Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 8. Kitap Fuarı, yazarlarla okuyucuları bir araya getirmeye devam ediyor. Fuar kapsamında düzenlenen söyleşide okuyucularıyla buluşan Hakan Hadi Kadıoğlu, "Pasin-1048 Sınırın Çöküşü" adlı kitabını anlattı. Kadıoğlu, 1048 Pasin Muharebesi'nin doğru anlaşılabilmesi için tarihî kaynaklarla birlikte bölgenin coğrafyasının da incelenmesi gerektiğini ifade etti.
Söyleşisinde coğrafyayı bilmenin esas olduğu düşüncesi üzerinde duran Kadıoğlu, bir yeri tanımanın yalnızca yollarını, köylerini ve dağlarını bilmekle sınırlı olmadığını belirtti. Geçitlerin, akarsuların ve yerleşimlerin geçmişte insanların ve orduların hareketlerini nasıl etkilediğinin araştırılması gerektiğini anlatan Kadıoğlu, tarihî Pasin'in bugünkü ilçe sınırlarından daha geniş bir havza olarak değerlendirilmesi gerektiğini aktardı. Erzurum, Deveboynu, Kargapazarı geçitleri ve Aras havzası arasındaki bağlantıların önemine işaret eden yazar, büyük orduların hareketlerinin yalnızca mesafeyle açıklanamayacağını; su, yiyecek, geçiş imkânları ve birliklerin buluşma noktalarının da hesaba katılması gerektiğini söyledi.
Kitabında eski yerleşimlerin konumları ile orduların izlediği güzergâhları yeniden değerlendirdiğini aktaran Kadıoğlu, bir görüşün çok tekrarlanmasının tek başına doğruluğunu kanıtlamayacağını vurguladı. Sefer sırasında tahrip edilen Artze'nin konumuna ilişkin tartışmalara değinerek, yaygın biçimde Karaz, bugünkü Kahramanlar ile ilişkilendirilen yerleşme için Horasan'ın Ardı köyü ihtimalinin de incelenmesi gerektiğini belirtti. Muharebe sahasına ilişkin değerlendirmelerinde ise Hasankale'nin doğusu ile Alvar ve Ügümü çevresindeki geniş Pasin düzlüğünü öne çıkaran Kadıoğlu, buranın araştırılması gereken güçlü bir aday alan olduğunu, ancak bunun sınırları kesin olarak belirlenmiş ve arkeolojik olarak doğrulanmış bir savaş alanı ilanı olmadığını ifade etti.
Pasin Muharebesi'nin Bizans, Ermeni, Gürcü ve İslâm tarih yazımında farklı yönleriyle anlatıldığını kaydeden Kadıoğlu, bu kayıtların karşılaştırılarak okunması gerektiğini dile getirdi. Kaynaklardaki asker, kayıp ve esir sayıları konusunda ihtiyatlı olunmasını isteyerek, bütün bir sefere ait rakamların tek bir muharebenin bilançosu gibi aktarılmasının yanıltıcı olabileceğini anlattı. Savaşın seyrini anlatırken Selçuklu kumandanı İbrahim Yınal ile karşı taraftaki Aaron, Katakalon Kekaumenos ve Gürcü prensi Liparit'in rollerine değinen Kadıoğlu, Liparit'in esir düşmesinin hem askerî hem de siyasî açıdan önemli bir sonuç olduğunu aktardı.
Pasin Muharebesi'nin bir Selçuklu zaferi olduğunu belirten Kadıoğlu, meydan savaşındaki başarı ile bölgenin kalıcı olarak el değiştirmesinin ayrı ele alınması gerektiğini söyledi. 1048'de savaşın ardından Pasin'de kalıcı Selçuklu idarî hâkimiyeti kurulduğunu söylemek için yeterli dayanak bulunmadığını ifade eden yazar, Pasin'in yalnızca Malazgirt'in provası olarak değerlendirilmesini de yetersiz bulduğunu dile getirdi. Memleket tarihine duyulan sevginin araştırma sorumluluğunu artırdığını belirten Kadıoğlu, kitabının amacını şu sözlerle özetledi:“1048’i yeniden anlatmak değil, yeniden anlamak.”
ERZURUM BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ TARAFINDAN DÜZENLENEN 8. KİTAP FUARI’NDA OKUYUCULARIYLA BULUŞAN HAKAN HADİ KADIOĞLU, "PASİN-1048 SINIRIN ÇÖKÜŞÜ" KİTABINI ANLATTI. KADIOĞLU, PASİN MUHAREBESİ’NİN DOĞRU ANLAŞILABİLMESİ İÇİN TARİHÎ KAYNAKLARLA BİRLİKTE BÖLGENİN COĞRAFYASININ DA DİKKATLE İNCELENMESİ GEREKTİĞİNİ VURGULADI.