Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Komisyonu tarafından 2026 yılı Genişleme Paketi kapsamında yayımlanan Türkiye Raporu'na yazılı açıklamayla tepki gösterdi.
Raporda yer alan siyasi kriterler ile yargı ve temel haklar başlıklarındaki iddiaların mesnetsiz olduğunu belirten Bakanlık, Avrupa Birliği'nin (AB) sergilediği tutumun hakkaniyetten uzak ve çifte standartlı olduğunu vurguladı. Açıklamada, söz konusu değerlendirmelerin inandırıcılığını yitirmiş bir yaklaşımın sonucu olduğu ve Türkiye tarafından kabul edilmediği bildirildi.
Doğu Akdeniz ve Kıbrıs değerlendirmelerine itiraz edildi
Bakanlık, raporda Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesiminin tek taraflı iddialarına yer verilmesini eleştirerek, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) meşru hak ve menfaatlerinin yok sayıldığını kaydetti.
AB'nin Rum tarafının tezlerini ön koşulsuz benimsemesinin Kıbrıs meselesinin çözümüne katkı sağlamayacağı ifade edilirken, raporda Doğu Akdeniz ve Türkiye-Libya mutabakatına dair yer alan ifadelerin hukuki bir geçerliliğinin bulunmadığı aktarıldı.
Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki 2005 yılında başlayan katılım müzakerelerinde bugüne kadar 35 fasıldan 16'sı açılmış, yalnızca 1 fasıl geçici olarak kapatılabilmiştir.
Yargı ve temel hakları içeren 23. Fasıl ile adalet, özgürlük ve güvenlik konularını kapsayan 24. Fasıl üzerindeki siyasi blokajların sürmesi, Ankara ile Brüksel arasındaki reform diyaloğunun resmi müzakere zeminine taşınmasını uzun süredir engellemektedir.
Piyasa ekonomisi ve Gümrük Birliği vurgusu öne çıktı
Bakanlık açıklamasında, raporun Türkiye ekonomisine ilişkin tespitlerinin ise not edildiği belirtildi. Türkiye'nin para politikaları alanında sağladığı ilerlemenin, işleyen piyasa ekonomisi yapısının ve Birlik içindeki rekabet baskısıyla baş edebilme kapasitesinin raporda teslim edilmesi olumlu karşılandı.
Ülkenin tedarik zincirlerindeki stratejik konumu ve savunma alanındaki katkılarının raporda yer bulduğu ifade edilerek, bu ekonomik tablonun Gümrük Birliği'nin güncellenmesi talebini desteklediği yinelendi. Türkiye-AB ilişkilerinin ortak çıkarlar doğrultusunda ilerlemesi gerektiği ve Birliğin üyelik perspektifini güçlendirecek somut adımlar atması gerektiği kaydedildi.