Depremlerin ardından kentlerin yeniden inşasında uygulanan geleneksel ve tek tip planlama modelleri, zaman içinde değişen toplumsal gereksinimlere uyum sağlamakta yetersiz kalabiliyor.
Antalya Belek Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tuğba Erdil Dinçel, afet sonrası yeniden yapılanma süreçlerine odaklandığı akademik çalışmasında, başlangıçta alınan değişmez kararların ilerleyen dönemlerde yeni kentsel ve sosyal sorunlar üretebildiğini ortaya koydu. Dinçel, bu kısıtları aşmak adına afetlerin getirdiği dinamik koşullara entegre olabilen "Adhocism" yaklaşımını gündeme taşıdı.
Değişen ihtiyaçlara göre güncellenebilen planlama
Afet yönetiminde ilk günlerde güvenli barınma ve temel acil ihtiyaçlar belirleyici olurken, aylar geçtikçe iş hayatına dönüş, çocukların eğitimi ve günlük sosyal yaşamın devamlılığı gibi öncelikler öne çıkıyor. Klasik katı planlama anlayışları bu aşamalı geçişlere cevap vermekte zorlandığından, Adhocism yaklaşımı değişmez tek bir şablon yerine yeni verilere ve ortaya çıkan gereksinimlere göre revize edilebilen esnek bir karar yapısı vadediyor.
Modern şehir plancıları tarafından mimarlık literatüründe "duruma özgü, amaca uygun anlık ve işlevsel çözümler" bütünü olarak tanımlanan Adhocism, acil kriz anı ile kalıcı kalkınma dönemi arasındaki uyumsuzluğu ortadan kaldırmayı hedefliyor.
Yapay zeka destekli hasar ve kentsel analiz
Erdil Dinçel'in yürüttüğü çalışmada, karar alma süreçlerini hızlandırmak ve nesnel verilere dayandırmak amacıyla yapay zeka destekli analiz yöntemlerine de yer veriliyor. Yapay zeka teknolojileri sayesinde hasar tespiti verileri, demografik hareketlilik ve kentsel fonksiyonların mekânsal dağılımı bütüncül bir biçimde analiz ediliyor.
Bu sayede yeniden inşa süreci tek seferlik bir inşaat faaliyetinin ötesine geçerek, gelecekteki olası afet risklerine karşı uyarlanabilir ve dirençli kent modellerinin temelini oluşturuyor.