Diyarbakır’ın tarihi ve dini mekanlarından Ulu Cami, yılın dört mevsimi ziyaretçilerini ağırlıyor. Bölgede sağlanan huzur ortamının turizme yansımasıyla birlikte, yurdun dört bir yanından gelen turist kafileleri kentin simge yapılarından biri olan bu tarihi mabedi ziyaret ediyor.
Birçok inanca ve kültüre ev sahipliği yapan Ulu Cami, mimarisiyle kentin en önemli mabetleri arasında bulunuyor. Yapının tarihi geçmişi hakkında bilgi veren Aktivist Ramazan Yıldız, mekanın farklı medeniyetler için taşıdığı öneme değindi.
Yıldız, yapının tarihsel dönüşümünü şu sözlerle anlattı: “Ulu Cami, Hurri medeniyetinin güneş tapınağıdır. Museviler burayı havra yapıyorlar. Havradan sonra Diyarbakır Hristiyanlar tarafından işgal edildiğinde kiliseye çeviriyorlar. 639 yılında Müslümanlar İyaz bin Ganem komutasında Diyarbakır’ı fethedip şereflendirdiklerinde, surlara İslam sancağı diktiklerinde, cami kiliseden camiye çevriliyor.”
Açıklamalarına devam eden Yıldız, Sultan Sasa dönemine işaret ederek şunları söyledi: “Sultan Sasa’yı yerel topluluklar şehre vali yapıyorlar. Sultan Sasa’nın ilk işi, kiliseyi camiye çevirmek oluyor. Yanında ilim ve irfan yuvası olan Mesudiye medresesini kuruyor. Mesudiye medresesi şu anki İlahiyat Fakültesi gibi bir misyon üstleniyor, orada yüce Allah ve dini öğretiliyor.”
Anadolu'daki medrese geleneğinin köklerine de vurgu yapan Yıldız, sözlerini şöyle tamamladı: “Medrese geleneği de o tarihten günümüze kadar Anadolu coğrafyasında yapılıyor, korunuyor, destekleniyor ve günümüze kadar getiriliyor. Bu coğrafya uzun bir tarihi geçmişe sahip. Birbirinden farklı inanç ve kültürler, bu coğrafyada hayat bulup, Anadolu coğrafyasına büyük bir zenginlik katmıştır.”
DİYARBAKIR'IN EN ÖNEMLİ TARİHİ VE DİNİ MEKANLARINDAN OLAN ULU CAMİ, YILIN DÖRT MEVSİMİ ZİYARETÇİ AKININA UĞRUYOR.