Hitit İmparatorluğu'nun başkenti Hattuşa, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil edilişinin 40. yıl dönümünde, arkeolojik kazıların geçmişine ışık tutan tarihi fotoğraflarla anılıyor. Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Hattuşa Kazı Başkanlığı arşivlerinden derlenen kareler, Osmanlı döneminden itibaren Anadolu'nun köklü mirasını ortaya çıkaran bilimsel çalışmaları gözler önüne seriyor.
Çorum'un Boğazkale ilçesinde bulunan Hattuşa, MÖ 2. bin yılda Hitit İmparatorluğu'nun siyasi, idari ve dini merkezi olarak Anadolu tarihinin şekillenmesinde kritik rol oynadı. 1986 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil edilen antik kent; gelişmiş şehir planlaması, anıtsal surları, sarayları ve tapınaklarıyla öne çıkıyor. 8 kilometreyi aşan surlarla çevrili alandaki Aslanlı Kapı ve Kral Kapısı Hitit sanatını yansıtırken, Aşağı Şehir'deki Büyük Tapınak ile Yazılıkaya açık hava tapınağındaki kabartmalar dönemin inanç dünyasını belgeliyor.
Hattuşa'da 1906 yılında başlayan kazı çalışmaları, bir asrı aşkın süredir devam eden bilimsel bir yolculuğu temsil ediyor. Farklı dönemlerde kayda geçirilen fotoğraflar; kazı heyetlerini, çalışma sahalarını ve mimari yapıların toprak altından çıkarılma evrelerini ayrıntılarıyla belgeliyor.
Arşivlerde yer alan tarihi görüntüler, geçmişteki kazılarla günümüz araştırmaları arasında doğrudan bir bağ kuruyor. Alman Arkeoloji Enstitüsü ile Kazı Başkanlığı bünyesinde korunan görsel kayıtlar, kültürel mirasın yalnızca fiziksel kalıntıları korumaktan ibaret olmadığını, kazı süreçlerinin ve bilimsel araştırmaların hafızasını yaşatmanın da önemini ortaya koyuyor.
Çorum Valisi Ali Çalgan, kentin tarihi değerine dikkat çekerek, "Hattuşa, binlerce yıl öncesinden günümüze ulaşan tarihi mirasıyla insanlığın ortak hafızasında müstesna bir yere sahiptir. Bu topraklarda kurulan Hitit uygarlığının devlet yönetimi, hukuk, mimari ve diplomasi alanlarında ortaya koyduğu birikim, Anadolu'nun dünya uygarlık tarihindeki önemini açıkça göstermektedir. Hattuşa kazılarına ait tarihi fotoğraflar ise geçmişin yalnızca görüntülerini değil, bu eşsiz mirasın ortaya çıkarılışını, bilim insanlarının emeğini ve tarihin kayıt altına alınma sürecini de gelecek kuşaklara aktarmaktadır. Her bir kare, geçmişle bugün arasında kurulan bağın ve kültürel mirasımızı koruma sorumluluğumuzun değerli bir parçasıdır" dedi.
Çorum'un Hattuşa'nın yanı sıra Şapinuva ve Alacahöyük gibi merkezlerle de medeniyet tarihine ev sahipliği yaptığını belirten Vali Çalgan, "İlimizin dört bir yanına yayılan tarihi ve kültürel zenginlikler, Çorum'un yalnızca geçmişiyle değil, insanlık tarihine sunduğu değerlerle de öne çıktığını göstermektedir. Hattuşa'dan günümüze ulaşan her eser, bu topraklarda gelişen uygarlıkların bilgi birikimini, sanatını ve yaşam kültürünü anlamamıza yardımcı olmaktadır. UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne kabulünün 40. yılında Hattuşa'yı yeniden hatırlamak, bu eşsiz mirası koruma ve dünyaya tanıtma sorumluluğumuzu da güçlendirmektedir. Amacımız, Çorum'umuzun tarih, ve kültürel değerlerini daha geniş kitlelerle buluşturarak bu mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sağlamaktır" ifadelerini kullandı.