Eskişehir'de gerçekleştirilen trafik denetiminde 3,02 promil alkollü çıkan B.K. isimli sürücüye 50 bin TL idari para cezası kesilirken, ehliyetine 2 yıl süreyle el konuldu. Ancak bu haberi sıradan bir asayiş olayından çıkarıp trajikomik bir insan hikayesine dönüştüren detay, aynı araçta bulunan sarhoş arkadaşının polislere sarf ettiği "Bu şoför salak, ben size yakalanmam" sözleri oldu. Alkolün insan psikolojisindeki tuhaf yansımalarını ve trafik güvenliğimizi tehdit eden bu tehlikeli tablonun günlük hayatımıza etkilerini aşağıda tüm şeffaflığıyla ele alıyoruz.
Eskişehir'de geceyi aydınlatan polis çakarları ve acı bir fatura
Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube Müdürlüğü ekiplerinin Tepebaşı ilçesi Zincirlikuyu Mahallesi Onurlu Sokak üzerinde yaptığı rutin denetimler, aslında hepimizin güvenliği için kurulan bir kalkan görevi görüyor. O gece durdurulan 26 GS 399 plakalı otomobilin sürücüsü B.K., yapılan ölçümlerde tam 3,02 promil alkollü çıktı. Bu sorumsuzluğun kanuni karşılığı oldukça ağır oldu ve ekipler sürücüye 50 bin TL para cezası uyguladı.
Sokaklarda her gün yüzlerce araçla yan yana ilerliyoruz; bazen arka koltukta uyuyan çocuğumuzla, bazen işten yorgun argın dönerken sevdiklerimize kavuşma telaşıyla o yolları arşınlıyoruz. Karşımıza çıkacak alkollü bir sürücü, bir saniye içinde bütün hayatımızı altüst edebilir. Bu nedenle o gece kesilen yaptırım, sadece maddi bir ceza değil; evlerine güvenle dönmeye çalışan masum insanların hayatını koruyan, başka ocakların sönmesini engelleyen hayati bir dokunuştur.
"Bu şoför salak" dedirten o tuhaf anlar
Olayı ilginç kılan temel nokta, sürücünün yanındaki arkadaşının sergilediği tutum oldu. Kendisi de alkollü olan şahsın polislere kurduğu cümleler, alkolün muhakeme yeteneğini nasıl sıfırladığının adeta canlı bir kanıtıydı:
"Bu sevdiğin kadının arabası. Sabah ortalık karışacak."
"Burada kaçak yol var ben yakalanmam."
"Bu şoför salak. Burada arkada yol var oradan kaçar giderim, size yakalanmam."
"Ben alkollüyüm. Arabayı alıp gideyim mi?"
Bu diyaloglar, alkollü araç kullanma eyleminin ne denli gerçeklikten kopuk bir özgüvenle yapıldığını gözler önüne seriyor. "Bana bir şey olmaz" yanılgısı, ne yazık ki çoğu zaman geri dönüşü olmayan acılara kapı aralıyor.