Geleneksel hat sanatının uluslararası alandaki en önemli temsilcilerinden biri olan, Kâbe'deki yazılarıyla da tanınan hattat Mehmet Özçay, sanat hayatının mihenk taşlarından birini milletine emanet etti. Özçay'ın gençlik yıllarında kaleme almaya başladığı, dört buçuk yıllık titiz bir çalışma neticesinde tamamlanan ve günümüze kadar yüz binlerce baskısı yapılarak okurlarla buluşan el yazması "Mushaf-ı Şerif"in aslı, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığına (TÜYEK) bağışlandı. Eşsiz nitelikteki bu el yazması metin, kurumun bünyesindeki Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığına vakfedilen ilk eser olarak tarihe geçti.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, söz konusu bağışa ilişkin yaptığı değerlendirmede Mehmet Özçay'ın Türk hat sanatına ve kültür mirasının korunmasına sunduğu büyük katkıya vurgu yaptı. Özçay’ın ustalık kadar büyük bir gönül zenginliği sergilediğini belirten Ersoy, “Değerli üstadımızın bu anlamlı bağışı, hem sanatındaki derinliğin hem de kültürel mirasımızın yarınlarına duyduğu sorumluluğun kıymetli bir nişanesidir. Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanemizde özenle muhafaza edeceğimiz bu eşsiz emaneti bilimsel yayınlarla tanıtacak, gelecek nesillere gururla aktaracağız” ifadelerini kullandı.
Sergide Verilen Söz Yerini Buldu
Manevi değeri yüksek olan teslim süreci, daha önce verilen bir sözün yerine getirilmesiyle tamamlandı. Mehmet Özçay, 25 Şubat 2025 tarihinde gerçekleştirilen “Sultanların Mushafları” sergisinin açılışında, uzun yıllardır muhafaza ettiği el yazması mushafı TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığına bağışlayacağını duyurmuştu.
Eserin korunması için özel olarak dizayn edilen muhafaza kutusunun tamamlanması ve gerekli belgelendirme adımlarının ardından Özçay, tarihi el yazmasını Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Coşkun Yılmaz’a teslim etti. Teslim törenine sanat, akademi ve kültür dünyasından öne çıkan isimler eşlik etti. TÜYEK Yazma Mushaflar İlim Heyeti Başkanı Mehmet Emin Maşalı, hattat Hüsrev Subaşı, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü Ahmet Sait Açıkgözoğlu ve kurum yöneticileri törende hazır bulundu.

Dört Buçuk Yıllık Serüven ve Yeniden Yazılan Cüzler
Eserin kaleme alınma süreci, Özçay’ın hat sanatındaki kişisel ve mesleki gelişim çizgisini de gözler önüne seriyor. Yazım yolculuğu 1986 yılında bir yayınevinin teklifiyle başlayan usta hattat, mesleğinin henüz ilk yıllarında hissettiği yetersizlik duygusu nedeniyle önce çekinceli davrandı. Ancak gelen yoğun talepler doğrultusunda kalemi eline alarak yoğun bir çalışma temposuna girdi.
1991 yılının ilk aylarında tamamlanan dört buçuk yıllık süreç, sanatçının nesih hattındaki üslubunu olgunlaştırdı. Çalışma ilerledikçe kendi yazısındaki gelişimi fark eden Mehmet Özçay, sanatsal niteliği en üst seviyede tutmak adına eserin ilk yazdığı altı buçuk cüzünü tamamen sil baştan yeniden kaleme aldı. Bu titizlik, eseri sadece dini bir metin olmaktan çıkarıp bir hattatın ustalaşma serüvenini yansıtan canlı bir belgeye dönüştürdü.

Baskı Tekniğine Uygun Özel Hazırlık
Dönemin teknik şartları göz önüne alınarak basıma uygun bir formatta hazırlanan mushaf, fiziki özellikleriyle de dikkat çekiyor. Özçay, eseri 35 × 50 santimetre boyutlarındaki mat kuşe kâğıtlara, birbirinden bağımsız yapraklar halinde yazdı. Yaprakların bağımsız şekilde hazırlanması, el yazması nüshanın yüksek kalitede baskıya aktarılmasını sağlarken eserin aslına zarar gelmesini de engelledi.
Üyesi olduğu TÜYEK Yazma Mushaflar Dairesi Başkanlığına eserini kazandırmaktan derin mutluluk duyduğunu belirten usta hattat Mehmet Özçay, “Yıllarımı verdiğim bu mushafı milletime armağan ediyor, Süleymaniye’nin manevi atmosferine emanet ediyorum” diyerek duygularını paylaştı. Eser, bundan böyle Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesinin nadide parçaları arasında koruma altında tutulacak.