Hüznümün rengi ekim!
Ekim ayı. Annemin bana ve hayata veda ettiği aydır, Ekim ayı benim için HÜZNÜN ayıdır
HÜZNÜN rengi de anasızlıktır.
Canım Annem, Ben sonba
har renklerini sen öldüğünden beri hiç bilmem. Görürüm, ama görmemezlikten gelirim. Renkler kayboldu. Sesin hiç yok annecim.
Kayboldum sanki anne.
En acısı da, anne sesini annenin sesinin kaybolması ve sesini bilmemek çok acı.
Çok uzun yıllar oldu. 50 yaşının hemen başında çok hastalandın, çok çektin ve gidiverdin. Zorluyorum kendimi, sesini bilememek.
Bu beni çok üzüyor.
Ama zümrüt gözlerini, mis gibi ana kokunu hiç unutmadım. Kokun çok güzeldi.
Biliyorum herkesin anası, kendine anası gibi kokar. Bu kokuyu ben ve evlatlarından başka kimse bilemez.
Merhametini, vicdanını, hayatla mücadele eden analık halini ve hiç kavga etmeyen gülümsemeni hiç unutmadım.
Ben. Anasızlığımı ertelemek istiyorum, ama bu ertelemek bir zaman sonra bir bir hesap soruyor. Anasız yalnızlığım var benim.
Anasız yorgunluğum var benim. Bu yorgunluk bana, başlangıçsızım sonuçsuzum ve hiçim ve hatta yeniğim duygusu veriyor.
Bunları bilsen baka hiç kıyamazsın anneciğim biliyorum. O yüzden senden saklıyorum anneciğim. Anasızlık. Bir nevi durdurulamaz iç kanaması gibidir.
Ben küçükken Allah'ım bana hiçbir zaman sensizliği göstermesin diye çok dua ederdim. Küçücük ellerim ve avuçlarım yetmedi demek ki. Anneciğim.
Kocaman oldum bak. Acılarım büyüdü. Dertlerim büyüdü. Hiç de güzel değilmiş büyümek, sensiz olmak, kalbimi kiranlar ve lime lime edenler.
Üzdüler beni anne. Şimdi yaşanmışlıklarımı al ve beni yeniden büyüt anne. Sana yeniden emeklemek istiyorum anne. Ne olur.