kaynaklara erişimi daha kritik hale getirdiğinin altını çizen Koç, Avrupa'nın kritik teknolojilerde ABD ve Çin'in gerisinde kaldığını belirtti.
Mario Draghi'nin raporunda da Avrupa'nın verimlilik ve rekabetçilik sorunlarına dikkat çekildiğini belirten Koç, AB'nin çip, bulut altyapısı, temiz enerji, otomotiv ve savunma sanayisinde dışa bağımlılığını azaltmaya yönelik korumacı politikalar uygulamaya başladığını söyledi.
Orman yangınları, seller ve kuraklık gibi yıkıcı iklim olaylarının artmasıyla iklim değişikliğinin yalnızca çevre politikalarının konusu olmaktan çıktığına işaret eden Koç, iklim değişikliğinin şirketler açısından doğrudan bir iş ve kaynak yönetimi riski haline geldiğini, yaşanan gelişmelerin enerji, su ve diğer kaynaklara erişimin yanı sıra iş süreçleri açısından da dikkate alınması gereken bir risk oluşturduğunu dile getirdi.