Yasa dışı yollarla sınır dışına çıkarılan kültür mirasını ait olduğu coğrafyaya kazandırma mücadelesinde tarihi bir eşik daha aşıldı. Amerika Birleşik Devletleri’nden resmi iade süreci tamamlanan 100 paha biçilmez kültür varlığı, İstanbul Arkeoloji Müzelerinde kamuoyuna tanıtıldı. Tanıtım programı kapsamında ayrıca, 1960’lı yıllardan bu yana dünyanın farklı koleksiyonlarına savrulan Boubon Antik Kenti kökenli heykelleri tek çatı altında buluşturan "Kaçış Yok: Boubon" sergisinin açılışı gerçekleştirildi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Manhattan Bölge Savcı Yardımcısı Matthew Bogdanos’un katılımıyla gerçekleşen toplantıda; iade sürecinin yalnızca bürokratik bir temas değil, bilimsel kanıtlara ve adli takibe dayanan çok katmanlı bir diplomasi başarısı olduğu vurgulandı.
ABD’deki Müzayede Satışı Son Anda Engellendi

İade trafiğinin dönüm noktalarından biri, Mayıs 2026’da ABD merkezli bir müzayede evinin Anadolu kökenli eserleri satış kataloğuna almasıyla başladı. Bakanlık uzmanlarının anlık tespiti üzerine hazırlanan kapsamlı bilimsel dosya; Manhattan Bölge Savcılığı ile ABD İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi (HSI) yetkililerine iletildi. Belgelerin bağlayıcılığı sayesinde satış derhal durduruldu ve eserlerin Türkiye’ye iade prosedürü başlatıldı.
Horoztepe’nin Tunç Çağı Hazineleri 70 Yıl Sonra Döndü

Geri kazanılan koleksiyonun en kritik parçaları arasında, Tokat’ın Erbaa ilçesindeki Horoztepe yerleşimine ait 40 eser öne çıkıyor. MÖ 2300–2000 yıllarına, Erken Tunç Çağı’na tarihlenen ve ileri madencilik tekniğini yansıtan törensel müzik aletleri, silahlar ile metal kaplar, tam 70 yıl sonra ana yurduna kavuştu.
Söz konusu parçaların kimliklendirilmesinde Prof. Dr. Tahsin Özgüç’ün öncü araştırmaları temel referans kaynağı oldu. 1953 yılındaki kaçak kazı kayıtları ve kurtarma kazısı raporlarıyla desteklenen veriler, eserlerin yurt dışındaki müze arşivlerine giriş serüvenini kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya koydu.
Düver’in Çalınan Mimarisi Getty Koleksiyonundan Çıkarıldı

Kapsamlı iade paketinin ikinci büyük grubunu Burdur’un Düver Köyü menşeili 44 adet pişmiş toprak mimari levha oluşturuyor. Arkaik Dönem’e (MÖ 6. yüzyıl) ait tapınak ve kamusal yapıların çatı kaplamalarında kullanılan levhalar; üslup, form ve bezeme analizleri yapılarak kayıt altına alındı.
Daha önce ABD, Danimarka ve Virginia Güzel Sanatlar Müzesi üzerinden aşamalı olarak geri alınan parçaların son halkası olan J. Paul Getty Müzesi koleksiyonundaki levhalar da Türkiye’ye getirildi. Düver eserlerinin, İstanbul Arkeoloji Müzelerindeki mevcut parçalarla birleştirilerek bütüncül bir koruma projesine dahil edileceği bildirildi.
1976 Tarihli Olay Yeri Tutanağı Aphrodisias Portresini Kurtardı
Yıllar süren dedektiflik çalışmalarının en çarpıcı halkasını ise Aphrodisias Antik Kenti’ne ait portrenin kurtarılma hikayesi oluşturdu. Bakanlık raportörlerinin yürüttüğü arşiv taramasında, 1976 yılında tutulan bir olay yeri tutanağındaki savcılık şerhi belirleyici oldu.
Dönemin savcısının tutanağa düştüğü "Tespit edilip belgelenenler dışında başka eserlerin de çalındığı yapılan incelemeden anlaşılmaktadır" notu, portrenin çalınma rotasını adli açıdan ispatlayan temel dayanak oldu. Koleksiyonda bu portrenin yanı sıra antik tiyatro maskları ve adak heykelcikleri de yer alıyor.
Parçalanan İmparatorlar "Kaçış Yok" Sergisinde Yeniden Bütünleşti

Burdur’un Gölhisar ilçesindeki Boubon Antik Kenti’nde bulunan Sebasteion (İmparatorluk Kült Alanı), 1960’lı yıllarda ağır bir kaçak kazı tahribatına maruz kalmıştı. Bronz imparator heykellerinin baş, gövde ve uzuvları kırılarak farklı ülkelere pazarlanmıştı. "Kaçış Yok: Boubon" sergisi, Lucius Verus, Septimius Severus, Caracalla ve Marcus Aurelius gibi önemli Roma figürlerine ait dağıtılmış parçaları onlarca yıl sonra aynı mekânda bir araya getirdi.
Bu tarihi iz sürme operasyonu, Türk arkeolojisinin öncülerinden Prof. Dr. Jale İnan’ın yazıt ve kaide eşleştirmeleriyle başlamıştı. Süreç, gazeteci-yazar Özgen Acar’ın araştırmacı takibi ile uluslararası basının konuyu gündemde tutmasıyla ivme kazandı.
Marcus Aurelius’un Ayak Kalıbı ve İzotop Analizleri Delil Oldu
Heykellerin Boubon’a aidiyeti sadece biçimsel benzerlikle değil, ileri laboratuvar teknikleriyle de kanıtlandı. İbecik Köyü sakinlerinin tanıklıkları eski fotoğraflarla eşleştirilirken; Marcus Aurelius heykelinin ayak kalıbı, antik kentteki kaide oyuklarıyla milimetrik uyum sağladı.
Almanya’daki Curt Engelhorn Arkeometri Merkezinde Prof. Dr. Ernst Pernicka tarafından gerçekleştirilen toprak ve kurşun izotop testleri, eserlerin çıktığı katmanı bilimsel olarak tescilledi. Bu bilimsel zemin, 2023 yılında Dr. Düzgün Tarkan idaresinde Boubon’da yeniden başlatılan kazı çalışmalarına da yön veriyor.
"Mesele Eseri Vitrine Koymak Değil, Ruhunu ve Bütünlüğünü İade Etmek"
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Manhattan Bölge Savcılığı ve HSI ekiplerinin sergilediği tutumun dünya müzecilik etiği açısından dönüştürücü bir rol oynadığını kaydetti. Bogdanos ve çalışma arkadaşlarına teşekkür eden Bakan Ersoy, Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin New York Başkonsolosluğu ve lojistiği üstlenen Türk Hava Yolları koordinasyonuna dikkat çekti.
Geri dönüş operasyonlarının felsefesine değinen Ersoy, asıl hedefin eserleri mekanik olarak sergilemek değil; koparıldıkları tarihi bağlam, hafıza ve kültürel bütünlük içinde yeniden anlamlandırmak olduğunu belirterek Anadolu coğrafyasına ait her bir izin hukuki ve diplomatik kararlılıkla takip edileceğinin altını çizdi.