Yeni Birlik Gazetesi
55,5861 %-0.44
66,1467 %0.39
34,5137 %0.20
4.014.071 %0.09
Yeni Birlik Ekonomi Yeni mimari ile tam bağımsızlık! 2040'ın şifresi elektrikleşme

Yeni mimari ile tam bağımsızlık! 2040'ın şifresi elektrikleşme

Türkiye, "Milli Enerji 2040" vizyonuyla ekonominin tüm alanlarında devrim başlatarak, dışa bağımlılığı tarihe gömmeye hazırlanıyor. Yeni enerji mimarisinin merkezine "elektrikleşmeyi" koyan Türkiye, enerjide tam bağımsızlık için "hiç açık bırakmayan" 2040 Türkiye Ulusal Enerji Planıyla 5 Kasım'da dünyaya meydan okuyacak.

Okan SARIKAYA - Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Osman Gazi Yüzer Üretim Platformu’nun uğurlama töreni sonrasında Filyos Limanı’nda basın mensuplarıyla bir araya geldi. Bakan Bayraktar, aralarında YeniBirlik Genel Yayın Yönetmeni Okan Sarıkaya ve TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel’in de bulunduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı.

YENİ ENERJİ MİMARİSİ

2040 Enerji Mimarisi hangi değişiklikleri getirecek?

5 Kasım'da büyük bir lansman yapmayı planlıyoruz. “Milli Enerji 2040” adını verdiğimiz bu yeni enerji mimarisinde çok önemli değişiklikler var. Nihai hedefimiz, Türkiye'nin enerjideki dışa bağımlılığını bitirmek. Enerji bağımsızlığı için neler yaptığımızı ortaya koyacağız. Ortada hiçbir açık bırakmayacak, “Bu nasıl olacak, şu rakamlar nereden geldi?” gibi soruları yanıtlayan kapsamlı bir plan hazırlıyoruz. Türkiye’nin 2040 yılında ne ölçüde kendi kendine yeten bir ülke olacağını rakamlarla göstereceğiz. Enerjide bağımsızlık için yaptığımız çalışmaları, ulaşmak istediğimiz hedefleri ve bu hedeflerin dayandığı hesapları birlikte açıklayacağız.

1 MİLYON VARİL ÜRETİM HEDEFİ

Enerji rezervlerimiz ne durumda, dışa bağımlılıktan ne zaman kurtulacağız?

Şu anda günlük yaklaşık 300 bin varil petrol ve doğal gaz üretiyoruz. Türkiye'nin günlük kullanımı yaklaşık 2 milyon varil. Bu yüzer üretim platformunun ikincisini önümüzdeki yıl veya 2028'in başında göreceksiniz. Üçüncü fazda toplam üretimimiz 550 bin varil seviyesine ulaşacak. Türkiye Petrolleri'ni günde 1 milyon varil petrol ve doğal gaz üreten bir şirket haline getirmeyi hedefliyoruz. Buna ulaştığımızda petrol ve doğal gazda dışa bağımlılığımızı yüzde 50 oranında aşağı çekmiş olacağız. Ancak yeni keşifler gerekiyor. Bugünkü 280-300 bin varillik seviyeyi önce 550 bin varile, sonra 1 milyon varile taşımak kolay değil. İkinci yüzer üretim platformu da bu hedef için önemli. Türkiye’nin tüketimiyle üretimi arasındaki farkı kapatacak yeni sahalara ve yatırımlara ihtiyacımız var.

GABAR’DA VE KARADENİZ’DE ÜRETİM 

Sadece Gabar ile sınırlı kalmayan yeni keşifler mi gerekiyor?

Kesinlikle. Türkiye Petrolleri, Kerkük petrollerine ortak oldu. Libya ile ilgili yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Somali'de yeni sahalarda keşif yapmaya çalışıyoruz; Pakistan'da sismik çalışmalara başlıyoruz. Karadeniz'de beş gemimiz bulunuyor. Dört gemimiz aktif olarak görev yapıyor. Sakarya Gaz Sahası'nda sondajı tamamlanan 10 kuyuyu yüzer üretim platformuna bağlayacağız. Gazı platformda işleyip borularla karaya göndereceğiz. Bir gemimiz de Karadeniz’de yeni keşifler için sondaj yapıyor; Karadeniz'den olumlu haberler gelebilir. Sismik çalışmaların ardından teknik analizler tamamlanıyor, potansiyel görülen noktalarda sondaja başlanıyor. Buradaki gemilerimiz bir yandan Sakarya Gaz Sahası’nın üretimini artırırken diğer yandan yeni rezervler arıyor. Diyarbakır Bismil'in kuzeyinde çatlatma yöntemi ve yatay sondajla kaya petrolü arıyoruz. Gabar'da günlük 85 bin varil üretiyoruz, hedefimiz 100 bin varilin de üzerine çıkmak. Yeni keşifler, mevcut rezervlerin geliştirilmesi ve yurt dışı operasyonlarıyla dışa bağımlılığı bitirmeye çalışıyoruz.

BOR MADENİ

Dünya bor rezervlerinin yüzde 73'üne sahibiz. Bor madeniyle ilgili çalışmalar ne durumda?

Dünyadaki toplam bor pazarı 4 milyon ton. Rezervin yüzde 70'ten fazlası Türkiye'de; dünya satış pazarının yüzde 65'i de bizde. Yılda 2,6-2,7 milyon ton satış yapıyoruz. 2026'da yaklaşık 1,5 milyar dolarlık ihracata ulaşıyoruz. Boru daha katma değerli hale getirerek bor karbüre dönüştürmeye odaklanıyoruz. Bin ton bor karbür satarak on binlerce ton ham borun gelirini elde edebiliyorsunuz. Toplam dünya pazarı sınırlı olsa da hem satış miktarımız hem fiyatlarımız artıyor. Bu nedenle katma değerli madencilik, daha fazla ham madde satmanın ötesinde bir öncelik taşıyor.

ELEKTRİKLEŞME

Ekolojik güvenlik, metan sızıntıları ve Türkiye'nin bölgesel gaz merkezi olması konusunda nasıl bir yaklaşımınız var?

COP31 öncesinde 2040 vizyonumuzu açıklamamızın bir amacı var. Türkiye, 2035 yılında küresel ölçekte yüzde 35 elektrikleşmeyi önerecek. Elektrikleşme; binalarda, sanayide, ulaştırmada, tarımda, ekonominin bütün alanlarında daha fazla elektrik kullanılması demek. “Sadece konuşup aksiyon almama” dönemini geçmeliyiz. Emisyonların yüzde 75'inden enerji piyasası sorumlu; en büyük yük enerji sektörüne düşüyor. 2040'ta Türkiye'de kişi başına elektrik tüketiminin bugünkünün iki katına çıkacağını öngörüyoruz. Bu nedenle elektrikleşmeyi merkeze koyuyoruz.

Planımızın birinci sacayağı arz güvenliği, ikincisi dışa bağımlılığı düşürmek, üçüncüsü ise Türkiye'nin, Cumhurbaşkanımızın 2053'te karbon nötr bir ekonomi olma hedefidir. En zor hedef bu; ekonominin tümüyle dönüşmesi gerekiyor. Doğal gazı geçiş yakıtı olarak görüyoruz. 2002 yılında beş ilde bulunan doğal gazı bugün 81 ile ulaştırdık. Nihai nokta sıfır emisyon anlamına gelen nükleer enerjidir. Metan salınımını azaltmaya yönelik uluslararası girişime zaman içerisinde katılmayı düşünüyoruz. Projelerimizde uluslararası çevre ve iş güvenliği standartlarını uyguluyoruz. Bu platformun hazırlık sürecinde 7 bin insan çalışmasına rağmen iş sağlığı ve güvenliği alanında hiçbir kazamız olmadı; inşallah bundan sonra da olmaz. Çevreye ilişkin önlemlerimizi, uluslararası çözüm ortaklarımızın teknik desteğiyle yürütüyoruz. Doğal gaz, elektrik üretiminde kömüre göre daha az emisyona neden oluyor. Kırsaldaki vatandaşlarımızın ısınma ihtiyacını karşılamak ve göçü azaltmak açısından da önemli. Ancak 2053 hedefi için yenilenebilir enerjiye ve nükleere daha fazla yatırım yapmamız gerekiyor. Bu büyümeyi ekonomimizi büyüterek gerçekleştirmek istiyoruz. 

ENERJİ DİPLOMASİSİ 

ABD, Rusya ve Suudi Arabistan ziyaretlerinizin ortak noktası nedir? Yerli üretim artarken enerji ithalat faturası neden büyüyor?

Türkiye kendi kaynaklarını ararken yurt dışında da faaliyet gösteriyor. Kerkük, Irak, Suriye, Libya, Somali, Pakistan ve Umman'da olmayı hedefliyoruz. Bunun için güçlü enerji diplomasisi gerekiyor. Cumhurbaşkanımızın uluslararası konumu, rolü, algısı, ve sahadaki teknik kabiliyetimiz iki önemli gücümüz. Enerji diplomasisini arz güvenliğini korumak için kullanıyoruz. Dünya enerji krizi yaşarken Türkiye enerji kısıntısı veya kesintisi yaşamadı. Rusya gibi büyük bir üretici ülkede bile akaryakıt kuyrukları gördüm. Suudi Arabistan ve Rusya önemli dizel tedarikçilerimiz arasında. Ziyaretlerimizin ve ilişkilerimizin temelinde, böylesine kırılgan bir dönemde enerjinin kesintisiz sağlanması bulunuyor.

ENERJİ DESTEKLERİ

İthalat faturamız 2022'de 96,5 milyar dolardı; 2024 ve 2025'te 60-70 milyar dolar bandına indi. Hürmüz krizi ve İran-İsrail-Amerika savaşı sonrasında küresel enerji fiyatları yükseldi. Avrupa'da 1000 metreküp doğal gaz yaklaşık 1000 dolar, Türkiye'de konutlarda 220 dolar. Aradaki farkı Hazine enerji desteği olarak karşılıyor. Uğurladığımız platform günde 10 milyon metreküp gaz üretecek; 1000 dolar fiyat üzerinden ekonomiye yıllık katkısı 3,6 milyar dolar. Küresel fiyatlar yükseldikçe verdiğimiz desteğin tutarı da artıyor. Çünkü bugün enerji sadece fiyat meselesi değil, erişim meselesi de. Örneğin Hürmüz Boğazı’ndan çıkamayan LNG gemileri nedeniyle, paranız olsa bile doğal gaza erişemeyebilirsiniz. Türkiye olarak hem arz güvenliğini hem vatandaşın faturalarını yönetmeye çalışıyoruz.

Doğal gaz destekleri kasım ayında sona mı erecek?

Hayır. Destekler sadece kasım, aralık veya ocak ayıyla sınırlı değil, devam ediyor.

BAĞLANTISALLIK VE PROJELER

Katar gazını Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşıyacak projede hangi aşamadayız?

Krizler bize kaynak ve güzergâh çeşitlendirmenin önemini gösterdi. 2016'dan beri bu stratejiyi öncelik yaptık. TürkAkım'ı, TANAP'ı, Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Irak-Türkiye petrol boru hatlarını devreye aldık; Amerika ile uzun vadeli LNG anlaşmaları yaptık. Tek bir hatta bağımlı kalmak hareket alanınızı daraltır. Katar gazının boru hattıyla taşınmasını yıllardır öneriyoruz. Irak'a da Kerkük'e kadar uzanan hattı Basra'ya uzatmayı, petrol ihracatının yüzde 40'ını Türkiye üzerinden gerçekleştirmeyi teklif ediyoruz. Türkiye güzergâhı daha kısa, ucuz ve güvenli. Bu projeler için siyasi irade gerekiyor. Bugün petrol ve doğal gazı yalnızca bir güzergâha bağlamak riskli. Hürmüz, Babülmendep ve Süveyş gibi geçişlerde yaşanan her kriz alternatif rotaların değerini artırıyor. Suudi Arabistan’ın doğudan batıya uzanan petrol boru hattı, krizde böyle bir altyapının ne kadar önemli olduğunu gösterdi.

AVRUPA

Türkiye'nin üretim ve enerji koridoru yatırımları bölgesel jeopolitiği nasıl etkiler?

Enerji arz güvenliği ekonomik güvenlik ve rekabetçilik demektir. Avrupa Birliği, Karadeniz'deki üretimimizi yakından takip ediyor. AB'ye 1 Ocak 2027'den itibaren Rus LNG'si, 1 Ekim 2027'den itibaren Rus boru gazı girmeyecek. Avrupa bize Karadeniz gazını ihraç etmemizi söylüyor. Türkiye'nin gaz tedarikini bollaştırması hayati önem taşıyor. Avrupa, Rus gazı yerine yeni kaynaklara ihtiyaç duyacak. Bu nedenle Türkiye’ye ilişkin siyasi tutumları ile enerji güvenliğinin gerektirdikleri arasında bir tercih yapmak zorundalar. Avrupa’nın kendi ekonomik güvenliği açısından Türkiye ile ortaklığı daha gerçekçi değerlendirmesini bekliyoruz.

AZERBAYCAN İLE İLİŞKİLER

Azerbaycan ile enerji ilişkilerinde sorun var mı? 2029'da başlayacak ilave gaz akışı ertelenebilir mi?

Erteleme kesinlikle söz konusu değil. TANAP sayesinde Hazar Denizi'nde üretilen 10-12 milyar metreküp gaz İtalya'ya kadar ulaşıyor. Enerji ilişkilerimize yansıyan olumsuz bir durum yok. Yeni sahalarda Türkiye Petrolleri'nin ortaklığı için görüşüyoruz. 2029'da başlayacak ilave gaz akışlarımız aksamadan devam edecek. Yenilenebilir elektrik üretimini Türkiye üzerinden Avrupa'ya iletecek Yeşil Enerji Koridoru'nu da konuşuyoruz. Azerbaycan ile Türkiye’nin iş birliği sadece iki ülkenin değil, bölgenin ve Avrupa’nın arz güvenliği bakımından da büyük önem taşıyor. Bu ilişkilerin enerji alanında olumsuz bir etkisini görmüyoruz.

ENERJİ FİYATLARI VE LİMİTLER 

Kışın fiyat artışı olacak mı? Sakarya Gaz Sahası ve Akkuyu'da takvim nedir?

Kışın doğal gazda, elektrikte ve akaryakıtta sıkıntı yaşanmamasını bekliyoruz. Şu anda doğal gaza zam çalışmamız yok. Fiyatları ağırlıklı olarak nisan ayında, yılda bir kez beklenen enflasyon nispetinde ayarlıyoruz; 2027 planımız da bu yönde. Çok tüketenin destekten çıkarıldığı model sürecek. Elektrikte 2026 yılı limiti yıllık 4 bin kilovatsaatti; 2027 limitini 2026 tüketim verilerine göre belirleyeceğiz. İhtiyaç sahipleri Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının destek programına başvurabilecek.

Doğal gazda bölgesel tüketim ortalamalarına göre destek uygulanıyor. Ortalama tüketimin yüzde 75 üzerine çıkanların destek oranı azaltılıyor. 2023-2026 arasında enerji desteklerimiz 55-60 milyar dolara ulaştı. Yüksek gelir grubunu desteklemek yerine dar ve sabit gelirlilere daha fazla kaynak aktarmak istiyoruz. Sakarya Gaz Sahası'nda yeni üretim için aralık ayında alev kulesini yakmayı, gazı 2027 başında evlerde kullanmayı planlıyoruz. Akkuyu'da 2026 bitmeden yakıt yükleme aşamasına geçmeyi hedefliyoruz. Nükleer güvenlik testlerinden taviz vermeyeceğiz. Doğal gaz desteğinde ise bölgesel ortalamaları esas alıyoruz: Bir ilde beş yıllık ortalama tüketim 100 metreküpse 175 metreküpü aşan tüketicinin destek oranı azaltılacak. Ancak bu kişilerin ödeyeceği fiyat bir anda 1000 dolara çıkmayacak. Elektrikte yüksek tüketimi olup gerçekten ihtiyaç sahibi olanlar için de sosyal destek mekanizması bulunuyor.

MİLLİ MADEN 2040

Nadir toprak elementlerinde Türkiye'nin durumu nedir?

2027'de “Milli Maden 2040” vizyonunu hazırlamayı hedefliyoruz. Yapay zekâ çağında çip teknolojisi ve güçlü enerji altyapısı kritik. Eskişehir Beylikova'da, toryumun da bulunduğu büyük bir nadir toprak elementleri rezervimiz var. Mesele bu elementleri ayrıştırıp yüzde 99,99 saflığa ulaştırmak. Şu anda yüzde 92 saflığa ulaştık; laboratuvarda yüzde 99 ve üzerine çıkmaya başladık, ancak endüstriyel ölçekte değiliz. Hedefimiz bunları savunma sanayisinin de ihtiyaç duyduğu katma değerli ürünlere dönüştürmek. Kritik madenler yalnızca çipler için değil, elektrik iletim hatları, depolama ve enerji üretimi için de gerekli. Madenleri ham madde olarak satmak yerine işleyerek yüksek teknoloji ürünlerinin girdisine dönüştürmeye çalışıyoruz.

MADENCİLİK VE NÜKLEER ENERJİ

Maden sahalarına yönelik itirazları ve nükleer enerji planlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye altın hariç madencilikte yılda 13-14 milyar dolarlık net ithalat yapıyor. Altın üretimini en az 100 tona çıkarmamız gerekiyor. Sahadaki yanlış uygulamaları, iş güvenliği eksiklerini ve rehabilitasyon sorunlarını ortadan kaldırmalıyız. Madencilikte uluslararası standartları yaygınlaştırıyoruz. Bir taş ocağının faaliyet sonrasında doğayı rehabilite etmemesi veya iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması kabul edilemez. Bu yanlış uygulamalar bütün sektöre zarar veriyor. Bununla birlikte madenler sanayinin temel girdisi; bakır olmadan elektriği iletmek mümkün değil. Türkiye'de 150 bin madenci çalışıyor. Nükleerde Akkuyu'nun yanı sıra ikinci, üçüncü santraller ve küçük modüler reaktörlerle ilerlemek istiyoruz.

İran ve Rusya ile doğal gaz anlaşmaları, ikinci nükleer santral görüşmeleri ne durumda?

Arz güvenliği için tüm tedbirleri alıyoruz. İkinci nükleer santral konusunda Rusya, Güney Kore ve Kanada ile müzakereler sürüyor; imzalanmış, kesinleşmiş bir karar yok. Rusya'nın hâlihazırda santral inşa ettiği için doğal avantajı var ama şartlar uygun olursa en uygun teklifi sunanla devam edeceğiz.