"Değişen Küresel Ulaştırma Jeopolitiği ve Kalkınma Yolu Projesi Konferansı"nda değerlendirmelerde bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin altyapı yatırımları ve kriz çözme kapasitesiyle küresel ulaştırma ağlarının vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini belirtti.
Bakan Uraloğlu, son dönemde Süveyş Kanalı'nda yaşanan tıkanmalar, Kızıldeniz'deki güvenlik riskleri ve Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimlerin navlun maliyetlerini artırırken transit sürelerini de uzattığını ifade etti. Küresel ticaretin artık sadece en ucuz değil, en kısa ve öngörülebilir rotaları aradığını belirten Uraloğlu, Türkiye'nin sunduğu projelerle bu ihtiyaca doğrudan yanıt verdiğini vurguladı.
20 Günlük Zaman Avantajı ve Maliyet Tasarrufu
Basra Körfezi’ndeki Fav Limanı’ndan başlayarak Irak üzerinden Türkiye’ye ve ardından Avrupa’ya uzanacak Kalkınma Yolu Projesi, mevcut hatlara kıyasla devasa bir lojistik avantaj sağlıyor. Ümit Burnu üzerinden gerçekleştirilen ve yaklaşık 45 gün süren nakliye rotası, Kalkınma Yolu sayesinde 20 gün kısalarak 25 güne inecek. Güney Koridoru’na kıyasla da 10 günlük bir zaman tasarrufu sunan proje, nakliye ve sigorta maliyetlerini önemli ölçüde düşürecek.
Kalkınma Yolu’nun sadece bir ulaşım hattı olmadığını dile getiren Uraloğlu; projenin demiryolu, karayolu, enerji nakil hatları ve fiber optik altyapıyla entegre çok modlu bir kalkınma hamlesi olduğunu belirtti. İki ülke arasında imzalanan mutabakatlarla "İki Ülke Tek Koridor" anlayışının pekiştirildiği projenin, Irak’ın ekonomik çehresini de değiştireceği öngörülüyor.
10 Yılda 55 Milyar Dolarlık Ekonomik Katkı
Türkiye’nin ulaştırma altyapısına son 24 yılda 355 milyar dolarlık yatırım yapıldığını hatırlatan Bakan Uraloğlu, bölgedeki projelerin iç piyasaya ve istihdama olan yansımalarına dikkat çekti. Kalkınma Yolu Projesi’nin tamamlanmasıyla birlikte, 10 yıllık periyotta ülke ekonomisine yaklaşık 55 milyar dolarlık doğrudan katkı sağlanması hedefleniyor. Ayrıca kurulacak lojistik ve üretim merkezleri sayesinde her yıl yaklaşık 70 bin vatandaşa yeni iş imkânı doğacak.

Projeler sadece Doğu-Batı ekseniyle sınırlı kalmıyor. Suudi Arabistan ile imzalanan iş birliği mutabakatı doğrultusunda Modern Hicaz Demiryolu Hattı da sürece dâhil edilecek. Türkiye içindeki 1.681 kilometrelik güzergâhın Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan hatlarıyla birleşmesiyle toplamda 2.511 kilometrelik devasa bir kara koridoru oluşturulacak.
Hızlı Tren ve Otoyol Ağlarında Kesintisiz Büyüme
Küresel projelerin entegrasyonu için yurt içindeki altyapı çalışmalarının da aralıksız sürdüğü ifade edildi. Bölünmüş yol ağının 30 bin kilometreyi, otoyol uzunluğunun ise 3 bin 850 km’yi aştığı belirtildi. Demiryolu hamlesinde ise sıfırdan inşa edilen hızlı tren ağı 2 bin 604 kilometreye ulaştı.
Çerkezköy-Kapıkule Hızlı Tren Hattı gibi kritik etapların tamamlanmasıyla hızlı trenin ulaştığı il sayısı 14’e yükselirken, 2028 yılına kadar bu sayının 27’ye çıkarılması hedefleniyor. Devam eden Orta Koridor bağlantıları ve yeni ulaşım hatlarıyla Türkiye, küresel ticaretin ve lojistiğin en güvenli limanı olma konumunu pekiştiriyor.