NTT DATA Business Solutions tarafından düzenlenen Transformation NOW! 2026 etkinliği, iş dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getirdi. “Bir Sonraki Büyük Hamle: Liderlerin Oyun Planı” başlıklı panelde değerlendirmelerde bulunan Polifarma CEO’su Dr. Ecz. Başbuğ Öke, sağlık sektöründeki dönüşüme ilişkin açıklamalarda bulundu. Rekabetçilik ve sürdürülebilir gelişim için bütüncül bir yaklaşımın şart olduğunu vurgulayan Öke; üretim, Ar-Ge, teknoloji ve insan kaynağının eş zamanlı gelişimine dikkat çekti.
Geleneksel ilaç geliştirme süreçlerinin 10 ila 15 yıl sürebildiğini belirten Öke, preklinik aşamalarda devreye giren yeni Ar-Ge modelleri ve yapay zekâ teknolojileri sayesinde bu sürelerin önemli ölçüde kısalacağını ifade etti. Klinik araştırmalarda sanal hasta modelleri ve dijital ikiz uygulamalarının öne çıkacağını belirten Öke, kişiye özel tedavilerin artık hayal olmaktan çıktığını ve doğru hastaya doğru zamanda doğru dozun uygulanacağı odaklı bir döneme girildiğini vurguladı.
İlaç Sektöründe Küresel Pazarlar ve Ar-Ge Yatırımları
İlaç ve sağlık sektöründe küresel rekabet, doğrudan Ar-Ge harcamaları ve yüksek standartlı üretim sertifikaları üzerinden şekillenmektedir. Türkiye İlaç Sanayicileri Derneği (TİSD) ve Uluslararası İlaç Üreticileri Dernekleri Federasyonu (IFPMA) verilerine göre, küresel biyoteknoloji ve ilaç pazarının büyüklüğü 1,5 trilyon doları aşarken, gelişmiş pazarlarda biyobenzer ve jenerik ilaçların yanı sıra nadir hastalıklara yönelik hedefe yönelik tedavilerin pazar payı her yıl ortalama %8 ila %10 arasında artış göstermektedir.
Büyüme stratejilerinde dijitalleşmenin merkezi bir rol oynadığını ifade eden Öke, 1986 yılında kurulan ve 50’den fazla ülkeye ihracat yapan Polifarma'nın global bir sağlık oyuncusu olma hedefini yineledi. Tekirdağ Ergene'deki entegre üretim tesislerinde etken maddeden bitmiş ürüne kadar güçlü bir altyapıya sahip olduklarını aktaran Öke, özellikle SMA ve nadir hastalıklara yönelik dört farklı ürün geliştirme çalışmasını başlattıklarını bildirdi.
"Liderin Merakı Tüm Organizasyona Yayılır"
Dönüşümün yalnızca teknoloji ve üretim yatırımlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini savunan Öke, insan kaynağının ve liderlik kültürünün belirleyici olduğunu kaydetti. Yapay zekâyı insanın bir alternatifi değil, yetkinlikleri geliştiren bir araç olarak gördüğünü vurgulayan Öke, şu ifadeleri kullandı:
“Şirketlerin en büyük değeri insan kaynağıdır. Teknoloji birçok teknik alanda çözüm sağlasa da empati kurmak, güven oluşturmak ve takım çalışması kültürü yaratmak iş yaşamının temelidir. Liderliğin en önemli sorumluluğu, insanların kalplerini ve zihinlerini ortak bir amaç etrafında buluşturmaktır. Öğrenme kültürü liderle başlar; liderin merakı ve öğrenme isteği organizasyona yayıldığında, çalışanlar da değişime daha açık hale gelir.”