İstanbul'da son dönemde etkili olan şiddetli yağışlar ve su baskınları, ilçelerin sel riskini yeniden gündeme taşıdı. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) iş birliğiyle hazırlanan ilçe bazlı değerlendirmede, kentin 39 ilçesi farklı kriterler üzerinden incelendi. Araştırmada özellikle nüfus yoğunluğu, yapılaşma ve sel tehlikesi gibi unsurlar dikkate alındı. Peki, İstanbul'da sel riski en yüksek ilçeler hangileri ve hangi bölgeler görece daha düşük risk grubunda yer alıyor?
İstanbul'da Sel Riski En Yüksek İlçeler Hangileri?
İlçe bazlı sel risk değerlendirmesinde Fatih, Gaziosmanpaşa, Bağcılar, Güngören ve Beyoğlu, riskin en yüksek olduğu ilçeler arasında sıralandı. Özellikle yoğun yapılaşmanın ve nüfusun bir arada bulunduğu merkez bölgeler, araştırmada öne çıktı.
Sel riskinin görece daha düşük belirlendiği ilçeler ise Adalar, Şile, Silivri, Sarıyer ve Çekmeköy oldu. Ancak bu sınıflandırma, söz konusu ilçelerin tamamında sel tehlikesinin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. İlçe sınırları içindeki mahallelerin konumu, altyapı özellikleri ve yağış koşulları riski değiştirebiliyor.
İstanbul Sel Risk Haritasında Hangi Kriterler Kullanıldı?
İstanbul'un sel riskini değerlendirmek amacıyla yürütülen çalışmada, yalnızca yağış ve su baskını ihtimali değil, bu tehlikelerin insanlara ve yerleşim alanlarına etkisi de ele alındı.
Nüfus yoğunluğu, yapılaşma özellikleri, altyapı koşulları ve geçmişte yaşanan su baskınları, riskin değerlendirilmesinde önem taşıyan unsurlar arasında bulunuyor. Çalışmada yapay zekâ destekli karar verme yöntemlerinden de yararlanıldı.
Bu yaklaşım, sel tehlikesinin yanı sıra bölgelerin olası bir afetten ne ölçüde etkilenebileceğini değerlendirmeyi amaçlıyor. Dolayısıyla risk sıralaması, yalnızca bir ilçenin coğrafi özelliklerine göre değil, yerleşim yoğunluğu ve kırılganlık gibi faktörlerle birlikte ele alınıyor.
Avrupa Yakası'nda Sel Riski Neden Daha Yüksek?
Araştırmada Avrupa Yakası'nın yoğun nüfuslu merkez ilçeleri, sel riski bakımından öne çıkan bölgeler arasında gösterildi. Esenler, Güngören, Bağcılar ve Fatih gibi ilçelerde yoğun yapılaşma ve geçmişte yaşanan su baskınları dikkat çekiyor.
Kentleşmenin yoğun olduğu alanlarda yağmur suyunun doğal yollarla toprağa sızabileceği yüzeylerin azalması, şiddetli yağışlarda suyun sokaklarda birikmesini kolaylaştırabiliyor. Drenaj kapasitesinin yetersiz kalması da bazı bölgelerde taşkın riskini artırabiliyor.
Bununla birlikte Avrupa Yakası'nın her noktasında risk aynı düzeyde değil. İlçelerin farklı mahalleleri arasında zemin, eğim, dere yataklarına yakınlık ve altyapı bakımından önemli farklılıklar bulunabiliyor.
Anadolu Yakası'nda Sel Riski Hangi İlçelerde Yüksek?
Anadolu Yakası'nda Üsküdar, Ümraniye, Ataşehir ve Kadıköy, kendi bölgesindeki diğer ilçelere kıyasla daha yüksek sel riski taşıyan yerler arasında gösterildi.
Bu ilçelerde de yoğun yapılaşma, nüfus dağılımı ve yerel altyapı koşulları risk değerlendirmesinde etkili oluyor. Ancak araştırmada Anadolu Yakası'ndaki genel risk düzeyinin, Avrupa Yakası'nın yoğun yapılaşmış merkez ilçelerine kıyasla daha düşük olduğu belirtildi.
Bu sonuç, Anadolu Yakası'ndaki tüm bölgelerin düşük riskli olduğu şeklinde yorumlanmamalı. Özellikle dere yataklarına yakın alanlar, alçak kotlu bölgeler ve yağmur suyunun tahliyesinde sorun yaşanan noktalar ayrıca değerlendirilmelidir.
İstanbul'da Sel Riski Görece Düşük Olan İlçeler Hangileri?
Araştırmada Adalar, Şile, Silivri, Sarıyer ve Çekmeköy, sel riski bakımından görece düşük grupta yer aldı. Bu sonuç, söz konusu ilçelerin diğer bölgelere göre genel değerlendirmede daha düşük risk taşıdığını gösteriyor.
Bununla birlikte düşük risk sınıfında bulunmak, şiddetli yağışlarda su baskını yaşanmayacağı anlamına gelmiyor. Aynı ilçe içinde dere çevreleri, kıyı kesimleri ve düşük rakımlı alanlar farklı risk özellikleri gösterebilir.
Bu nedenle sel riskini değerlendirirken yalnızca ilçe adına bakmak yerine, yaşanılan mahallenin özelliklerini ve güncel meteorolojik uyarıları da dikkate almak gerekiyor.
İstanbul'da Sel Riskine Karşı Nelere Dikkat Edilmeli?
Şiddetli yağış döne99mlerinde vatandaşların resmî kurumların uyarılarını takip etmesi ve su baskını yaşanabilecek alanlarda dikkatli davranması önem taşıyor. Özellikle alt geçitler, bodrum katlar, dere yatakları ve suyun hızla birikebildiği yollar risk oluşturabiliyor.
Yağış sırasında suyla kaplanan yollardan araçla veya yürüyerek geçmeye çalışılmamalı. Su baskını yaşanan bodrum ve kapalı alanlarda elektrik kaynaklarına yaklaşılmamalı; tehlike durumunda yetkili ekiplerden yardım istenmeli.
Bina ve iş yerlerinde yağmur suyu tahliye sistemlerinin düzenli kontrol edilmesi, olası su baskınlarının etkisini azaltmaya yardımcı olabilir. Ancak alınabilecek önlemler, bölgesel altyapı sorunlarının ve aşırı yağışların oluşturduğu bütün riskleri ortadan kaldırmaz.
İstanbul Sel Risk Haritası Güncel Sel Uyarısı Anlamına mı Geliyor?
İlçe bazlı sel risk haritası, bölgelerin genel risk özelliklerini değerlendirmek amacıyla hazırlanıyor. Bu tür çalışmalar, belirli bir gün veya saatte kesin olarak sel yaşanacağını gösteren meteorolojik tahminlerle aynı değil.
Bir bölgede sel riskinin yüksek sınıfta bulunması, her yağışta su baskını yaşanacağı anlamına gelmediği gibi, düşük riskli bir bölgede de aşırı yağış kaynaklı taşkın meydana gelebilir.
İstanbul'da yaşayanların uzun vadeli risk değerlendirmelerini dikkate alırken anlık hava durumu ve afet uyarılarını da takip etmesi gerekiyor. İlçe bazlı araştırmalar, yerel riskleri anlamaya yardımcı olurken güncel uyarılar olası tehlikelere karşı zamanında önlem alınmasını sağlıyor.