Bir Şehrin Hafızası Kaybolmasın
İstanbul'a her baktığımda büyüyen bir şehir görüyorum ama bazen küçülen bir hafıza da hissediyorum. Yeni binalar, yeni yollar ve yeni işletmeler çoğalırken eski mahallelerin kendine özgü sesleri kaybolabiliyor. Şehir dediğimiz şey sadece beton ve asfalt değildir.
Bir bakkalın müşterisini tanıması, çocukların aynı parkta büyümesi, komşunun kapıyı çalması da şehir kültürüdür. Modernleşmek bunların tamamından vazgeçmek anlamına gelmemeli. Elbette nüfus artacak, ulaşım değişecek, yeni konutlar yapılacak.
Benim itirazım gelişmeye değil; gelişmenin geçmişi silmek zorunda olduğu fikrine. Tarihi yapıları korumak kadar mahalle ölçeğinde sosyal hayatı korumak da şehircilik meselesidir. İyi şehir, sadece yüksek binaların olduğu şehir değildir.
İnsanların yürüyebildiği, nefes alabildiği ve birbirine rastlayabildiği şehirdir. İstanbul'un geleceğini konuşurken biraz da bunu hatırlamalıyız.