Yeni Birlik Yaşam İki kişiden biri ‘acil’ değil!: Hastanelerdeki yoğunluğun perde arkasındaki çarpıcı veri

İki kişiden biri ‘acil’ değil!: Hastanelerdeki yoğunluğun perde arkasındaki çarpıcı veri

Türkiye’de acil servislere başvuranların yarısından fazlasının acil vaka olmadığı ortaya çıktı. Uzmanlar, sağlık hizmetlerine kolay erişimin getirdiği gereksiz yoğunluğun triyaj sistemiyle yönetildiğini belirtirken, yerli medikal teknolojilerin bu alandaki kritik katkısına dikkat çekiyor.

Türkiye’de sağlık hizmetlerine erişimin pratikliği, hastanelerin acil servislerinde öngörülemeyen bir yoğunluğa yol açıyor. Yapılan son değerlendirmeler, acil kapısını çalan her iki hastadan birinin durumunun aslında ertelenebilir ve acil olmayan sağlık sorunlarından kaynaklandığını gösteriyor.

Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen 6. Uluslararası Acil Tıp Kongresi, küresel ve yerel düzeyde bini aşkın acil tıp uzmanını bir araya getirdi. Zirvede söz alan Türkiye Acil Tıp Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Şahin Çolak, acil servislerin işleyişi ve maruz kaldığı aşırı hasta sirkülasyonuna ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

"Başvuruların Yüzde 50’si Yeşil Alan Kategorisinde"

Sağlık kuruluşlarına zahmetsizce ulaşılabilmesinin bir yansıması olarak acil servis kapılarında ciddi bir yığılma yaşandığını aktaran Prof. Dr. Çolak, tablonun boyutunu şu ifadelerle özetledi:

"Ülkemizde acil servislere başvuru yapan kişilerin yarısından fazlası, tıbbi açıdan aciliyet taşımayan vakalardan meydana geliyor. Bu hastalarımız triyaj uygulamasıyla 'yeşil alan' olarak sınıflandırılıyor ve tedavileri bu bantta sürdürülüyor."

Durumun ciddiyetinin hastanın kendi kanaatine değil, sağlık profesyonellerinin ilk değerlendirmesine bırakılması gerektiğinin altını çizen Çolak, doğru sınıflandırmanın kritik vakaların hakkını korumak için elzem olduğunu hatırlattı.

Dünya Ortalamasını Katlayan Müdahale Hızı

Acil servislerin tepe saatlerinde tek bir klinikte 60 dakikada 50 ila 100 hastanın kabul edildiğini belirten Çolak, Türkiye'deki operasyonel hızın küresel ortalamalara kıyasla oldukça yüksek olduğunu vurguladı.

Uluslararası standartlarda yeşil alan hastalarının hekime ulaşma süresi 4 saati bulurken, Türkiye’de en yoğun hastane şartlarında dahi bu sürecin 1 saatin altında tamamlandığı kaydedildi. Bu yüksek hız, hastaların acil servisleri poliklinik muayenesine alternatif olarak görmesini tetikleyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Ancak yoğunluğa rağmen titizlikle işletilen triyaj mekanizması, hayati tehlikesi bulunan kırmızı alan hastalarının aksama yaşamadan öncelikli müdahaleyi almasını güvence altına alıyor.

Sağlıkta Savunma Sanayii İmzası: Yerli Medikal Ürünler Sahada

Kongrenin bir diğer öne çıkan gündem maddesi ise Türkiye'nin tıbbi cihaz üretimindeki yerlileşme adımları oldu. Ülkenin bu alandaki potansiyelinin altını çizen Çolak, savunma sanayii devi ASELSAN’ın geliştirdiği sağlık teknolojilerinin sahada aktif rol almaya başladığını ifade etti.

Özellikle ani kalp durmalarında kritik saniyeleri lehe çeviren yerli Otomatik Eksternal Defibrilatörlerin (OED) önemine değinen Prof. Dr. Çolak, mevzuatın yürürlüğe girmesiyle birlikte bu cihazların metro, havalimanı ve AVM gibi insan sirkülasyonunun yüksek olduğu ortak alanlarda hızla yaygınlaşacağını duyurdu.

ASELSAN’ın halihazırda dijital röntgen ve kalp-akciğer perfüzyon cihazları gibi ileri teknoloji gerektiren medikal sistemler üzerindeki Ar-Ge çalışmalarının aralıksız sürdüğü belirtilirken, kamu ve özel sektör iş birliğinin sağlık teknolojilerindeki dışa bağımlılığı azaltma hedefinde kritik rol oynadığı vurgulandı.