Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde 27 Eylül 2017 tarihinde hayata geçirilen Sıfır Atık Hareketi, dokuzuncu yılında ulusal bir çevre projesi olmanın ötesine geçerek küresel bir dönüşüm vizyonuna dönüştü. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın iklim değişikliğiyle mücadele ve doğal kaynakların korunması yönündeki güçlü iradesiyle biçimlenen hareket; israfın önlenmesi, kaynakların verimli kullanılması ve döngüsel ekonomi ekseninde uluslararası topluma yön vermeye devam ediyor.
Yalnızca çöplerin toplanıp geri dönüştürülmesini değil, üretimden tüketime kadar hayatın her alanını kapsayan bütüncül bir sistem değişimini hedefleyen Sıfır Atık, bugün biyolojik çeşitlilik kaybından gıda israfına, su yönetiminden iklim eylemine kadar pek çok küresel meseleye ortak bir yanıt sunuyor.
BM Kürsüsünden Küresel Eylem Planına
Türkiye’nin öncülüğünde sunulan ve 105 ülkenin eş sunucusu olduğu 77/161 sayılı karar tasarısının 14 Aralık 2022’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilmesi, hareketin uluslararası alandaki en büyük milatlarından biri oldu. Bu kararla birlikte her yıl 30 Mart günü "Uluslararası Sıfır Atık Günü" olarak ilan edildi.

Emine Erdoğan Hanımefendi’nin 30 Mart 2023’te BM Genel Kurulu’ndaki özel oturumda ana konuşmacı (Keynote Address) olarak yer alması ve BM Genel Sekreteri António Guterres’in davetiyle BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanlığı görevini üstlenmesi, Türkiye’nin bu alandaki küresel liderliğini pekiştirdi. 13 üyeden oluşan bu kurul, iyi uygulamaların dünya genelinde yaygınlaştırılması için çok taraflı bir iş birliği zemini sunuyor.
Dokuz Yılda Ekonomiye 365 Milyar Liralık Dev Katkı
Sıfır Atık Hareketi, çevresel kazanımlarının yanı sıra ülke ekonomisine sunduğu doğrudan katkılarla da stratejik bir model oluşturdu. 2017 yılında yüzde 13 seviyesinde olan geri kazanım oranı, 2025 yılı sonu itibarıyla yüzde 37,53’e yükseldi. Bu süreçte yaklaşık 90 milyon ton dönüştürülebilir atık yeniden ekonomiye kazandırılarak 365 milyar liralık ekonomik değer üretildi.
Çevresel bilançoda ise öne çıkan rakamlar hareketin büyüklüğünü gözler önüne seriyor:
270 milyar kilovatsaat enerji tasarrufu sağlandı.
2 trilyon litre su ve 60 milyar litre petrol korundu.
613 milyon ağacın kesilmesi engellendi.
180 milyon ton sera gazı salımı önlendi.
Yaklaşık 55 bin futbol sahası büyüklüğündeki alanın atık depolama alanına dönüşmesinin önüne geçildi.
COP31 ve İklim Diplomasisinde Sıfır Atık Etkisi
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un liderliğinde yürütülen politikalar, Sıfır Atık yaklaşımının Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefiyle ve iklim diplomasisiyle daha güçlü bütünleşmesini sağlıyor. Türkiye’nin COP31 Başkanlığı sürecinde de kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi başlıkları iklim eyleminin ana bileşenleri arasında yer alıyor.

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, dokuzuncu yıl dönümü vesilesiyle yaptığı değerlendirmede Sıfır Atık Forumu’nun küresel bir ortak akıl platformu haline geldiğini vurguladı. Ağırbaş, İstanbul’un ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmaların ve Londra ile New York gibi merkezlerdeki iklim haftalarında yürütülen çalışmaların, atık yönetimini iklim eyleminin merkezine yerleştirdiğini belirtti.
Atıktan Öte: Geleceğin Kaynak Yönetimi
"Dünya Ortak Evimiz" vizyonuyla hareket eden Sıfır Atık, dokuzuncu yılını geride bırakırken geçmişin başarılarını kutlamanın ötesinde, geleceğin yaşam ve üretim modellerini şekillendirmeyi sürdürüyor. Artan kaynak stresi, plastik kirliliği ve iklim krizine karşı sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarını teşvik eden hareket, daha adil ve yaşanabilir bir dünya hedefi doğrultusunda küresel bir ilham kaynağı olmaya devam ediyor.