Yeni Birlik Gazetesi Gündem Yüksekten düşme değil darp iddiası: Dorukhan Büyükışık’ın son anlarına ilişkin şok iddia

Yüksekten düşme değil darp iddiası: Dorukhan Büyükışık’ın son anlarına ilişkin şok iddia

İzmir'de 2018 yılında bir inşaat şantiyesinde ölü bulunan Dorukhan Büyükışık'ın şüpheli ölümüne ilişkin hazırlanan ek iddianame kabul edildi; maktulün demir çubukla darp edilerek öldürülmüş olabileceği değerlendirmesiyle sanık sayısı 26'ya yükseldi.

İzmir'de 13 Mayıs 2018 tarihinde bir inşaat şantiyesinde ölü bulunan Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın oğlu Dorukhan Büyükışık'ın (26) şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen adli süreçte çok kritik bir eşik daha geride kaldı. İlk etapta kayıtlara "intihar" ya da "yüksekten düşme" şeklinde geçen olay, yürütülen derinleştirilmiş soruşturmalar neticesinde bambaşka bir boyut kazandı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan ek iddianamede, maktulün sırt bölgesine sert ve etkili bir cisimle muhtemel bir demir çubukla vurularak darp edilmesi sonucu hayatını kaybetmiş olabileceği vurgulandı.

Hazırlanan kapsamlı iddianamede, adalet arayışının zaman aşımına veya ihmallere terk edilemeyeceği ifade edilirken, devletin gerçeği açığa çıkarma yükümlülüğünün kararlılıkla süreceği kaydedildi.

Delil Zincirinde Ağır İhmal ve Müdahale Tespiti

Soruşturma dosyasında yer alan teknik ve adli bulgular, ilk andan itibaren yürütülen adli süreçte ciddi aksaklıklar ve kasıtlı müdahaleler olduğunu ortaya koydu. İddianamede, olay yerinin muhafaza altına alınmaması, zamana duyarlı biyolojik delillerin kriminal incelemeye aylar sonra gönderilmesi ve şantiye alanındaki güvenlik kamerası kayıtlarının tahrif edilmesi gibi unsurlar tek tek sıralandı.

Olay yerindeki video ve fotoğrafların dava dosyasına geç intikal ettirilmesi, maktule ait cep telefonu ile araç anahtarının bulunduğu konumlar arasındaki çelişkiler, delil koruma zincirinin bilinçli şekilde kesintiye uğratıldığını gösterdi. Adli Tıp raporlarında ölümün genel beden travması ve iç organ yaralanmasına bağlı iç kanamadan kaynaklandığı kesinleşirken, iddianame yüksekten düşme seçeneğini doğrudan temel almak yerine, cinayet ihtimalini güçlendiren delil karartma eylemlerine odaklandı.

Emniyet Mensupları ve Şantiye Sahipleri Sanık Sandalyesinde

Genişletilen soruşturma kapsamında İzmir merkezli 9 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarla aralarında dönemin emniyet müdürleri, polis memurları, inşaat firması ortakları ve şantiye çalışanlarının da yer aldığı 26 şüpheli gözaltına alınmış ve ardından tutuklanmıştı.

Son hazırlanan ek iddianame ile birlikte suç isnatları da netleşti:

İnşaat sahipleri ve çalışanlar: Mehmet Münir Tanyer, Mehmet Taylan Tanyer, Hüsein Kaya ve Bilal Çelik'in de aralarında bulunduğu 16 sanık hakkında "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 5'er yıla kadar, 1 sanık hakkında ise "Yalancı tanıklık" suçundan hapis cezası istendi.

Emniyet personeli: Dönemin Narlıdere Emniyet Müdürü İsmail Yalçın ve Olay Yeri İnceleme Büro Amiri Atakan Kaçar dâhil olmak üzere 9 polis memuru hakkında ise "Kamu görevlisi tarafından suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçlamasıyla 7,5 yıla kadar hapis talep edildi.

Yargılama İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi'nde

Daha önce kasten öldürme ve görevi kötüye kullanma suçlamalarıyla açılan davalar ile yeni kabul edilen ek iddianame, İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi bünyesinde tek bir dosyada birleştirildi. Böylece olay günü şantiyede bulunan işçilerden, adli adımları atan emniyet mensuplarına kadar tüm sorumlular aynı dosyada yargılanmaya başlandı.

Maddi gerçeğin hiçbir karanlık nokta kalmayacak şekilde aydınlatılması hedeflenen yargılama sürecinde, mahkemenin delillerin karartılmasına ilişkin vereceği kararlar kamuoyu vicdanı açısından kritik önem taşıyor.