Türkiye’de teknoloji ve dayanıklı tüketim ürünleri pazarında tüketici davranışları köklü bir değişim sürecine girdi. Tüketicilerin satın alma yaklaşımı, anlık bütçe yeterliliğini sorgulayan klasik kalıplardan çıkarak ürünün uzun vadeli değerini merkeze alan bilinçli bir modele dönüştü.
NielsenIQ tarafından 17 ülkede 17 bin yetişkin katılımcıyla hazırlanan "Tüketici Teknolojileri Trendleri 2027" araştırması, alım kararlarında dayanıklılık, verimlilik ve zamanlama kriterlerinin belirleyici olduğunu gösterdi.
Verilere göre, küresel teknoloji ve dayanıklı tüketim harcamalarının 2026 yılı genelinde yüzde 5,1 büyüme ile 1,4 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Ancak bu büyüme eğilimine karşın tüketicilerin yüzde 63’ü yüksek fiyat hassasiyeti sergiliyor. Tüketicilerin yüzde 60’ı ödenen paranın tam karşılığını veren markaları öncelerken, yüzde 56’lık kesim yüksek fiyatlar ya da indirim beklentisi nedeniyle alımlarını planlı olarak erteliyor.
Tüketici güveni ve yenilenmiş cihaz ekosistemi
Satın alma kararlarında ürünün kullanım ömrü, bakım maliyeti ve ikinci el değeri gibi unsurlar kritik rol oynamaya başladı. Özellikle artan maliyetler karşısında tüketiciler alternatif modelleri daha sık değerlendiriyor. Türkiye'de Ticaret Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan Yenilenmiş Ürünlerin Satışı Hakkında Yönetmelik düzenlemeleri, standartlara bağlı yetkili yenileme merkezleri ve 12 ay zorunlu garanti güvencesiyle ikinci el elektronik cihaz piyasasında şeffaf bir ekosistem yaratarak bu talebi destekliyor.
NielsenIQ Türkiye Genel Müdürü Didem Şekerel Erdoğan, mevcut ekonomik koşulların markalar üzerinde ürün değerini ispatlama baskısını artırdığını belirterek, tüketicilerin artık sadece teknik donanıma değil cihazların uzun vadeli dayanıklılığına ve servis desteğine baktığını aktardı.
Enerji verimliliği ve açık ekosistem beklentisi
Araştırma sonuçları, inovasyon algısının yalnızca yapay zekâ veya teknik özelliklerle sınırlı kalmadığını ortaya koyuyor. Cihazların elektrik tüketimini azaltması ve yüksek pil ömrü sağlaması hane bütçeleri açısından en somut tercih sebeplerinden biri durumunda.
Bununla birlikte, Türkiye'deki tüketiciler farklı markalara ait cihazların birbiriyle sorunsuz iletişim kurabildiği açık ekosistem ve "birlikte çalışabilirlik" özelliğine küresel ortalamanın belirgin şekilde üzerinde değer veriyor. Perakende tarafında ise yapay zekâ destekli arama sistemleri üzerinden doğru ürün verisi sunabilen, takas programları ve şeffaf garanti süreçleri geliştiren markalar pazarda rekabet avantajını koruyor.